SON MAÇ – İLK DÜŞÜŞ

15 Mayıs 1994

Demir Çelik Karabükspor – Zeytinburnuspor

Süper ligde, eski adıyla 1.Lig’de ilk yılımız ve son maçımız.
Rakibimiz Zeytinburnuspor.
Kümede kalabilmek için bize bir puan yeterli.
Ama rakibimizin bizi yenmesi şart.
Tribünler tıklım tıklım dolu.
Başka takım taraftarları da tribünlerimizde bizi desteklemeye gelmişler.
Tüm Türkiye’nin gözü bizim maçta Tüm futbol kamuoyu ligde kalmamızı istiyor.
Ben teneke tribünlerdeyim.
Arkamda “ Şirinler” yazan bir pankart.
Herkes olabildiğince coşkulu.
Tribünden dışarıya ipler sarkıtılıyor.
İpler geri çekildiğinde uçlarında poşetler var.
Poşetlerin içi tıkabasa meyve suyu dolu.
Hararet basanlara servis yapılıyor.
Nasıl meyve suyu ise  içen yalpalıyor. Dili dolanıyor.
Belli ki bu sular katkılı, organizasyon gayet iyi.
Güvenlik önlemleri olağanüstü. İçerisi asker polis kaynıyor.

dfdfdf

Nihayet maç başlıyor.
İnanılmaz bir tezahürat var. Rakip takımın eli ayağına dolanıyor.
Takım kendine güveniyor.
Taraftar sonuçtan emin.
Bir taraf mavi dediğinde, diğer taraf kırmızıyı gırtlağı yırtılırcasına haykırıyor.
Uyum mükemmel.
Zaman zaman Meksika Dalgalanması yapıyoruz. Hep birlikte oturup, kalkıyoruz.
Katkılı meyve sularını tüketenlerin bazıları üzerimize yıkılsalar da pek umursayan yok.
Ama o ne gol yiyoruz. Ne gam?
Nasılsa atarız.
İkinci yarı başlıyor. Ama hala golümüz yok.
Zaman akıp gidiyor.Teller arkasındaki teknik adam oyuncu değişikliği yapıyor.
Bu değişiklik takımı hareketlendiriyor. Nitekim aradığımız golü geç de olsa buluyoruz.
Sevinçliyiz.
1 puan bizim için yeterli.
Kümede kalmak çantada keklik.
Zaman geçmek bilmiyor. Gözümüz skorbordda.
Maç bitti bitecek. 90 dakikanın tamamlanmasına saniyeler var.
Bizler hazırız, hepimiz ayaktayız.
Önce takımımızı kutlayacağız.
Sonra araçlarımıza binip zafer turu atacağız.
Ama o ne?  Havada bir top.
Süzüle süzüle kalemize gidiyor.
Gözlerimizi kapatıyoruz. Belli ki kalecimiz de kapatmış.

***

Hakem düdüğü çalıyor.
Futbolcularımız yerlerde ağlıyorlar.
Rakip takım futbolcuları ise sahanın ortasında mucizeyi doyasıya yaşıyorlar.
Tribünlerden atlayanlar var.
Atlayanlar jandarmayla çatışıyorlar. Hele bir astsubay var ki.
Önüne geleni dipçikliyor. Birden araya alınıyor.Dövülüyor.
Onu biraz önce dipçiğini yiyenler kurtarıyor.

***

Olaylar biraz azalınca arabamı park ettiğim tek katlı lojmanın önüne gidiyorum.
O ne?
Arabamın arka stopları, aynaları, farları, silecekleri parçalanmış.
Lojmandan yaşlıca bir hanım çıkıyor: “Evladım engel olamadım. Ellerinde çekiç vardı.Daha fazla zarar vereceklerdi. Taşı elime alınca kaçtılar.”
Sağol diyorum. Benim arabamdan ne istediler diye düşünürken gözüm plakaya ilişiyor. Plaka 34 ile başlıyor.

