Haftalardır yazıyoruz, çiziyoruz, rakiplerin bize karşı avantajları neler olabilir, dezavantajları nelerdir diye kafa patlatıyoruz ancak nedense maça geldiğinde hep kötü senaryoyla karşılaşıyoruz. Bu biçareliğin sebebi, Kayserispor maçının ardından Skibbe’ye bağlandı ve Alman hoca, yerini ligin tecrübeli teknik direktörlerinden Mesut Bakkal’a bıraktı. Mesut Bakkal, şahsen beni çok tatmin eden bir isim değil ancak boşta olan diğer hocalara bakınca en tercih edilesi teknik direktörlerin başında geliyor. Tabii ki şimdi eleştiri değil, hocaya destek verme zamanı. Umarım ki benim halen daha (her şeye rağmen) beğendiğim bir teknik direktör olan Michael Skibbe’nin yapamadığını yapar ve elindeki oyuncu grubunu tam bir “takım” haline getirir. Şimdilik sinyaller o yönde…
Bu haftaki rakibimiz İBB, senelerce Abdullah Avcı yönetiminde ligin dişli takımlarından biri olmayı başarmış bir ekip. Abdullah Avcı’nın milli takımda göreve başlamasıyla birlikte geçen sezon Arif Erdem’le sezonu tamamlamak zorunda kalmışlardı. Bu sezona ise Beşiktaş’ın eski teknik direktörü Carlos Carvalhal ile başladılar. Bu iki hoca da takıma eski ahengini kazandırabilmiş değil. Artık istikrarsız performanslar sergileyen, ne zaman ne yapabileceği belli olmayan ve daha kırılgan bir İBB izliyoruz. Bu bağlamda yeni hocamız Mesut Bakkal’la birlikte kendi sahamızda yeni bir motivasyonla çıkıp iyi sonuç almaya en yakın olacağımız maçlardan birisi de bu karşılaşma.
İBB’nin kalesinde bu sezon Portekizli Eduardo var. 30 yaşındaki kaleci Genoa’dan kiralık. Daha önce Braga’daki performansıyla dikkat çekmiş ve Serie A’ya yol almış. Geçen sezonu da yine kiralık olarak Benfica’da geçirmiş. Eduardo, benim çok beğendiğim bir kaleci. Yan toplarda fazla etkin değil ancak cepheden gelen toplarda ve birebirlerde çok etkili. Ağır İBB savunmasının arkasına sarkan oyunculara karşı da doğru zamanlamayla çıkıp tehlikeyi savuşturabiliyor. Yani her an oyunun içinde olan ve çabuk bir kaleci. Bir ara kimsenin yerlere göklere koyamadığı Karcemarskas’ı falan cebinden çıkarır. Bana göre ligdeki en iyi beş kaleci içinde sayılabilir. Hiçbir zaman mucizeler yaratmaz ancak fahiş hata da yapmaz. Eduardo’nun yedeği olarak geçen sezon Hasagic’in sakatlığı sebebiyle bolca şans bulan tecrübeli Oğuzhan Bahadır var. Oğuzhan da yapabilecekleri belli olan bir kaleci. İstikrarlıdır. Akmaz kokmaz. Birinci kaleci olarak güvenilmez belki ancak iyi bir yedektir. Üçüncü kaleci ise bu sezon başında Nazilli Belediyespor’dan transfer edilen Hakan Canbazoğlu. Hakan hakkında pek fikrim yok. Mutlaka yeteneklidir ki kendisine bir yatırım yapılmış.
