Kas 16, 14 yıl önce
,

Kaptanın pazubandını takamadığı anda görünenler

kardemir karabükspor - galatasaray

Çoğumuz Karabükspor’u uzun zamandır bu kadar istekli görmemiştir. Yine çoğumuz maçın 35. dakikasında “artık on gol yeseler bile umrumuzda değil” dememiştir bugün dediği kadar. Aklım hala Hakan Söyler’in oyuna girdikten sonra kaptanlık pazubandını takamadığı anda. Öyle bir gemiydi ki bindikleri, su alan her yeri kapatmak bir yana dursun, açacakları yelkenlerle hangi rüzgara yöneleceklerini düşünüyorlardı orada. Bir takım vardı.

Spor Toto Süper Lig’in 12. haftasında Galatasaray’ı 3-1 yenerek rahat bir nefes aldık… Aldık demiyorum, ileriye yönelik çok şeyi gördük. Sezon başında bir takımın Galatasaray’ı yenmesi için o maçta Galatasaray’ın üç-dört topunun direkten dönmesi gerektiğini söyler dururdum. Bir yanılgının da ötesinde kaldı artık bu, gördüklerimiz hissettiklerimizi apaçık ortaya döktü.

Sahiden, Hakan Söyler o pazubandı nasıl takamadı, anlayabilmiş değilim hâlâ. O pozisyon sırasında altıpasta kolunda sallanan beyaz şey ekranda nasıl garip bir görüntü oluşturduysa zihnimizde de yeri olmayan bir alanı açtı. Belki gördüklerim sahada oynanan futbolu konuşturmayacak bana ya da yarın Karabük’te cumartesi sohbeti yapan herhangi birine.

Tamam, bu yazı sıradan bir Anadolu takımının bir İstanbul takımı karşısında aldığı galibiyeti olmadık bir şekilde büyüten, hatta abartan bir görüntü sergileyebilir. Yok, sergilemez. Durum bildiğiniz gibi değil. Karabükspor’u takip edenler yazının geri kalanını okuyabilir, sanırım bizi en iyi yine biz biliyoruz. Bugün büyük bir takım, hatta şampiyonluk adayı bir takımı yenmenin mutluluğunu yaşamıyoruz. Geçtiğimiz sezonun 12 Şubatı’nda Fenerbahçe’yi “Direne direne kazanacağız” sloganıyla yenip yolumuza devam ettiğimiz başlangıçta da bunu yaşamadık. İşte o yüzden yazının başlığı takım kaptanının pazubandını pozisyonun ciddiyeti gereği bir türlü takamadığını anda aklımızdan geçen her bir düşünceyi taşıyor. Yoksa Ahmet İlhan ne güzel aşırttı, Arena sustu bizi dinledi, oh LuaLua ne güzel oynadı diyebilirdik. Durum burada bizim için baya bir farklı. Görmek istediklerimizi uzun zamandır göremiyorduk, bugün gördük. Evet, Ahmet İlhan süper gol attı, ama o sevinirken biz de onunla orada koştuk. İyi ki koşmuş, iyi ki bu sezon beklentileri karşılayamayan Juju oyuna girmiş ve elinden geleni yapmış. Ve son “iyi ki” sahada basmadık yer bırakmayanlar sahada basmadık yer bırakmamış.

Futbolun belki de işimize gelmeyen tek tarafı rakibin özgüvenli bir şekilde karşımızda dikilip durması. Bugün Karabüksporlu futbolcularda bu özgüven vardı. Daha maç başlamadan teknik direktörün gözünüde de sözünde de özgüven vardı. Klişeye doğru bir soru yönelterek şu duygu yükünün sözcüklere dökülme zorluğunu atmaya çalışayım: Bu özgüveni görmeyi “önümüzdeki maçlarda” görmek istediğim kadar aklımı kurcalayan bir şey var ki o da önceki maçlarda neredeydiniz şeklinde bir soru.

Belki de öyle uzun zamandır beklediğimizden dolayı şu futbolu, yazabilecek bir şey yok elde. Görmek istediğimiz şey sadece sahada basmadık yer bırakmayanların “önümüzdeki maçlarda” da sahada basmadık yer bırakmamaları. Biz yine 35. dakikada çıkıp “maçın geriye kalanında on gol yiyin, sorun yok” diyebiliriz.

 

Paylaş "Kaptanın pazubandını takamadığı anda görünenler"