Sıkıntıdan bir an önce kurtulmak istiyorum. Görev yerim Bolu’ya gideceğim.
Tünele giden yokuşu çıkınca birden elleri taşlı , sopalı yaratıklar beliriyor.
Sağda solda durdurulmuş, zarar verilmiş araçlar.
Benim araba da hilkat garibesi. Lambalar, aynalar, silecekler darmadağın. Plaka da dayaklık.
Beni de durduruyorlar.
Eli sopalı, çirkin bir yaratık şöyle bir bakıyor. Arabanın içinde eşim de var.
Kafasını camdan içeri uzatıyor. Uzatmasıyla çekmesi bir oluyor.
Çünkü dikiz aynasına bağlı kırmızı-mavi baş bandını görüyor.
Kasılarak, sen geç abi diyor.
Yolun sağında ki solundaki adamlarına alkışlatarak beni yolcu ediyor.

***

Anlattıklarım o maçta  ve sonrasında  yaşadıklarımın küçük bir kısmı.
Bunları  unutmak istesem de beceremiyorum. Paylaştığım için  kendimi rahatlamış hissediyorum.

Görsel kaynakları: Milliyet Gazetesi

Paylaş "Maç anısı: 15 Mayıs 1994 Demir Çelik Karabükspor – Zeytinburnuspor"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

