Mar 28, 14 yıl önce
, , ,

Süper Lig 27. Hafta Rakibimizi Tanıyalım – Kayserispor

kayserikarabük

Milli maç arasının ardından lige yepyeni bir başlangıç yapma fırsatıyla karşı karşıyayız. Rakibimiz, son haftaların formda takımı Kayserispor. Ancak rakibin ismi önemli değil. Kayserispor, Fenerbahçe, Mersin İdmanyurdu ya da Antalyaspor… Kim olursa olsun Karabükspor’un bu yeni sayfayı tertemiz açması lazım. Bunun için gereken potansiyel mevcut mu? Şüphesiz ki evet!

Rakibi detaylı incelemeye başlamadan önce ligdeki genel durumuna ve form seviyesine kabaca bir göz atalım. Kayserispor, puan tablosunun 9. sırasında. UEFA Kupası’na katılmak için ciddi şansları var. Ligde berbat geçen ilk yarı ve mağlubiyetle başlayan ikinci yarının ardından son sekiz maçta toplam 17 puan topladılar. Bu sekiz maçta sadece Galatasaray’a yenildiler. Son altı maçın dördünü ise gol yemeden tamamladılar. Yani kısaca şunu söyleyebiliriz ki son birkaç sezondaki en iyi dönemlerinden birindeler. Sezon başından bu yana deplasmanlarda oynadıkları maçlara baktığımızda 4 galibiyet, 2 beraberlik ve 7 yenilgileri var. 13 deplasman maçında 18 gol atıp 25 gol yediler. Fakat şunu unutmayalım ki ikinci yarıda ciddi bir düzelme var. İkinci yarıdaki 4 deplasman maçında kalelerinde sadece 3 gol gördüler. Bizim de kendi sahasında en az gol atan (7 gol)  takım olduğumuz düşünülürse işimizin ne kadar zor olduğuna dair fikrimiz netleşiyor. Zor ama asla imkansız değil…

Sezonun ilk yarısında Kayserispor’u tanıtan bir yazı daha yazmıştık. O yazının linki de fikir vermesi açısından şurada bulunsun:

http://www.kirmizimavi.org/2012/11/01/super-lig-10-hafta-rakibimizi-taniyalim-kayserispor/

Kayserispor’un kadrosunu incelemeye kaleden başlayalım. Bu bölgede ilk yarıda olduğu gibi Ertuğrul Taşkıran’ı görüyoruz. Ertuğrul, geleceği olan çevik bir kaleci. Ancak daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi benim çok da tuttuğum bir kaleci değil. Yine de şunu kabul etmem gerekir ki bu sezon çok iyi bir gelişim gösterdi. İlk yarıdaki halinin ötesinde. Bu gelişimine aynı ivmeyle devam etmesi halinde yakında milli takım için de ciddi alternatifler arasına girer. Fakat daha önce de belirttiğim gibi, daha potansiyeline yaklaşamadı. Kuvvetli yönleri çabukluğu ve hızlı karar vermesi. Kalesini terk ettiği pozisyonlarda zamanlamasını artık daha iyi ayarlıyor. En belirgin zayıflığı çok top sektiriyor oluşu. Ondan dönecek ikinci toplar konusunda uyanık olmalıyız. Ayrıca yan toplarda zaman zaman hatalı çıkışlar yapabiliyor. Yumrukladığı toplar, gol tehlikesi yaratabileceğimiz bölgelere düşebilir.  Bir de mümkün olduğunca yerden net vuruşlar denemeliyiz Ertuğrul Taşkıran’a karşı. Yedek kaleci olarak Gökhan Değirmenci var. Gökhan benim nazarımda çok değerli bir kalecidir. Bazen çok kötü goller yiyebiliyor fakat maç kazandırabilecek performanslar da gösterebilen bir oyuncu. Son iki sezonda gerek özel hayatında gerekse de sportif olarak büyük şanssızlıklar yaşadı. Yoksa şimdi çok daha iyi bir seviyede olabilirdi. Yine de benim gözümde ligin en güvenilir yedek kalecilerinden birisidir. Üçüncü kaleci, İngiltere’den gelen Deniz Mehmet. Ondan da ileride çok şey bekleniyor ancak bize karşı kadroda olacağını sanmıyorum.

