May 6, 8 sene önce
, , , ,

Röportaj: Dağhan Irak

Kırmızı Mavi’nin ilk röportajı özel bir isimle. Eurosport Türkiye dendiğinde akla gelen ilk isim olan Dağhan Irak, bizleri kırmayarak sorularımıza yanıt verdi. Röportajı okumadan önce kendisini daha yakından tanımak isterseniz, bu linkten ulaşabileceğiniz kişisel web sitesine alalım sizi.

 

Eurosport Türkiye spikerleri ile hayatımıza giren farklı tarzın ilk temsilcilerindensiniz. Eurosport’un bu ülkedeki default sesi olarak algılanan biri olarak, spor spikerliğine başlangıcınız nasıl oldu? Bu işe başlamanızı tesadüfler mi sağladı yoksa bir çocukluk hayali mi gerçekleşti?

Dağhan Irak: Ben tamamıyla kadınlardan oluşan ve sporu çok seven bir aileyle büyüdüm. Herhalde en büyük şansım budur. Tek kanallı televizyonda yayınlanan bütün spor karşılaşmalarını beraber izledik. Kadınlarla büyümenin faydası sanırım evde nispeten daha fazla demokrasinin olması, bizim evde herkes her zaman aklından geçeni söyledi, en küçük olan ben dahil. Spor hakkında aklımdan geçeni ilk o yaşlarda söylemeye başladım. Bence bunun mutlaka etkisi olmuştur. Ama sonrasında bunun bir mesleğe dönüşmesi tamamen tesadüf. Ben aslında politika ya da dış haberde ve yazılı basında çalışmayı planlıyordum.

 

Türkiye’deki alışılagelmiş spor spikerlerinden çok daha farklı bir stiliniz var. Televizyonun sesini kıstırmadan, sakin ve izleyiciyi ekran başına kilitleyen akıcı anlatım tarzınızı baz alarak, Türk televizyonlarındaki spor spikerliğinin nerede olduğunu düşünüyorsunuz?

Dağhan Irak: Açıkçası ben Türkiye’deki spor spikerlerinin fazla ve gereksiz rol kestiğini düşünüyorum. “Farklı” dediğiniz ben rol kesmiyorum, kendim gibiyim, benim stilimi seven de onlarla sohbet eder gibi anlatmamı seviyor. Bu da benim hoşuma gidiyor, zaten öbür türlüsünü istesem de yapamam. Bizden önceki kuşakta Murat Murathanoğlu, özellikle TRT yıllarında bu tip bir anlatım yapardı, ki benim spikerlikteki idolüm hep o oldu. O da sanırım benim gibi spikerliğe başka işlerden geçtiği için çok özgün bir anlatım stili var. Ben seviyorum. O bağıra çağıra, rol kese kese yapılan anlatım hoşuma gitmiyor, doğrusunu isterseniz evdeyken de dinlemiyorum, sesini kısıyorum. Zaten evde çok televizyon izlemem.

 

Çoğu spor spikerinin maç anlatırken yoğun heyecan yaşadığını ve bunun söylemde farklı şekillerde yansıtıldığına şahit oluyoruz. Bununla ilgili olarak, spikerler sporcularla veya takımlarla bağ kurarlar mı? Eğer kurarlarsa bu ne şekilde gerçekleşir? Sizde bunun bir örneği var mı?

Dağhan Irak: Biz de insanız sonuçta, sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz var. Ama bence çok spiker kasıtlı olarak taraf tutuyordur. Ben bazen hiç sevmediğim takımlar için heyecanlanıyorum. İnsan kendisini kaptırınca pek ayrım yapamıyor zaten, o anın hikayesini yaşıyor. Mesela geri dönüşler beni çok heyecanlandırır. Anlattığım bir maçta bir takımın geri döndüğünü hissedersem, o dönüşe kaptırırım kendimi. Ama burada da dikkatli olmak lazım, çünkü o geri dönüş yarıda kalabilir. Orada o takımla beraber hayal kırıklığı yaşamayıp, diğer takımın direnişini de aktarabilmelisiniz. Çünkü artık hikayeyi o takım yazmaya başlamıştır. Bizim derdimiz hikayeyi kimin yazdığı değildir özünde, o hikayeyi anlatabilmektir.