21 Yorum

  1. 31 Mayıs 2011
    Yazıya fotoğraflar tam uymuş.Emeklerinize sağlık
  2. 31 Mayıs 2011
    Karabükspor diyince akla ilk bu maç geliyor. O zamanı yaşayan, hatırlayan biz Karabüklülerin hatta bütün Türkiye’nin unutamadığı dramatik bir olay. ben de o gün maçı karşı apartmanda komşunun terasında izlemiştim. golü attığımızda 200evlere gelen o sesi ve 90.dakikada yediğimiz golden sonraki o sessizliği unutamıyorum. Zeytinburnuspor bizden bir sene sonra küme düştü. 1 sene aradan sonra tekrar lige çıktılar ancak 11 puan alıp son sırada tekrar küme düştüler. o zamandan beri 1.lige çıkamadılar. biraz araştırdım bu sene spor toto tff 3.lig 3.grupta mücadele etmişler. sadece 2 galibiyet 1 beraberlikleri var. 7 puan -71 averajla amatöre yol almışlar.
  3. 31 Mayıs 2011
    O sezon, Karabükspor için kabus gibi başlamış, bitime yakın güzel bir rüya gibi devam etmiş ve son dakikada yine bir kabusa dönüşerek bitmişti. İlyas Tüfekçi, efsane bir performansla ligin ikinci yarısında takımı ayağa kaldırmış ve tüm Türkiye’nin desteğini de arkasına almıştı. Ben, o dönemde henüz 13-14 yaşlarındaydım. Maçı o dönemki skorbordun bulunduğu kale arkasında izliyordum. Mahalleden abilerimiz ve arkadaşlarımızla sabah 7’de dikilmiştik stadın kapısına. Yanımıza yiyecek bir şeyler de almıştık ama ne bilelim sabahın köründe onları tükettikten sonra akşama kadar aç kalacağımızı. Stada girmesi bir çile, maçı beklemesi bir çile. Oturmak imkansız, zira oturacak yer yok… Güneş tepeden vuruyor, arada bulunduğumuz yere çöküyoruz, arada ayağa kalkıp başkalarının oturup dinlenebilmesi için yer açıyoruz. Elimizde radyo, diğer maçları dinleyeceğiz. Ancak hemen açmıyoruz ki pili bitmesin… Arada tribünün önüne amigolar gelip gidiyor. Bizleri coşturmaya çalışıyorlar. Ankaragücü ve Bursaspor’un amigosu o gün bizlerle. Hatta hiç unutmam, Ankaragücü amigosu “Baba Hindi” tezahuratları yaptırıyor tüm tribünlere. Herkes halinden memnun. Arada stat görevlileri sağolsunlar, kale arkalarındaki hortumlardan bizlere su sıkıp serinlememizi sağlıyorlar. Durum o derece ilkel ama o derece de keyifli… Derken maç başlıyor. Maçtan önce geçmek bilmeyen dakikalar, maçta su gibi akıp gidiyor. Zeytinburnu’nu ciddiye alan yok. Ama kadroda yılların tecrübesi Kemal Yıldırım var. Teknik direktörleri de Erol Togay… İşte ondan çekiniyoruz biraz. Ama sorun değil. Kemal Yıldırım’ı tutalım yeter. Ne de olsa biz de iyi takımız. Gerisini çözeriz. Olmuyor, tutamıyoruz 40’ına merdiven dayamış Kemal Yıldırım’ı. Atıyor bir tane. Gol, karşı kalede oluyor. İlk yarı öylece bitiyor. İkinci yarı bir yandan parmaklarımızı yiyor,diğer yandan maçı takip etmeye çalışıyoruz. Aradaki zaman yine su gibi akıyor. Bir dakika, beş saniyede bitiyor desem yeridir hani. Derken 70’lerde beraberlik golümüz geliyor. Statta yer yerinden oynuyor. Öyle bir sevinç var ki, dengede duramıyoruz. Kurtardık gözüyle bakıyoruz artık. Kulakta radyo, kim şampiyon olacak derdindeyiz hatta… Bir yandan tezahurat… Derken dakikalar 87 ya da 88, yanılmıyorsam soldan bir orta geliyor ve kafayı vuran Zeytinburnulu futbolcu kalecimiz Fevzi Layiç’i mağlup ediyor. (O futbolcunun oğlu da yıllar sonra Trabzonspor formasıyla ağlarımızı havalandırıyor. Adnan Baytar ve oğlu Engin Baytar). Tribünlerde büyük bir yıkım var. Hakem Bülent Yavuz son düdüğü çalıyor. İnsanlar tribünlerde ellerine ne geçirirlerse sahaya fırlatıyorlar. Yan hakem dayak yiyor. Polis futbolcuları ve hakemleri sahadan kaçırıyor. Sonradan türlü türlü rivayetler yayılıyor. En aklımda kalanı da yedek kaleci İbrahim’in o golü yiyen Fevzi Layiç’i bıçaklama hikayesi… Sonradan hiç ses çıkmıyor bunlarla alakalı. Giden, koca bir sezonun emeği ve hayaller oluyor. Zeytinburnu da zaten çok dayanmıyor ve o tesadüfi galibiyetin ardından ertesi sezon bir alt ligi boyluyor…