Teknik Direktör Robert Prosinecki (ki çocukluğumda hayranlık beslediğim bir futbolcuydu) savunmada klasik dörtlü düzeni tercih ediyor. Tahminime göre önümüzdeki sezon bu savunma hattını büyük ölçüde değiştirecektir. Yazının ilerleyen kısmında Prosinecki’nin yaptığı önemli işlerden ve Türk futboluna yaptığı katkılardan yüzeysel de olsa bahsetmiş olacağız. Savunmanın sağ tarafında aslen ilk tercih Gretar Steinsson’du. İzlandalı oyuncu, hücumu seven ve zaman zaman yerini kaybeden bir bekti. Ancak 13. haftadan itibaren sakatlığından dolayı forma giyemedi. Şu anda sakatlığı atlatmış durumda olsa da henüz hazır olmadığı için Karabükspor’a karşı forma giymesi beklenmiyor. Steinsson’un yokluğunda herkes Kamil Ahmet Çörekçi’nin sağ bek olarak oynamasını beklerken, Prosinecki orta sahanın ortasında oynayan Salih Dursun’u sürpriz bir şekilde sağ bek olarak değerlendirmeye başladı. Salih, güçlü fiziği olan, hatta bir sağ bek için hantal görünen bir oyuncu olmasına rağmen bu bölgede hiç de fena işler yapmıyor. Türk futbolunda doğru düzgün sağ bek yetişmediğini de göz önünde bulundurursak Salih bir kazanç olabilir. Genç futbolcu, duran toplarda da ileri çıkarak takımına üç gol kazandırdı. Ancak o da Steinsson gibi zaman zaman yerini kaybediyor. Salih’in bir sakatlığı vardı ama Pazartesi gecesi onu sahada göreceğimizi tahmin ediyorum. Bu bölgede çok mecbur kalınırsa Eren Güngör’ün de idare edecek seviyede oynayabileceğini eklemekte fayda var.

Sol bek olarak, ilk yarı boyunca Malik Fathi’yi izlemiştik. Ancak Fathi’nin vatandaşlık sorununu çözememesi nedeniyle takımdan gönderilmesi, bu bölgede teknik ekibi yeni arayışlara itti. Aslında elde Erdal Akdarı ve genç milli takımların önemli isimlerinden Nurettin Kayaoğlu gibi iki Alman menşeili alternatif olmasına rağmen Prosinecki o bölgeyi de devşirme oyuncuyla doldurmayı tercih etti ve yılların merkez orta sahası Abdullah Durak’ı savunmanın solunu savunmakla görevlendirdi. Abdullah sağ ayaklı bir oyuncu olduğu için burada biraz bocalıyor. Zaman zaman geri dönmekte geciktiği oluyor ya da bulunması gereken yeri unutuyor. Yine de oyun bilgisi yüksek bir oyuncu olduğu için şimdilik genel performansının iyi olduğunu söyleyebiliriz. Tüm bunlara rağmen ben olsam orada safkan bir sol bek kullanmayı denerdim.