Takımın sağ bekinde sezon başında Portekiz 2. liginde yer alan Desportivo Aves takımından transfer edilen Geraldes var. 21 yaşındaki futbolcu, Carlos Carvalhal’in tanıdığı ve takıma kazandırdığı bir isim. İlk 10 hafta itibariyle ben çok ekstra bir özelliğini göremedim. Yabancı kontenjanı için biraz lüks buluyorum açıkçası kendisini. Teknik özelliklerinden bahsedecek olursa, ön plana çıkarmamız gereken en önemli özelliği hücuma çıkmayı seviyor oluşu. Sürekli olarak hücuma katılıyor. Sürpriz şutlar çıkartıyor. Ancak henüz bir gol ya da asist üretebilmiş değil. Tabii hücuma olan yatkınlığından ötürü savunmadaki ana görevlerini de ihmal etmiyor değil. Hızlı bir oyuncu olmasına rağmen arkasında derin boşuklar bırakabiliyor. Tecrübesizliğinden dolayı da zaman zaman kademe hataları yapıyor. Onun bölgesinde fırsatlar bulabiliriz. Sağ bek için diğer alternatiflerse takımın tecrübeli oyuncuları Rızvan Şahin ve Cihan Haspolatlı. İkisi de artık yaşlandı. Cihan daha çok orta sahada görev aldığı için çok acil durumlar haricinde sağ bek olarak görev almayacaktır. Rızvan ise eski çabukluğunu ve motivasyonunu kaybetmiş durumda. Bu sezon biri ligde biri de Türkiye Kupası’nda olmak üzere sadece iki kez şans bulabilmiş. Ligde sahalarında Gençlerbirliği’ne 2-0 yenilmişler, kupada ise Orhangazispor’a 2-1 yenilerek elenmişler.
Sol bek pozisyonunda Carvalhal tarafından tercih edilen ilk isim tecrübeli Ekrem Ekşioğlu. Ekrem, 34 yaşında değil de 25-26 yaşlarında olsa ligdeki birçok takımın transfer listesinde yer alabilecek bir oyuncu. Gayretli ve sert. Ancak ne kadar fit olursa olsun, yaşının getirdiği handikapları var. Pozisyonunu kaybettiği zamanlarda faule başvurmak zorunda kalıyor ve kart görme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Sezonun ilk 10 haftası itibariyle iki sarı bir de kırmızı kartı var. Ekrem’in olmadığı zamanlarda Gökhan Süzen sol bek olarak oynuyor. Ben, Galatasaray alt yapısından çıkmış bir oyuncu olan Gökhan’ın direkt oynayacağını düşünüyordum sezon başında. Ancak Carlvalhal onu tercih etmedi. Oynadığı maçlarda da genel olarak orta sahada görev aldı. Bu da onun çok yönlülüğünü gösteriyor. Tabii onun da bu yeteneğine rağmen mental olarak kendisini geliştirememiş olması, daha büyük takımlara transferini engelliyor.
İBB defansının göbeği, ligin en sıkıntılı defans hatlarından birisi diyebiliriz. Bu bölgeeki banko isim Metin Depe. Metin, iyi bir stoper fiziğine sahip ancak arkasından 3 kişi çekiyormuşçasına ağır bir oyuncu. Bire birde yakalayabileceği bir oyuncu yok. Belki bizim Mehmet Yıldız’la kapışabilir, bilemiyorum. O yüzden arkaya çok oyuncu kaçırıyor. Metin’in yanında bu haftaya kadar Kamil Zayatte oynadı. İki sezon önce Konyaspor’un Hull City’den yalvar yakar transfer ettiği Zayatte, bana göre forma şansı bulan stoperler içinde ligin en yeteneksizi. Kendi kalesine gol mü dersiniz, ayağındaki topu rakibe vermek mi dersiniz, pozisyon hatası mı dersiniz, sakarlık mı dersiniz? Aklınıza gelebilecek her türlü hatayı yapabiliyor. Tek önemli özelliği atletik olması. Bu bölgenin alternatifleri ise Can Arat, Mahmut Tekdemir ve Marcus Vinicius. Can Arat, neredeyse Zayatte kadar sakar bir stoper. Mahmut, ayağı düzgün olduğu için orta sahada değerlendiriliyor. Ona orta sahada daha geniş değineceğiz. Marcus Vinicius ise kadroda yer almasına rağmen henüz oynatılmamış. Zaten oldum olası sakatlıklarla başı derttedir. Bu sebeple bir istikrar problemi yaşar her zaman. Savunmaları havadan fena değil. Hava toplarında çok rezil olan savunmaları aşamadığımızı gördükten sonra İBB’ye karşı kafa topundan bir gol bulursak altın bulmuş sayılırız muhtemelen. Yerden çok kötüler. Metin ve Zayatte tandemiyle çıkacaklarını düşünürsek, arkalarına çokça adam sarkıtabiliriz. Geraldes’le aralarındaki koordinasyon eksikliğinden yararlanabiliriz. Çabuk oyunculara karşı sıkıntılarından yararlanabiliriz. İlhan Parlak ve Ahmet İlhan gibi gezici oyuncular bu maçta iş yapar. Shelton da oynarsa fena olmaz hani.