  4. 31 Mayıs 2011
    Hatırlanması gereken bir an bu şehir için. Unutulması ya da unutturulması söz konusu bile olamaz. Bir şehir takımı için hemen hemen tüm Türkiye’nin üzüldüğü tek an o gündür. Ligin ilk devresinde bir varlık gösteremeyip de ikinci devresinde topladığı puanlarla varolma mücadelesi veren takımın düştüğü gün. O maçla ilgili hatırladığım tek şey öğleden sonraki maça sabahın köründe girmemiz. İçeriye içecek suların alınmaması ve Amigo Tuncay’ın tüm tribünü hortum ile ıslaması. Maçı henüz 8 yaşımda ve boy olarak ufak tefek bir şey olmamdan dolayı maçı önümdeki kişilerin omuzları seviyesinde izlemiştim. Bir dönem öğrenci tribünü olarak adlandırılan yerde, yani eski skorbord tribünündeydim. Bir de maçtan sonra çıkan arbedede sol koluma hallice bir taş gelmeişti. O taş gelince hiç ağlamamıştım, çünkü taş gelmeden dakikalar önce ağlamaya başlamıştım.
  5. 31 Mayıs 2011
    O maç sırasında lise son sınıftaydım, kapalı tribünde maçı izledim. Maç bitince herkes dışarı çıktı, ben ise tribünde oturduğum yerde ağladım, kendime uzun süre gelemedim.
  6. 31 Mayıs 2011
    Bende o anı yaşadım, sizler gibi teneke tribündeydim babamla.Kemal Yıldırım tamda bizim olduğumuz kanattan fevzininde ileriçıkması ile aşırtma bi vuruşla golü attığında Karabükte hayat durmuştu spor severler için,o zaman biz de Kartaltepede oturuyoduk.Babamla geri döndüğümüzde stattan eve kadar hiç konuşmadık sanki birileri maç iptal olmuş diyecek ya da bugün yaşadıklarınız rüyaydı diyecek gibi beklentiler içinde eve geldiğimizde babam bir tarafta bense başka odada hıçkıra hıçkıra ağladığımız unutmuyorum,Ayrıca hakem Bülent YAVUZ’un maçtan sonra Karabüksporlu futbolcular için; O kadar tecrübesizlerdiki zaten statları küçük topu dışarı göndermediler,top dışarı çıksa zaten gelmesini bekleyecektik.(O zaman ne yedek top ne de uzatma vardı)dediğinide unutmuyorum.
  7. 01 Haziran 2011
    Ben o zaman 7 yaşındaydım.Bu olayları yaşamadım.Ama yıllar sonra bu olayları birçok kişinin ağzından dinledim.Şimdi burda anılarınızı okuduktan sonra tüylerim diken diken oldu umarım öyle bir sezon birdaha yaşamayız.
  8. 01 Haziran 2011
    Burada anlatılanları yaşları nedeniyle yaşamamış olanların dikkatle takip etmelerini öneririm..Bu Bursaspor’da,Ankaragücü’de nereden çıktı diyenler nereden çıktığının küçük bir kısmını bu yazılarda bulabilirler.
  9. 06 Temmuz 2011
    94’deki Z.Burnu-Karabük maçı yazını okudum ben de o günlere döndüm,Hocamız İlyas Tüfekçi,maçın hakemi Bülent Yavuz’du,Karabük 7 maç üst üste kazanmış,hatta önceki maçta Bursa’yı 4-0 yenmişti,90+3’de santradan yapılan ortada Yasin kafayı vurmuş ve top bizim kale direğinin dibine vurup girmişti,Erol Togay bile inanamamıştı gol olduğuna.Ben Trabzon’da radyodan dinliyordum,golü yiyince şok oldum,gündüz vakti gidip yattım,yemek bile yiyemedim,yorganı kafama çektim ertesi güne kadar çıkmadım.Hayatımın en kötü günlerinden biriydi.Yazını okuyunca yıllarca geriye gittim.