Savunma göbeğinde Zurab Khizanishvili ile devre arasında takıma katılan Marko Simic’i görüyoruz. Prosinecki’nin yaptığı önemli işlerden biri de tam bir el bombası olan Zurab-Eren Güngör ikilisini dağıtıp daha sert bir tandem kurgulamak oldu. Eren Güngör, yaşadığı talihsiz sakatlığın ardından halen daha eski çizgisine yaklaşabilmiş değil. Sakatlanmasa şu an belki de en iyi yerli stoper olabilirdi. Ancak ne yazık ki şu an iyi bir yedekten öte değil. Zurab ile aralarındaki uyumsuzluk takımın çok kötü goller yemesine yol açıyordu. Simic de belki çok üst düzey bir stoper değil. Arada önemli bir fark var.  O, Eren Güngör’de olmayan pozisyon bilgisine ve sertliğe sahip. Zurab ve Simic, kaya gibi iki stoper. İkisinin de ağır olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen savunmada eski boşluklar verilmiyor. Zaman zaman beklerle olan uyumsuzluklarından ötürü derin boşluklar olabiliyor ancak kesinlikle artık iki stoper arasından adam kaçırmıyorlar. Bu noktada savunma arkasına oyuncu kaçıracaksak Zurab-Simic ikilisini değil, Salih-Zurab ikilisinin ya da Simic-Abdullah ikilisini zorlamalıyız. Ki son hafta Galatasaray bu zaaflarını çok iyi kullandı. İlk golde sağ taraftan gelen uzun topu soldaki Selçuk İnan, kafayla stoper ve sağ bek arasına koşu yapan Sneijder’in önüne indirerek asisti yaptı. Üçüncü golde ise Melo, Simic’in kendisini karşılamak için ceza sahası dışına çıktığı anda Abdullah’ın kademeye girmediğini görerek boş alana koşu yapan Burak’ın önüne güzel bir top bırakmıştı. Galatasaray’ın ilk iki golünde ise şöyle bir ortak özellik vardı: Kenar oyuncuları, ters kanattan kendilerine gönderilen uzun toplarda rakip bekler daha topa müdahale etmeden tek pasla arkadaşlarını buldular ve goller geldi. Ayrıca Zurab ve Simic’in çizgiye kadar inip kaleye paralel gönderilen sert paslarda da ağırlıklarından kaynaklı zaaflar yaşadıklarını unutmamak gerek. Yapacağımız arka direk koşuları, kademeye girmekte tereddüt edecek olan iki kanat savunmacısını da düşündüğümüzde bize büyük avantaj sağlayacaktır. Hava toplarına fazla girmiyorum. Zira o konuda pek zaafları yok. Biz de yan toplarda fazla etkili bir takım değiliz. Fizik kuvvetleri fazla olduğu için hücum oyuncularının vücut vücuda mücadeleye girmek yerine alan değiştirerek oynamaları daha uygun olur.

Kayserispor orta sahasında savunma ağırlıklı iki oyuncu görev yapıyor. Birincisi geçen sezondan bu yana başarıyla forma giyen Cristian Riveros. Riveros, son dönemde daha verimli. Bu verimin sebebi de yeni partneri Ceyhun Gülselam. Kış transfer döneminde Galatasaray’dan kiralanan Ceyhun, Kayserispor’da gerçekten verimli olmayı başardı. Devamlılık kazandıkça daha da iyi oynuyor. Orta sahada bundan önceki dönemde savunma aksiyonlarına büyük efor harcayan Riveros, Ceyhun’un gelmesiyle rahat bir nefes aldı ve top kullanma becerisini de konuşturmaya başladı. Tabii ki Riveros halen daha savunma yapıyor ancak işin buradaki kaba pisliği alan oyuncu Ceyhun. Yine de orta sahada yeterli savunma direnci sağladıklarını söylemek mümkün değil. Ceza yayı çevresinden şut fırsatları ve hücum oyuncularını besleyebilecek pas fırsatları bulmak mümkün olabilir. Bu bölgedeki diğer alternatifler Salih Dursun, Abdullah Durak ve risk alınan anlarda Okay Yokuşlu olacaktır.