 

Her spora bu kadar hakim olmak, bu sporları ilgiyle takip etmeyi gerektirir. Sizdeki bu spor sevgisi nereden geliyor?

Dağhan Irak: Annemden. Gerçekten bizim evde ben küçükken her spor seyredilirdi. Artistik patinajdan basketbola, tenisten futbola kadar. TRT’nin katkısını unutmayalım tabii. Tek kanallı TRT’deki spor yayınını bugün Eurosport’ta bile yapamıyoruz biz.

 

Anlatırken en çok heyecanlandığınız spor dalı hangisidir? Eğer varsa karşılaşma adı ve bir anı paylaşabilir misiniz?

Dağhan Irak: Ben kadınlar futbolunu özel olarak çok seviyorum, aynı zamanda kadınların eşitlik mücadelesinin alanı olduğu için. Bu belki kadınlarla büyümüş olmaktan kaynaklı. Hayatımda en heyecanlandığım karşılaşma da 3-2’lik İngiltere-Rusya Kadınlar Avrupa Şampiyonası maçıdır. İngiltere 2-0 geriye düştü. İngiltere’nin yıldızı Kelly Smith sakat diziyle orta sahadan bir gol atıp takımını ateşledi, sonra da maçı İngiltere aldı. O gün arkasında K.Smith yazan bir İngiltere forması yaptırdım. Erkeklerde İngiltere’yi hiç sevmem oysa, 1990’da Kamerun’u Dünya Kupası’nda elediklerinden beri.

 

Geniş takipçi kitlesinin de avantajını kullanmaları ve bir şekilde izleyicileri yönlendirmeleri nedeniyle, spikerlerin yapı (tonlama, sözcük dizilişi gibi) ve sözlük (pek çok yerde uygulanmasa bile bayan sözcüğü yerine kadın sözcüğünün kullanımı ya da sözlüğe yeni sözcükler ekleme gibi) açısından, dil kullanımlarında dikkatli ve yönlendirici olmaları gerektiği gibi bir düşünceniz var mı? Genel olarak spikerlerin dil kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dağhan Irak: Zor bir soru. Bu spiker olarak kendinize nasıl bir misyon biçtiğinize bağlı. Ben bunları yapmaya çalışıyorum, yapılması gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü benim hayata bakışım böyle. Benim hayattaki asli faaliyetim yazmak. Gazetecilik, yazarlık, editörlük yapıyorum. Spikerlik benim için kucağıma düşmüş bir kariyer. Ben spikerlik yaparken bile yazar gibi yapıyorum, hassasiyetlerim de ona göre. Ama muhtemelen hayatında en son lise sonda eline kitap almış, “en büyük hobim solaryum” diyen insan da spikerlik yapıyor. Onun hassasiyetiyle benimki bir değil tabii.

 

Sosyal medyayı yoğun olarak kullanıyorsunuz. Burada istediğiniz kitleye ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Sosyal medyanın spor camiasına ve gündeme olan etkisi hakkında neler söylemek istersiniz?

Dağhan Irak: Nitelik olarak beni takip eden kitleden son derece memnunum. Birçoğu beni pek çok konuda besliyor. Tarz olarak çok ana akım diyebileceğimiz bir tarz benimsemediğim için nicelik konusunda da çok büyük bir iddiam yok. Zaten öyle kitleleri yönlendirmek filan gibi bir niyetim de yok, sosyal medya benim için bir nevi deşarj alanı. Daha da kendim gibi olabildiğim bir yer. Herkes bundan hoşlanmayabilir, saygı duyarım, ama başka türlüsünü de pek düşünmüyorum açıkçası. Sosyal medya insanı rezil de, vezir de edebilen bir şey. Üzerine çok da ahkâm kesmek istemiyorum çünkü hepimiz tecrübe ederek öğreniyoruz. Ama sosyal medya sayesinde gerçek kimliğini görüp çok sevdiğim de, nefret ettiğim insan da var. Kimin ne olduğunu görüyoruz biraz, iyi oluyor. Çok doğrudan bir ifade alanı olduğu için eninde sonunda herkes maskeleri çıkarmak zorunda kalıyor. Ben zaten pek maske takmadığım için bunu seviyorum.