    Ben de sana bir anımı anlatayım bakalım hatırlayabilecekmisin,Karabük’de Orduspor’la oynuyoruz ,Ordunun hocası Kadri Aytaç,Şampiyonluğa oynuyorlar(Tabi 2.Ligdeyiz o zaman),maçta Ordu bi gol atıyor öne geçiyor,biz kapalıdayız,seyircinin yarısı satılmış köpekler diye bağırıyor,benim olduğum gurup da başımızda İlhamiyle birlikte gırtlağımızı yırtıyoruz hala Karabük diye,hiç unutmam İlhami R’leri söyleyemezdi Kaabük diye bağırırdı,maçın sonlarına doğru kemik Nezih bi gol attı durum 1-1 oldu,biz bağırmaya devam ediyoruz,son dakka Ahmet Çorbacı soldan sıfıra indi ortaladı top üst direğin içine çarpıp kale çizgisine düştü,Ordu’lular dışarı bizimkiler içeri sokmaya çalışıyorlar,bizim 4 numara Çengel Mete (Ahmet Cumhur’un ağabeyi) kalabalığa daldı ayağınıı kırmak pahasına topu kaleye soktu,seke seke kenara geldi ve hani nerde satılmış köpekler diye bağırarak kendini sırt üste piste attı bayıldı,sedyeye koyup götürdüler,maç bitti Kadri Aytaç ve Ordusporlu futbolcular yerlerde çimleri yoluyorlar,biz ise tamamen coşmuşuz ,sesim kısılmış günlerce konuşamadım ,70’li yıllar,seneyi tam olarak hatırlıyamıyorum ama Lise yıllarım olduğunu bliyorum.Hatırladın mı…Selamlar…
  10. 06 Temmuz 2011
    Maçı hatırlamıyorum..Sanırım Adana’da öğrencilik dönemime denk gelmiş..Çünkü maçları kaçırmam söz konusu değildi..Ama keşke o maçta olsaymışım..Enteresan…anlar yaşanmış..Paylaşımın için sağol..
  11. 02 Kasım 2011
    Bu maç oynandığında tam olarak 61 günlükmüşüm, 15 Mart 1994… Haliyle kendi anılarımı anlatamayacağım, fakat anlatılanlar insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor… Eniştem anlatmıştı, Bursaspor ve Ankaragücü taraftarları bizim için geceden gelmişler. Stad çevresinde(yanlış hatırlıyor olabilirim) kurulup lastik yakarak ısınmışlar, orada muhabbetler falan olmuş. Sonrasında maç başlamış, harika bir coşku… Sonrası malum… Yıl 2011, Bursa’ya küfür edip Beşiktaş lehine tezahürat ediyoruz. Ne diyelim…
  12. 07 Şubat 2013
    Bir zeytinburnulu olarak dayımlarım o maçta deplasman tribünündeydi… Bir İstanbulspor taraftarı vatandaşın 7 yaşındaki çocuğu ile maça gelmiş ve maç sonunda taşlanmada istanbulsporlu abi yaralanıyor ve hastaneye götürülüyor çocuğu ise dayımlara emanet bırakıyordu, o çocuk 1 gün bizde kalmıştı… İşgüzar bir otobüs şöforun kestirme yol diye dağ yoluna sokup otobüsü 34 plakasını gören karabük köylülerinin de otobüsü taşlaması ve kurşunlaması bizde de akılda kalanlar…
  13. 09 Şubat 2013
    Mehmet arkadaşım istenmeyen olay fazlaca oldu. Ama kurşunlama asla olmadı.Olsa onu da yazardık. Katkınız için teşekkürler.
  14. 19 Şubat 2013
    BU MAÇTA BENDE ZEYTİNBURNU TRİBÜNLERİNDEYDİM 22 yaşındaydım çokta kalabalık gitmiştik bu maça 50-60 otobüs diye hatırlıyorum ve benimde hiç unutmadığım bir maç bu maç staddan zor çıkmıştık şehrin çıkışındaki tünele tepelerden kayalar yuvarlanmıştı yol boyunca askerler konvoya eşlik edip galeyana gelmiş halkı engellemeye çalışıyordu yolda şalvarlı teyzeler ablalar otobüsümüze taş atıyorlardı ne günlerdi bizde maç bitince dışardan ve içerden taş yağmuruna tutulduk gerçi alışkındık bu tip olaylara önemli olan kazanmaktı o gün bunu başardık sizede gerçekten üzüldük ama yenen bir taraf olması gerekti biz olduk silah seslerini bende duydum sanırım jandarmaydı ormanın içinden bize saldıracak taraftarları kovalamak için ateş açmıştı havaya
  15. 19 Şubat 2013
    Orta okula çağındayım ve fanatik Karabükspor’luyum…O hafta içi maç temposuna sınıfta ders aralarında arkadaşlarımla tezahuratlar yapıyoruz bir nevi maç gününe hazırlanıyoruz..Günler geçmek bilmiyor..Dersleri asıyoruz…Niyahet gün büyük gün dediğim gün geliyor..Hiç maçla alkası olmayan arkadaşıma maçtan bir gün önce sabah saat 07:00’da bize gel, kahvaltı yapar gideriz diyorum..Maçtan anlamaz aslında ama sırf maçın önemini anlattığım için ve o hafta yapılan tezahuratlardan etkilenerek geliyor..Sabah kapımın zili çalıyor açıyorum ve karşımda elinde kırmızı mavi bayrakla maçtan anlamayan arkadaşım karşımda