Prosinecki, Ceyhun-Riveros ikilisinin önünde hücuma dönük üçlü bir hat kullanıyor. Yani aslında klasik 4-2-3-1 formasyonunu uyguluyorlar diyebiliriz. Bu hücuma dönük üçlü genel olarak sağdan sola Sefa Yılmaz, Cleyton ve Pablo Mouche’den oluşuyor. Adı geçen üç oyuncu da özellikle en uçta oynayan Bobo’nun alan değiştirip rakip savunmayı üzerine çektiği anlarda sürpriz koşular yapıp aldıkları derin paslarla tahlike yaratabiliyorlar. Onları hemen hemen her maçta kaleciyle burun buruna görebiliyoruz. Sağ tarafta oynayan Sefa Yılmaz, Prosinecki’nin göreve başlamasıyla birlikte potansiyeline daha da yaklaştı. Yakaladığı çıkış çok önemli. Zaten Duisburg’da oynadığı dönemden bu yana benim çok beğendiğim ve çeşitli Türk kulüplerine önerdiğim bir oyuncuydu. Kayseri çok akıllıca bir iş yapıp onu transfer etti. Kendisinin duran toplarda da etkili olduğunu eklemek gerek. Sefa’nın yokluğunda sağ çizgide Diego Biseswar, Pablo Mouche ve Engin Bekdemir gibi oyuncuları görmek mümkün. Solda oynayan Mouche de çok yüksek profilli bir oyuncu. Uluslararası bir standarda sahip. En çok dikkat edilmesi gereken oyuncuların başında geliyor. Mouche’nin oynamasının tek bir avantajı var bizim açımızdan. Sağ taraftaki Sefa savunmaya elinden geldiğince yardım etmeye çalışırken, Mouche daha çok ileride kalmayı tercih ediyor. İstediğinde iyi savunma da yapabilen bir oyuncu olmasına rağmen kendisini o konuda fazla zorlamıyor. Mouche’nin alternatifi Ömer Bayram, Diego Biseswar, Engin Bekdemir ve Yener Arıca. Görüldüğü üzere bu bölgede birçok alternatifleri var. Ömer Bayram, Biseswar ve Yener Arıca’nın Hollanda alt yapılı oyuncular olduklarını da bir detay olarak not düşelim.

Sefa ve Mouche’nin arasında 10 numara olarak Panathinaikos’un eski oyuncusu  Cleyton’u görüyoruz. Cleyton, sezonun ilk yarısında oldukça durgun ve istikrarsız bir görüntü ortaya koymasına rağmen Prosinecki’nin gelişiyle kendine geldi ve şu an 4 gol 7 asistle takımın hücum yükünü çeken oyunculardan birisi konumunda. Onun savunma arkasına yapacağı dikine koşulara karşı çok dikkatli olmak gerek. Bu bölgede Okay Yokuşlu, Engin Bekdemir ve nadir de olsa Biseswar da oynayabiliyor.

Gelelim rakibin en kapalı kutu bölgesine. Normalde en uçta Bobo oynuyor. Bobo’yu bilmeyenimiz yok. Her türlü gol vuruşunu yapabilen, hava toplarında etkili, müthiş bir gol sezgisine sahip anadan doğma bir golcüden bahsediyoruz. Takımın attığı 34 golün13 adedine Bobo imza atmış. Yani üçte birinden fazlası bir başka deyişle. Bobo genelde maç kaçırmıyor ancak bu maçta cezası nedeniyle olmayacak. Onun olmadığı maçlarda 19 yaşındaki Babacar Diop kullanılmış. Bu oyuncu tam bir kapalı kutu. Kanatlara deplase olmayı seviyor. Şu ana kadar pek etkili olamamış ama böyle oyuncuların ne zaman neler yapabilecekleri belli olmuyor haliyle. Tabii ki Bobo’nun verdiği katkıyı vermesini beklemek biraz insafsızlık olur. Sözün özü, Bobo’nun oynamaması bizim için büyük avantaj.