 

Türk spor basını hakkında ne düşünüyorsunuz? İdeallerinizi gerçekleştirebileceğiniz yapı Türkiye’de mevcut mu? Değilse gelecekte mevcut olabilir mi? Eurosport gibi global ve ticari bir kuruluşta, basının geri kalanına göre ortaya koyduğunuz fark sizi tatmin ediyor mu?

Dağhan Irak: Çok umutlu değilim açıkçası. Ben idealist bir insanım, dahası tavizsiz bir insanım. Ana akım medyaya sıçramak uğruna kendimden vazgeçmem. Durum bu olunca “nereye kadar” sorusunu soruyor insan. Şu an idare ediyorum, ama ileride ne olur bilmiyorum. Ama bir yere kadar getirdiğim bir akademik kariyerim de var. Medyada var olamayacağımı hissedersem ona devam etmeyi düşünüyorum. O da bana zevk veren bir alan. Mesela kendi hocam Ragıp Duran gibi bir hoca olsam, başka da pek bir şey istemem. Ragıp Hoca’nın blogunu ıskalamayın bu arada, http://apoletlimedya.blogspot.com

 

Sporda Şiddet Yasası konusundaki eleştirel bakışınızı biliyoruz. Bu yasanın amaca uygunluğuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Dağhan Irak: Bu yasa bize söylenmeyen amacına gayet uygun. Taraftarın üzerinde korkunç bir polis baskısı kurmayı ve taraftarı uzaklaştırarak şirketlerin istediği müşteri-taraftarı stadyumlara çekmeyi hedefliyor. Nasıl ki fakir mahalleler kentsel dönüşümle yok edilip yerine zengin konutları yapılıyor, bu da futbolun kentsel dönüşümü. Taraftarın mutlaka örgütlenip mücadele etmesi gerekiyor. Mutlaka.

 

Futbolun endüstriyelleşmesi ve kulüplerin, pazarlama aktivitelerindeki yoğunlaşma (her şeyi paraya çevirme eğilimleri) hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dağhan Irak: Parası olanın taraftardan sayıldığı, olmayanın dışarı itildiği bir düzen hayal ediyorlar. Oysa futbol halkın en ucuz eğlencesi. Kimsenin halka bunu yapmaya hakkı yok.

 

AEK hakkında neler söylemek istersiniz?

Dağhan Irak: Size daha önce kimseye anlatmadığım bir şey anlatayım. Benim kocaman bir AEK bayrağım var evde. Çok zor bir durumda kaldığımda, çok zor bir işim olduğunda onu asıyorum. Bayrağa bakıp şunu düşünüyorum; “bu insanlar evlerinden, Türkiye’den kovulup, tanımadıkları bir ülkeye, Yunanistan’a sürüldüler. Evet, Rumdular, Ortodokstular Yunanlar gibi ama onların ülkesi Türkiye’ydi. Evi bırakıp gitmek ve asla dönememek ne kadar zor bir şey, değil mi? Onlar acılarını AEK’le, futbolla bastırdılar ve hayatta kaldılar. Öyleyse ben de bu zorluğu aşabilirim”. AEK bana güç veriyor. Bu benim kulüple kurduğum tuhaf ve derin bir ilişki.

 

Kardemir Karabükspor hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bu sezonki başarı seneye de tekrarlanabilir mi? Daha yukarı çıkmak için ne yapmak gerekir?