duruyor..Bayrağı daha önce bir yerden almış ve evde duruyordu maçta salarız diyor ve arkadaşımın artık futbolsever olarak görüyorum o anda.. Kahvaltımızı seri şekilde yapıp hemen otobüse yetişiyoruz ve halı sahanın orada iniyoruz..Aman Allahım o da ne, bilet aldığımız tribün skorbord tribünü ama anlatamayacağım uzunlukta kuyruk var..Sabah saat 08.00… Kuyruk tam maratonun yoluna kadar uzanıyor…Bismillah deyip giriyoruz sıraya ve hatırlayamadığım bir saatte içerde buluyoruz kendimizi…Zaman geçmek bilmiyor ve yine yanlış hatırlamıyorsam maç saat 16:00 gibi oynanacak…Sıcakta kavtuluyoruz pişiyoruz resmen..Bir aptallık yapmışızki elimizde su yok..Deliler gibi susadık..Millet itfaye sula bizi diye tezahuratlar yapıyor ve sulanıyoruz..Top toplayıcı çocuklara yalvar yakar su bulun bize diye bağırdık ve kirli su doldurup attılar bize ama nasıl içtim o kirli suyu anlatamam..Onuda zaten yaşlı bir amca yakaladı havada ve kendisi içince sen çok susadın al iç dedi ve nasıl içtiğimi anlatamam..Allah susuz bırakmasın…Amin… Maç saati geliyor ve tribünler yıkılıyor adeta..Arkadaşım ilk defa böyle bir ortam gördüğü için şaşırıyor ve oda ne tezahuratlar yapılırsa bildiği kadar mırıldanıyor..Tam karşımızda eski taş tribününde Zeytinburnu taraftarları var..Sus pus şekilde oturuyorlar…Yaklaşık 500 kişiler..Ortamdan çekinmiş olsalar gerek ses çıkaramıyorlar..Maç başlıyor ve 0/0 skor bize yetecekken golü kalemizde görüyoruz..İkinci yarı Hasan oyuna giriyor ve sol ayağı ile kaecinin sağına köşeye topu gönderiyor taş tribünü tarafına ve stad yıkılıyor adeta..Herkez son dakikalara geldiğimiz için aynı tezahuratı yapıyor ” Yar saçların Lüle Lüle Zeytin sana Güle Güle” stad bu tezahuratla yankılanıyor..Kırmızı- Mavi tezahuratı çarşıyı yankılıyor neredeyse..Son dakika oynanırken orta alanda top kaybı yapıyoruz aman Allahım adamlar uzun pasla ceza sahasına topu gönderiyorlar ve sagdan orta geliyor herkez Fevzi çık diye bağırıyor ama Fevzi efendi bizler gibi izliyor çıkmıyor topa…Adam arkadan gelip golünü atıyor ve herkez sus pus..Sadece Zeytin taraftarı inletiyor stadı…Futbolcularımız yerde yığıla kalıyor..Maç bitiş düdüğü çalıyor ve Cumayanı kürtleri skorbord tribününden atlayıp ” Size Cumaynını dar edecez” deyip Zeytin taraftarına saldırı için arabalarına biniyor..Amcalar babalar dedeler abiler kardeşler herkez ağlıyor..Benim ve arkadaşımın gözleri dolmuş bir şekilde staddan çıkmak istemiyoruz…Ağlıyoruz artık bizde..Ve hayat devam ediyor ertesi gün okula gidiyoruz moraller hocalarda bile sıfır…Müdür yardımcımızın konuşmasına şahit oluyorum tenefüste ve hocamızla konuşurken kulak misafiri oluyorum..Zeytinburnu taraftarını Cumaynında otobüslerini resmen iskeletora döndürmüşler..Hepsinin camları kırılmış…34 plakalı arabaların herşeylerini kırmışlar…Tv’de gösteriyor görüntüleri diyor hocamıza…Ve o günden buyana işte Karabükspor’luluğum dahada arttı ve ve hiç hevesim kırılmadı..Umarım şuanki futbolcularımız bu işçilerin alın teri haklarının bilincinde olurlar ve hak ettiğimiz, özlediğimiz Karabükspor olarak Spor Toto Süper Lig’de asansör takım olmadan yolumuza devam ederiz..Zeytin maçından sonra sene 2011 ve hala aramızda o maçtan sonra tövbe edip yada kırılıp maça gelmeyenler var..Ne kadar acı bir durum olsa gerek..Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın biz Karabükspor’lulara ve gerçek Karabük’lülere..Saygılar… SALİH YELMEK
  16. Pingback: En (vurgulu) “oradaydım” | Emre Yağlı 28 Ağustos 2013 […] [2] Metin Aytekin Hocamız’ın KırmızıMavi’de yazmış olduğu maç anısı ve yazı altındaki bireysel anılar – Bağlantı […]