Rakibin güçlü yanlarını özetleyelim;

1-Ertuğrul Taşkıran yükselişte olan bir kaleci. Oyundan asla kopmuyor. Konsantrasyonu bozulmuyor.
2-Savunma göbeğinde fizik olarak ligin en sağlam ikililerinden biri var. Havadan kolay kolay geçit vermiyorlar. Alan paylaşımı konusunda uyumlular.
3-Salih Dursun, ve Abdullah Durak orijinal mevkileri olmamasına rağmen kanat savunması konusunda baş ağrıtmıyorlar.
4-Salih Dursun’un duran top ve kornerlerde hava topu hakimiyetiyle kazandırdığı goller var.
5-Ceyhun Gülselam takviyesi tuttu. Riveros artık oyun kurma görevine daha çok ağırlık verebiliyor.
6-Sefa Yılmaz çıkışta ve formda. Müthiş bir kanat forvet olma yolunda ilerliyor.
7-Sefa-Cleyton-Mouche üçlüsü savunma arkasına etkili koşular yapabiliyor.
8-Mouche ve Cleyton’a ceza yayı civarından vurdurmamak lazım. Etkili şutları var.
9-Robert Prosinecki, oyun anlayışını takıma iyice aşıladı. Takım üzerinde bir hakimiyeti var. İyi bir hoca ve her geçen gün daha uyumlu bir takım yaratıyor.

Kayserispor’un dezavantajları ise kısaca şu şekilde:1-Ertuğrul Taşkıran elinden sektireceği veya tehlikeli bölgeye tokatlayacağı yan toplarla bize fırsat yaratabilir.
2-Sağ ve sol bek oyuncuları yerlerini kaybedeceklerdir. Arkalarına oyuncu sarkıtmak mümkün.
3-Stoper ve bek arasına atılacak derin toplar rakip savunmanın tüm düzenini bozacaktır. Bekler kademeye pek girmiyor.
4-Stoperler, çabuk ve alan değiştiren oyuncular karşısında zaman zaman çaresiz kalabiliyorlar. Çizgiye inip kaleye paralel kesilecek yerden ve sert toplarla tehlike yaratabiliriz. Beklerin kademeye pek girmemeleri burada da işe yarar.
5-Ceyhun zaman zaman fazla tek başına kalabiliyor orta saha savunmasında. Böyle anlarda o bölgede çoğalıp fırsat yaratmak mümkün.
6-Bobo’nun cezası savunmamız için bir nimet.

Son haberlere göre şuan Kayserispor’da Simic ve Salih Dursun’un sakatlıkları söz konusu. Pazartesi günü takımla çalışmaya başlayabilecekleri söyleniyor. Öyle olursa Karabükspor’a karşı oynamama ihtimalleri mevcut. Oynamazlarsa Salih’in yerine Kamil Ahmet, Simic’in yerine de Eren Güngör’ü sahada görebiliriz. Ayrıca Mouche ve Biseswar da izinli oldukları için hafta boyu antrenmanlara katılamamışlar. Onlar da Cumartesi günü takıma katılıyorlar.

Bu maçta bambaşka bir Karabükspor görmek istiyorum kendi adıma. Kaliteli kadroya sahip, futbol oynamaya çalışan bir rakibimiz olacak. Biz de futbol oynamaya çalışıp kazanmalıyız. Hoca da artık bazı inatlarından vazgeçsin diye umuyorum ama pek umudum yok. Tabii bir Bertul Kocabaş’ı sahada, en azından ilk 18’de görmek isteriz. Gökhan Ünal’ı ilk 11 ‘de görürsek şaşırmamak lazım. Ben kendisini açıkçası hiç tutmuyorum ancak artık bu konuda bir beklentim yok. Hoca kimine güveniyor ve oynatıyor, kimine de nedense güvenmiyor ve yüzüne bile bakmıyor. En kısa zamanda şu zor günleri atlatıp rahat bir nefes alma umuduyla maç saatini bekiyoruz artık…

 

Paylaş "Süper Lig 27. Hafta Rakibimizi Tanıyalım – Kayserispor"