Ara 12, 15 yıl önce
,

Artık bir alışkanlığımız var

kayserispor karabükspor maçı fotoğrafları

Evet, artık bir alışkanlığımız var. Kendimizi her ne kadar uzak tutmaya çalışsak da, buna karşı önlem alıp bunu en iyi şekilde uygulasak da artık bir alışkanlığımız var, bunu açık bir şekilde görüyoruz. Alışkanlık? Tabi ki kaybetmek.

Maçı iki-üç cümlede çok rahat özetleyebilirim. İlk 40 dakika işler olabildiğince yolundaydı, Kayserispor teknik direktörünün “bu maçın ilk yarısı 0-0 biter, soyunma odasında futbolculara ne söyleyeceğimi düşünürken şu kulübede arkama yaslanayım” dediği an golü yedik. İkinci yarıda biraz hücum yaptık fakat yine golü yedik. Haliyle de maçı kaybettik.

Deplasmanda sadece 1 puan alabildik, diğer maçların hepsi kayıp. Artık bizimle oynayacak olan takımlar “zaten bunlar deplasmandan puan çıkaramıyor, maça dengeli başlarız, atak geliştirdiğimiz anda da zaten bir şekilde golü atarız” der olacak. Onların iştahını kabartıyoruz açıkçası. O zaman alışkanlığımızın adını futbolun en popülerinden koyalım: Deplasmanda galip gelememe alışkanlığı.

Tansu’nun maç öncesi Kayserispor değerlendirmesini okuyan varsa Amrabat için “maça nasıl başlarsa öyle gidiyor” dediğini anımsayacaktır. Amrabat’ı çok rahat bir şekilde durdurduk, ilk 40 dakikayı olabildiğince kendimiz yönlendirdik. Deumi. Biri Deumi mi dedi? Evet, severim kendisini, profesyonelliği açısından bakarsak üzerine yok diyebilirim çok rahat. Fakat Deumi’nin puan bırakma kontenjanı da var. Bu maç biraz öyle oldu sanki. Dalgınlık mıdır, nedir? Bilemiyorum, açıklanması güç bir durum. Ama her ne olursa olsun o dakikaya kadar son derece kritik müdahaleler yapan bir futbolcunun böylesine basit bir durumda tetikte olması gerekirdi, bunda tavizi olmamalıydı.

Bu maç için “ilk 40 dakika” lafı çok geçeceğe benziyor Mersin İdman Yurdu maçına kadar. Evet, ilk 40 dakikada çok iyiydik, her şey istediğimiz gibi gitti. Ama kaybettik, bu bir alışkanlık oldu. Hani derler ya: “Önemli olan kazanma alışkanlığı yapmak, kaç kaç kazandığınızın önemi yok.” Aynen bizim durum da böyle artık. Kaybetmeye dair bir alışkanlık var. Futbolcuların yüzlerinden daha maça başlamadan bunları okuyacağız artık.

Maç sonucunda ne Bülent Hoca’nın ne de futbolcuların payı var. Şu haftaya kadar geldik, ligin yarısı bitti diyebiliriz. Eldeki malzeme bu. Sezon başında yöneticilerin “bu sezon farklı bir Karabükspor olacak” söylemlerini şu an içinde bulunduğumuz duruma gönderme yapacağını düşünememiştim. Kendimden özür diliyorum. Nereden bilebilirdim ki futbolcuları alanların bu kadar mantıklı çıkarımlar yapacağını. Tekrar özür dilerim, kendimden.

Oyuncu performansları hakkında bir şeyler söylemek gerekirse Mehmet Çakır hedef alacağım futbolcu olacak. Evet, maç içerisindeki durumu ve futbolcunun nasıl ayakta kalacağını en iyi futbolcunun kendisi ya da o işle doğrudan uğraşanlar bilir. Fakat bir futbolcu da maç içerisinde sınırlı bir zaman diliminde bile olsa ayakta kalmayı bilmeli. Futbol mentalitesini beğendiğim futbolculardan biri olmasına rağmen Çakır’ın bu sezonki tek olumsuzluğu bu. Sağ kanatta bir yerlere gömülmüş şekilde bulunuyor maç içerisinde.

Artık her maça umutla bakma zamanı. Ya da şöyle diyeyim: Futbolcusu ve teknik heyetiyle olur da bu takım şu günlerden çıkar, sezon sonunda şu anki tehlikeden kurtulmuş bir durumda bulunursa hepsinin heykeli dikilmeli, önemli bir iş yapmış olurlar. Açıkçası ben küçük de olsa bir ışık göremiyorum.

Paylaş "Artık bir alışkanlığımız var"