  17. 25 Mart 2014
    Tansu Kardeş, Yazını okudum. Anlatmışsın, ancak kısmen hatalı. Öncelikle, Fevzi Layiç ile ilgili yorumun öncelikle yanlış tabi kasıt yoksa…Kasıt varsa tabii ki yalan. Bıçaklanma hadisesi falan yok. Öncelikle Fevzi, Ümit ve diğer arkadaşlar Karabükspor’u ilk kez birinci lige çıkaran oyunculardır. Ali Kemal hoca ile birlikte. Daha sonra İlyas Tüfekçi hoca olmuş ve başta kötü giden takım son dönemde düzelmiş ancak maalesef son maçta şanssız bir mağlubiyet almıştır. Konu budur. Ayrıca o günün hakemi Bülent Yavuz tarafsız bir yönetim göstermeyerek maçı uzattıkça uzatmış ve takımın son dakika golünün yenmesine neden olmuştur. Gol oluncaya kadar beklemiş daha sonra golün santrasını bile yapmamıştır. Muhtemelen sana birileri yalan yanlış bir şeyler söylemiş. Sen de yazmışsın. Sana tavsiyem aldığın bilgileri sağlam ve doğru kaynaklardan al ve tam bilmediğin şeyleri doğruymuş gibi yazarak kimse hakkında yanlış şeyler yazma. Yoksa sana veya o haberi çıkana yalancı veya iftiracı derler. Yine de senin art niyetli olduğunu düşünmüyorum. Düşüncelerini ve yazını düzeltmeni bekliyorum. Saygılar,
    İsmail Layiç
  18. 29 Mart 2014
    İsmail bey, Fevzi Layiç olayı zaten “hikaye” olarak aktarılmış Tansu Gürsel’in yazısında. O maç şehirde o kadar kazınmaz hatıralar bıraktı ki, bu hatıraların da ardında “şehir efsaneleri” bırakması çok normal. Sonuçta insanlar sadece maçı konuşamayacaklar, maçla ilgili “hikaye ya da gerçek” herhangi bir şeyi de bunun yanına katacaklar. Adı üzerinde, bu bir “rivayet.” İçinde bol bol “mış,” “miş” bulundurur. O dönem takımda bulunan her futbolcu Karabük’te birer efsane olarak anımsanır ve yüzleri daha dün gibi gözümüzün önündedir.
  19. 29 Mart 2014
    İsmail Kardeş, Böyle bir rivayet vardı o dönemlerde. Adı üzerinde, rivayet. Zaten ben de aynen şunu yazmışım: ” Sonradan türlü türlü rivayetler yayılıyor. En aklımda kalanı da yedek kaleci İbrahim’in o golü yiyen Fevzi Layiç’i bıçaklama hikayesi…” Herhangi bir kesinlikten bahsetmemişim. Bu hikaye Karabük’te anlatılır durur. Engel olmak isteseniz buyrun Karabük’e, herkese tek tek anlatın. “Fevzi Layiç bıçaklanmamıştır” deyin. Olayın aslını illa ki siz daha iyi bilirsiniz İsmail Kardeş… Fevzi Layiç’i bilirim. Karabükspor için neler yaptığını da iyi bilirim. Takdir de ederim. Ancak onunla ilgili bir “rivayetten” bahsetmem beni yalancı ya da iftiracı yapmaz. Bilginize…
  20. 11 Mayıs 2014
    Ben maçın hakemiyle AİBÜ’de yapılan süper lig hakemleri seminerinde bu maçı konuştum.Kendisi maçın sonucundan çok etkilendiğini, sizin söylediğinizin aksine maçı normal uzatmaların dışında uzatma niyetinin olmadığını söyledi. Hatta gözüm kendi saatimden ziyade stadın skorboard’ındaydı dedi. Maçın golü uzatmada değil,maçın bitimine yakın geldi. Yan hakem Ali Kunak o pozisyonda ofsayt gösterebilirdi ama yapmadı.
  21. 19 Ağustos 2014
    O dönemde daha 13-14 yaşlarındayım. Şuandaki güney kale arkasındayım (skorboard tribünü) en altta tel örgülere yapışmış bir şekilde izliyordum maçı hatta golüde en net görenlerden biriyim tam kalenin arkasındaydım çünkü. Allah o günleri tekrar yaşatmasın inşallah. Anlatılacak cok şey var ama neyse…..
Arşiv Yazılarımız
Şub 21, 11 ay önce

Kamuoyuna duyurumuzdur (21 Şubat 2018)

Değerli Karabükspor taraftarları… Bugün bir kongre sürecinden daha çıktık. Son dokuz ayda yaşadığımız üçüncü seçim ve ikinci kayyum tehlikesini geride bıraktık. Çok değil, bir sene önce çoğumuzun aklının ucundan geçm…

Ağu 21, 1 sene önce

Röportaj: Emanuel Roşu

KırmızıMavi’nin bir geleneği haline dönüşen röportaj serisi devam ediyor. Avrupa Liglerini ve ülkemiz futbolunu yakından takip eden Romanyalı gazeteci Emanuel Roşu ile Türkiye Ligi, Karabükspor ve Karabüksporumuzda futbol oynayan Rom…

Ağu 8, 1 sene önce

Kırmızı Mavi Spor Kültürü Derneği kuruldu

Değerli Karabüklüler, sporseverler, 2011 yılında başladığımız KırmızıMavi yolculuğunda 7 Ağustos 2017 tarihi itibarıyla bir dönüm noktasını geride bırakıyoruz. Yaklaşık bir yıldır planladığımız dernekleşme çalışmalar…