Dağhan Irak: Her şeyden önce öyle ya da böyle sendikayla bağı olduğu için önemli Karabükspor. “Ama…” diye başlamayın, ben de biliyorum. Ama sendika Türkiye’de birçok emekçi için var olmayan bir kavram. Adının geçmesi bile önemli. Karabüklü, bugün takımına sahip çıkar, yarın sendikasına. O zaman her şey daha güzel olur. Karabükspor, bir zamanların Zonguldakspor’u gibi bir umut bizim için. Belki de bir gün Karabükspor’dan bir Schalke yaratacak Karabüklüler. Ben buna inanıyorum.

Dolayısıyla sempatim var Karabükspor’a, başarılı olmasını istiyorum. Yücel Hoca’nın senelerce kalmasını istiyorum. Bence Karabükspor Türkiye’ye örnek olmak için her şeye sahip. Bence taraftarın Karabükspor’a sahip çıkıp, yönetimde pay sahibi olması gerekiyor. Tüm Karabük Karabükspor’u tutarsa, orada çok şey değişir. Türkiye’de başarılı olmak çok da zor değil aslında. Kenti arkanıza alın, bir plan yapıp beş sene o plandan şaşmayın, başarılı olursunuz. Çünkü en büyük kulüpler bile bunu yapmaktan acizler. İlk yapan karşılığını alır 🙂

 

Emmanuel Emenike’yi özel bir yere koyduğunuzu biliyoruz. Onun hakkında neler söylemek istersiniz?

Dağhan Irak: Daniel Amokachi’nin daha skoreri diyebilirim. Özel bir oyuncu. Birinci Lig’de yıldızlaşmaya başlaması önemli benim için. Basamakları şu ana kadar sindire sindire çıkıyor. İyi bir kariyer planlamasıyla çok daha iyi olabilir. Ben onun yerinde olsam İngiltere Championship Ligi’ne giderim mesela. Orada parlayabilir. Ama gönlüm Karabükspor’un efsanesi hâline gelmesinden yanadır, onu da söyleyeyim. Mesela rahmetli Mususi’nin Bursaspor için taşıdığı değeri Karabükspor için taşısa ne güzel olur.

 

Son olarak Karabükspor taraftarına vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Dağhan Irak: Kendilerini kulübün sahibi olarak görsünler. Nasıl yönetildiğini iyi takip etsinler, yönetime kendi taleplerini iletmenin ve karar alma süreçlerine katılmanın yollarını arasınlar. Ama ilk iş ve mutlaka örgütlensinler.

Paylaş "Röportaj: Dağhan Irak"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

