
Teknik direktörümüz maçın başlamasına az bir zaman kala Muhammet’in maç antrenmanında sakatlandığını, stoperde Deumi’nin yanında Nikoliç’in oynayacağını yabancı kontenjanı nedeniyle de sol bekte Erkan Taşkıran’ın forma giyeceğini söylediğinde endişelenmedim desem yalan olur. Nikolic kapalı kutuydu. Erkan ofansif yönü güçlü ama defansif yönü yeterli bir oyuncu değildi. Endişem bundan kaynaklanıyordu.
Maç Galatasaray’ın vuruşuyla başladı. Başlar başlamaz da gözümüzü Elmander’den alamadık. Deumi neredeyse ona yapışık oynuyordu. Yine eyvah dedim bunu bir yerlerde yıkar, başımıza iş açar. Ama maçın sonuna kadar beklediğim olmadı. Deumi geride geçilmez kale gibiydi.
5.dakikada Elmander bir anda defansın arkasına sarkıyor,Tomic ile karşı karşıya kalıyor, buna rağmen topu sert bir şutla dışarı gönderiyordu. Yine aynı dakika içinde bu defa Shelton, Mehmet Çakır’a mükemmel bir top atıyor, o da kale yerine dışarı atıyordu. 10.dakikada Selçuk hiç kimsenin beklemediği bir anda Sercan’a gol pozisyonu hazırlıyor, o da aşırtma bir vuruşla havayı dövüyordu.
14.dakikada Shelton soldan eski günlerindeki gibi Galatasaray ceza alanına hızla girmek üzereyken kaleci kontrolsüz olarak ceza alanının hemen kenarında tekmeyle
Shelton’ın göğsüne dalıyor. Hakem de tereddütsüz doğrudan kırmızı kartı gösteriyordu. Bu bir avantajdı. Rakip kalan 75 dakikayı 10 kişi oynayacaktı. Kaleye de zamanında Karabükspor’dan bol gol yemeye alışmış Ufuk geçiyordu.
Bu dakikadan itibaren Karabükspor oyunun mutlak hakimi oluyordu. Ayağa paslar, yardımlaşmalar, mücadele tavan yapıyordu.
22.dakikada İlhan – Cernat verkaçında Cernat gol vuruÅŸunu yapamıyor, aynı dakika içerisinde Shelton’ın soldan çok sert ÅŸutu kaleciden dönüyor, dönen topu Mehmet Çakır iyi kullanamıyordu.
Bu baskımız yaklaşık 35.dakikaya kadar sürdü. Bu dakikada Shelton sol kanatın gerisine, İlhan Parlak ileri uca çekilince baskımız bitiyor, oyun dengeleniyordu.
İkinci yarıda yine oyunun mutlak hakimiydik. AyaÄŸa pas olayı abartılıyor, ileriye gitmek yerine kendi sahamızda topu yan paslarla çevirip duruyorduk. Top ancak Cernat Usta’ya ve Birol’a geldiÄŸinde rakip kaleye gidiliyordu.
73.dakikada sağ tarafta topla buluşan Erdem herkes orta yapacak diye beklerken birden ortaya geliyor kaleyi karşısında görünce sol ayağıyla fişek gibi vuruyordu. 1-0
75.dakikada Cernat özlediğimiz çalımlarıyla ceza alanının içine kadar giriyor, ama iri defansın arasında istediğini yapamıyordu.
Bu dakikadan itibaren toplam 6 dakika Galatasaray’a top göstermeyen takımımız kaleye gitmeyi de deneyebilse belki de skor garantiye alınacaktı. Ama abartılı pas yapma kaleye gitmeye tercih ediliyordu.
Dakikalar 82’yi gösterirken oyuna 30 saniye önce giren Baros, ceza alanımızın köşesinde topa sahip olmaya uğraşırken, Erdem’e yardıma giden Rıdvan en yapılmazı yapıyor, arkadan çelmeyi takıyor ve penaltıya neden oluyordu. Melo topu bir tarafa, kalecimizi diğer tarafa gönderiyordu. 1-1
Ve maç bu sonuçla bitiyor iki takım da haftayı birer puanla kapatıyordu.
Sonuç olarak; takımımız bu maça iyi hazırlanmıştı, sol stoper oynayan Nikolic neredeyse hatasız oynuyor, Deumi mükemmel müdahaleler yapıyordu. Oyunun mutlak hakimi olmamıza rağmen bu maçta 3 puanı hiç beklemediğimiz kolaylıkta alabilirdik. Ama olmadı. Ancak Trabzon maçı için fazlasıyla ümitlendik.
 Görsel kaynağı: ajansspor.com