Orta sahalar üçlü bir hattan oluşuyor. Zaten Carvalhal takımı klasik 4-3-3 oynatıyor. Orta üçlünün ikisi savunmaya yönelik oyuncular. Önceki haftalarda genel olarak Cihan Haspolatlı ve Mahmut Tekdemir oynamış. Mahmut son iki haftadır oynamıyor. İki hafta önce cezalıydı ancak geçen hafta neden oynamadığını bilmiyorum. Basında da fazla haberleri çıkmıyor zaten. Sakatsa da öğrenemedik. Mahmut, daha önce de belirtiğimiz gibi hem stoper hem orta sahada görev alabilecek yapıda bir oyuncu. Mehmet Topal’ın bir alt sürümü desek yeridir. Abdullah Avcı’nın çok tuttuğu bir oyuncudur (milli takımda Mehmet Topal’ın neden hocanın vazgeçilmezleri arasında olduğunun cevaplarından birisi de bu aslında). Geçtiğimiz sezon, orta sahada oynadığı zaman, sık sık savunma oyuncularına yaklaşıyor ve onlara destek olmaya çalışıyordu. Bu sezon zaman zaman ileride yakalandığı oluyor. Top çıkarırken de Metin-Zayatte ikilisinin topa bomba muamelesi yapmalarından ötürü Mahmut geriden aldığı topları oyun kurucu olarak görev alan Samuel Holmen’e iletiyor. Mahmut ve Cihan olmadığında Efe İnanç ve Zeki Korkmaz gibi oyuncular şans buluyor. Kadroda bir dönem takımımızın kadrosunda da yer almış Serhat Gülpınar da var ancak artık 33 yaşında ve henüz forma şansı bulamamış bu sezon. Oyun kurucu Holmen’den bahsetmek gerekirse, takımdaki en yüksek profilli 2-3 oyuncudan biri olduğunun altını çizerek başlayabiliriz. İsveç Milli Takımı oyuncusu da olan Holmen, hem savunmaya verdiği destek hem de hücum hattındaki efektifliğiyle takımın en büyük kozlarından. Gerek savunma arkasına yaptığı sürpriz koşular, gerekse de uzaktan attığı şutlar çok etkili. Gol ve asist olarak hep iyi rakamlar yakalıyor. Holmen’in alternatifleri Taner Yalçın ve Gökhan Süzen. Özellikle Taner Yalçın, yedek kalmasına üzüldüğüm bir oyuncu. Köln’den gelmişti ve çok yetenekli bir futbolcudur. Bu sezon yalnız bir maçta oynadı ve o maçta da asist yaptı. Neden daha fazla şans bulamadığını anlamak pek kolay değil. Karabükspor’da görmek isterdim kendisini açıkçası. Gökhan da dikine oynamayı seven yetenekli bir oyuncu ancak daha önce de belirttiğim gibi kafa olarak hazır değil. Motivasyonu üst düzeyken gerçekten önemli işler yapabilir ancak ne zaman hangi ruh halinde olabileceğini kestirmek güç. Orta saha için bir diğer alternatif de 94 doğumlu Enver Cenk Şahin. Hücuma dönük bir oynucu. Sol kanatta da oynayabiliyor. Fizik olarak gelişmesi gerek. Carvalhal’in üzerinde durduğu isimlerden biri. Genelde 18 kişilik kadroya alıyor kendisini.