12 Yorum

  1. 06 Mayıs 2011
    Tansu bombayı patlatmışsın süper.
  2. 06 Mayıs 2011
    Umarım güzel bir röportaj olmuştur. Pek deneyimli olduğum bir nokta değil ne de olsa 🙂 Sorulardan emin değilim ancak cevaplar doyurucu oldu benim açımdan…
  3. 06 Mayıs 2011
    Sporda Şiddet Yasası üzerine söyledikleri ilgimi çekti.Doğrusunu söylemek gerekirse enteresan bir bakış tarzı.Olayın bu tarafını hiç düşünmemiştim. Tartışılmaya değer buluyorum.
  4. 06 Mayıs 2011
    Sporda şiddet yasası ile söylemek istediklerini bu hafta sonu oynanacak olan Bursa-Beşiktaş maçında görebiliriz. Umarım öyle bir kargaşa çıkmaz ama en ufak bir elektriklenmede onlarca insan gözaltına alınabilir. Suçsuzlar da dahil buna…
  5. 06 Mayıs 2011
    Güzel söylemiş her Karabük’lü Karabükspor’u tutarsa orada çok şey değişir çok doğru.
  6. 06 Mayıs 2011
    çok güzel bir röportaj olmuş tebrik ederim…
  7. 07 Mayıs 2011
    Metin hocama ben de katılıyorum. Dağhan Irak’ın sporda şiddet yasasına dair belirttikleri öz ve etkili. Burada devleti yönetenler bir adım atmışsa futbol izleyicileri iki adım atmalı ve bunun karşısında durmalı.
  8. 08 Mayıs 2011
    Tansu Gürsel’in söyledikleri gerçekleşti..Rakip takımın taraftarları da orada bulunsaydı olacakları düşünemiyorum bile.Bu olaylardan ders alınmalı ,her spor müsabakasını cehenneme çeviren bu spor teröristleri stadlardan temizlenmeli. Bakalım yasa nasıl uygulanacak.
  9. 08 Mayıs 2011
    Yasa da zaten tozlu raflardan bir Beşiktaş-Bursaspor maçı öncesi indirilip “hemen bir önlem almalıyız” düşüncesiyle bir anda geçti kuruldan. Buradaki sorun bence “şiddet” ve “düzensizlik” arasındaki ayrımın yapılamamasında.
  10. 08 Mayıs 2011
    Tansu Gürselin “Belki de bir gün Karabükspor’dan bir Schalke yaratacak Karabüklüler. Ben buna inanıyorum.” sözüne ne yazıkki katılmıyorum. Kötümser olduğumdan değil, fakat Karabük halkımızın ne takımına ne de futbolcusuna sahip çıkacağına inanmıyorum. Bu böyle kalmaya devam edecek gibi görülüyor. Schalke veya Livornodaki gibi taraftar destekleri yüksek tribün potansiyellerine erişemeyiz.
  11. 08 Mayıs 2011
    Sevgili Anıl, Orada bir karışıklık oldu sanırım. Dağhan Irak’ın öngürüsüydü o 🙂 Bu konudaki kaygını anlayabiliyorum ancak Schalke’de de durum buradakinden çok farklı değildi en başlarda. Hatta kulüp bir dönem Berlin’e taşınmıştı ve işçilerinmiş gibi gösterilmeye çalışılsa da tamamen sermayeye ait bir hale getirilmişti. Sonradan bazı şeyler belli bir sürecin içeirsinde değiştirildi. Her şey pat diye olmaz sen de takdir edersin ki. Şu anda bir Schalke olmak benim için de ütopya. Eminim Dağhan Irak da “belki yarın bir Schalke olursunuz” düşüncesiyle söylemiyor bunu. Belli bir zamana ihtiyacımız olduğu ve bu zaman içerisinde de sindire sindire, sağlam adımlarla hareket etmemiz gerektiği kesin. Netice de 4-5 sene önce konuşuyor olsak, Süper Lig’de oynayacağımızı bile kestiremeyebilirdik 🙂
  12. 09 Mayıs 2011
    Evet özür dilerim,yanlış yazmışım. Cevabınız için de teşekkürler. Güzel bir röportaj olmuş, tebrik ederim.
Arşiv Yazılarımız
Şub 21, 11 ay önce

Kamuoyuna duyurumuzdur (21 Şubat 2018)

Değerli Karabükspor taraftarları… Bugün bir kongre sürecinden daha çıktık. Son dokuz ayda yaşadığımız üçüncü seçim ve ikinci kayyum tehlikesini geride bıraktık. Çok değil, bir sene önce çoğumuzun aklının ucundan geçm…

Ağu 21, 1 sene önce

Röportaj: Emanuel Roşu

KırmızıMavi’nin bir geleneği haline dönüşen röportaj serisi devam ediyor. Avrupa Liglerini ve ülkemiz futbolunu yakından takip eden Romanyalı gazeteci Emanuel Roşu ile Türkiye Ligi, Karabükspor ve Karabüksporumuzda futbol oynayan Rom…

Ağu 8, 1 sene önce

Kırmızı Mavi Spor Kültürü Derneği kuruldu

Değerli Karabüklüler, sporseverler, 2011 yılında başladığımız KırmızıMavi yolculuğunda 7 Ağustos 2017 tarihi itibarıyla bir dönüm noktasını geride bırakıyoruz. Yaklaşık bir yıldır planladığımız dernekleşme çalışmalar…