İleri üçlünün sağında normal şartlar altında Tom Silva ya da Edin Visca’nın oynaması lazım. Ancak yabancı kontenjanı nedeniyle son dönemde Ömer Can Sokullu ve Turgay Bahadır oynamış. Kaleci Eduardo, sağ bek Geraldes, stoper Zayatte, orta saha Holmen, sol kanat/forvet Doka ve santrafor Webo ile 6 yabancı kontenjanı doluyor. Bu yüzden sağ kanat/forvet olarak yerli oyuncu oynatmak zorunda kalıyor Carlvalhal. Burada bana göre en iyi oyuncuları Visca. Anack gereken ölçüde forma şansı bulamadığı için köreliyor. Düzenli oynasa yurt dışında da önemli takımlarda oynayabilme potansiyeline sahip olur. Burada bir yerli oyuncu oynayacağını öngörürsek, Turgay Bahadır ve Ömer Can Sokullu’ya dikkat etmemiz gerekir. Turgay, tam bir sağ forvet. Geçen hafta da Galatasaray’a karşı fena oynamadı ve bir de gol attı. O da bence bu sezon daha fazla oynayabilirdi. İyi bir hücumcu. İstikrarlı bir oyuncu. Kendisinden daha fazla yararlanmak mümkün. Ömer Can ise daha normalde orta sahaya daha yatkın bir oyuncu ancak bu sezon mecburiyetten oynadığı bu bölgede yaptığı asistlerle dikkat çekti. Sol tarafta ise banko Doka Madureira var. Doka her ne kadar geçen sezonki kadar dominant bir rol alamasa da takımın büyük kozlarından birisi. Sağ ve sol forvetler, kanatlardan etkili olmaya çalıştıkları gibi, en uçta oynayan ancak zaman zaman bir 9,5 numara gibi rol alabilen Webo’nun boşalttığı alanlardan savunma arasına sürpriz koşular yaparak tehlike yaratmaya çalışıyorlar. Zaten hücum organizasyonlarının en ciddi kısmını bu savunma arasına atılmaya çalışılan ani paslar oluşturuyor. Sürpriz adamlara dikkat… Sol tarafta Doka haricinde Tom, Visca, Ömer Can ve Gökhan Süzen de oynayabilir. Tabii Doka sağlamsa Doka oynar. Gerisi sadece alternatiftir.
En uçta görev alan Webo’nun rolünde az önce kısaca bahsettim. Halihazırda Kamerun Milli Takım oyuncusu olan, senelerce İspanya’da top koşturmuş ve bugün büyük takımlarda bile yararlı olabilecek olan Webo, ligin en iyi golcülerinden birisi. Zaten bugün basında yer alan haberlere göre Carvalhal ile yaptığı görüşmede takımdan ayrılmak istediğini açıklamış ve talipleri arasında Beşiktaş, Fenerbahce ve Dinamo Kiev gibi takımlar yer alıyormuş. Çok zeki ve bitiriciliği üst seviyede. Webo, üstün futbol bilgisi sebebiyle az önce de değindiğim gibi 9,5 numara rolünü de üstlenebiliyor. Geriye gelip, savunma arasına etkili ara pasları atabiliyor. Bir anda bir forvet arkası gibi savunmanın dengesini bozabiliyor. Çok önemli bir oyuncu ve dikkat etmek gerek. Kesinlikle sabit değil. Yer değiştirerek oyunun seyrini değiştirebilir. Alternatifi ise Turgay Bahadır ve Tevfik Köse. Turgay, muhtemelen sağ forvet gibi oynayacağı için Tevfik ikinci alternatif olmaya daha yakın gibi. O da çok zeki ve bitirici bir oyuncu ancak fizik olarak daha iyi seviyede olması lazımdı. Bir de istkirar sorunu var. Devamlılık sağlayamadı bir türlü.
Rakibin kuvvetli yönlerini kısaca toparlayalım:
1-Eduardo gibi çok iyi bir kalecileri var.
2-Bekleri hücumu sevdiği için bizim kanat oyuncularımızı geriye hapsedebilirler. Bu tuzağa düşmemek lazım. Burada kanat oyuncularını besleyecek orta saha oyuncularımıza büyük iş düşüyor.
3-Orta sahada kim görev alırsa alsın performans olarak belli bir standardı tutturabiliyor.
4-Samuel Holmen gibi müthiş bir oyuncuya sahipler. Holmen’in uzaktan vuruşlarına ve ceza sahasına sürpriz koşularına dikkat (Alper Potuk’ta da aynı şey söz konusuydu ve maçta yaşadıklarımız ortada)
5-Kanat oyuncuları çok etkili ve teknik. Onlar da savunma arkasına koşular yapıp, bu koşu yollarına pas çıkarabilecek kalitede.
6-Ligin en iyi santraforlarından Pierre Webo’ya sahipler. Webo’nun gezici oyunu savunmanın dengesini bozabilir. Fırsatçılığına da dikkat.
8-Son Galatasaray maçında da gösterdikleri üzere çok etkili hücum pres yapabiliyorlar. Savunma oyuncularımızın burada dikkatli olması lazım. Birinci bölgede top kaptırmak intihar olur.
İBB’nin zayıf yönlerini de şöyle özetleyebiliriz:
1-Carvalhal bir orta sıra takımı için çok iyi hoca. Ancak futbolcular üzerinde kesinlikle bir Abdullah Avcı etkisine sahip değil. Takımı bir arada tutamıyor. Zaten bu eksikliği de derin şekilde hissediyorlar.
2-Savunmaları çok sıkıntılı. Metin Depe’nin ağır oluşu, Zayatte’ın ise sakarlıkları başlarına dert. Bu oyuncuların yapacağı hatalar, gerek kendilerini gerekse de takım arkadaşlarını kart görme riski altına sokuyor.
3-Savunmada arkaya çok fazla oyuncu kaçırıyorlar. Yerden ve seri oynarsak sonuç alırız. Maça başlarken onlara bu hissiyatı verebilirsek, yani arkaya adam kaçırma girişiminde bulunursak tedirgin olacak ve savunmalarını geride kuracaklardır. Daha önce bunu çokça yaptılar. Takımın boyu 60 metreleri buldu bazı maçlarda. Ki bu da çok fazla bir rakam.
4-Geraldes hücumu çok sevdiği için geride çok açık alan bırakıyor. Kademe hatası yapabiliyor. Savunması zayıf bir bek. Karşı sol açığa topla oynama imkanı tanıyor. Dengesiz müdahaleleri var. Tehlikeli yerlerden serbest vuruş kazanabiliriz sayesinde. Hatta ceza sahası içinde yakalarsak penaltı yapma riski de azımsanmayacak derecede…
5-Orta sahayla savunma arasında büyük boşluklar bırakabiliyorlar. Yukarıda 3. maddede belirttiğim gibi savunmayı geride kurmalarını sağlayabilirsek orta saha oyuncularımıza topla oynayacak geniş alanlar açılır.
6-Mahmut oynamazsa orta sahalarındaki defansif dengeyi tutturamazlar. Cihan fazla sağa kayıyor. Efe çok ileriye çıkıyor. Holmen de hem hücum hem savunma arasında koşturduğu için geride açık bırakıyorlar.
7-Yabancı kontenjanı nedeniyle Visca’dan yararlanamıyor oluşları bize avantaj sağlar.;
8-Doka ne kadar yetenekli olursa olsun geçen seneki etkisinden uzak.
İki tarafın dengelerini ve önceliklerini düşündüğümüz zaman kazanmaya yakın olduğumuz bir maç olduğunu düşünüyorum. Bu karşılaşma öncesinde bariz bir şekilde ağır basan taraf biziz. Kayserispor nasıl ki bize karşı kesinlikle ihtiyacı olan galibiyeti kendi sahasında ve seyirci desteğiyle aldıysa, biz de bunu İBB karşısında yapabiliriz. Yeni bir hocamız, yeni bir heyecanımız ve öyle zannediyorum ki artık kenetlenmiş bir takımımız var. Neden olmasın?

1 Yorum
Pingback: Cesaretin Getirdikleri / Karabükspor:3 İBB:1 | My Blog 13 Ocak 2015 […] ki bu takım mücadele etsin… Maç öncesi Kırmızı Mavi’de İBB’yle ilgili bu linkten ulaşabileceğiniz tanıtım yazısını yazmıştım. Yazıda üzerinde durduğum nokta, İBB savunmasının çok sorunlu olduğu ve […]