Geçtiğimiz hafta ligin üst düzey kadrolarından birine sahip olduğu otoritelerce kabul edilen Kasımpaşa takımı karşısında üstün bir oyunla sahadan 2-0 ‘lık galibiyetle ayrılarak sezona taraftarının önünde mutlu bir şekilde başlayan Karabükspor’un bu haftaki rakibi geçen sezondan ‘kan davalısı’ diyebileceğimiz Elazığspor’du.
Kadroları tarttığımız zaman, tecrübe ve kalitenin ibresinin gösterdiği taraf kesinlikle Karabük temsilcisiydi. Bahis sitelerinde bu maça oynayanların yüzde 55’lik bir kesimi Karabükspor’dan yana işaretlemede bulunmuştu. Başında Trond Sollied gibi Türk futboluna hayli yabancı bir teknik direktör olan Elazığ ekibinin, sezon öncesi hazırlık kampı iyi geçmemiş, gerek turnuvalar gerekse Akhisar Belediyespor maçında lige başlangıç bakımından tam bir hayal kırıklığı yaşamışlardı. Maç öncesi Vanja Ivesa ve Fabio Bilica gibi isimlerden yoksun olarak sahaya çıkacak olmaları Karabükspor’un ekmeğine yağ sürüyordu.
Mücadele bariz bir şekilde Karabükspor baskısıyla başladı. İlk anlardan itibaren önde baskıyla üstünlüğümüzü rakibe kabul ettirdik. LuaLua’nın müthiş hareketlerinden sonra direkten dönen topta İlhan Parlak’ın güzel servisine Gökhan Ünal’ın aynı şekilde karşılık vermesiyle skor üstünlüğünü ele geçirdik. Golden sonra çok net fırsatlar harcamaya devam edince atamayana atarlar kuralı geçerli oldu ve skor birdenbire eşitlendi. İkinci yarı aynen ilk yarıda olduğu gibi oyun kontrolünü ele geçirip Erdem Özgenç’in şık golüyle yeniden üstünlüğü sağladık. Rakibin cılız ataklarını kolaylıkla savuşturuyorken sahneye Türk futbolunun geleceğinde söz sahibi olacağı söylenen, lakin emek hırsızlığından öteye gidemeyecek olan Serdar Gürler çıkıp, hakemi aldatarak, yoktan bir penaltı var etmiş oldu. Verilen saçma karar, bu kadar baskılı oynayıp net fırsatlardan yararlanamadığımız, kolay geçmesi gereken maçtan 1 puanla ayrılmamıza sebebiyet verdi.
Herşeye rağmen bu maçtan çıkarılması gereken bir çok ders var. Öncelikle netleşmeyen transferler görüşmeleri bir an önce nihayete bağlanmalı, gerekli takviyeler bir an önce yapılmalıdır. Yapılan ve yapılamayanlar iyice analiz edilip, ilerleyen maçlarda daha can yakıcı bir takım ortaya çıkarılabilir. Bunu yapacak potansiyel ve ışık bu takımda kesinlikle mevcuttur.
Gelin, bu hafta forma giyen oyuncular nasıl bir performans göstermiş şöyle bir göz atalım ;
Boy Waterman : Yediği gollerde hatasızdı. 1 tane yüzde yüzlük gol fırsatında harika bir kurtarış yaptı. Soğukkanlı hareketleri, zorda kalındığı zaman güvenle sığınılabilecek bir liman olmasına sebebiyet veriyor. Bu durum ilerleyen haftalarda can yakar mı bilinmez. Genel olarak 2 gol yediği maçta güven veren performansını sürdürdü.
Erdem Özgenç : Takımdaki ilk sezonunda Galatasaray’a karşı attığı golün bir benzerini buldu. Buna rağmen karşısında oynayan Serdar Özkan yüzünden zor anlar yaşadı. Hücuma verebildiği desteği defansta da gösterebilse tartışılması imkan dahilinde olmayan bir futbolcu haline gelebilir.
Larrys Mabiala : 2 tane pozisyonda hızlanmasının azizliğine uğradı ve yüzde yüzlük gol fırsatlarına sebep oldu. Bunlardan birinde penaltı yaratmış olurken, diğerinde ise kaleci Waterman tarafından arkası kollandı. Patlamaya hazır bomba görüntüsüyle ilk haftaki ortalama performansından uzaktı. Yerini Eren Güngör’e bırakması an meselesidir.
Sebastien Puygrenier : Neredeyse hatasız oynadığı bir maçta, her ne kadar penaltı kararı hatalı olsa da pozisyondaki müdahale biçimi yüzünden takımının başını ağrıtmış oldu. Fakat Mabiala’nın pozisyonda bir hayli ağır kalmasının da bu müdahaleye başvurmasında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Sonuç olarak iki ağır stoperle maça başlamak çok ciddi sorunlara yol açabilir.
Uğur Uçar : Takımda 2 adet tam anlamıyla sol bek varken nedendir bilinmez mevkisi olmayan bu yerde oynatılmaya başlandı. Her ne kadar kaydadeğer bir hata yapmasa da bu seçimin sorgulanması gerekmektedir. Ters ayakla yapabileceği müdahaleler ve hava toplarındaki zayıflığı ile aynı zamanda ağır oluşu, beklenmedik pozisyonlara hatta penaltılara sebebiyet verebilir. Bugün vermediği, yarın vermeyeceği anlamına gelmemektedir.
Samba Sow : Görevini yine kusursuz bir şekilde icraa etti. Rakip takımların ataklarında yerinde müdahalelerde bulunarak topları temiz bir şekilde çalmayı başardı. Bu dayanıklılığı sayesinde tam olarak dinamo görevi üstlenmeye devam edecektir.
Hakan Özmert : Oyunun iki yönüne de katkı vermeye devam etti. Paslarının genel olarak başarılı olmasının yanında top kapma mücadelelerinde de rakibi bir hayli yıprattı. Duran toplarda Birol Hikmet yüzünden kanser olmaya yüz tutan bizlere bir hayli başarılı ortalar izletti.
İlhan Parlak : Girdiği net bir pozisyonda topu kaleciye nişanlamasının yanında verdiği asist ile önemli katkı yapmış oldu. Bunların dışında hava toplarının bir çoğunda topu başarılı bir şekilde diğer hücum elemanlarına indirmiş olması da sevindiriciydi. Zaman zaman defansına da yardım etmeyi ihmal etmedi.
Ahmet İlhan Özek : Yüzde yüzlük bir pozisyonda takımını golden ederken aynı zamanda maçın erken kopmasına engel oldu. Vasat hallerine kaldığı yerden devam etti. Sol açık mevkiinde onu kesebilecek pek alternatifinin olmayışı da forma bulması adına işini kolaylaştırıyor. Bu sezon böyle giderse çok saç baş yoldurur.
Lomana LuaLua : Hızı, driplingleri ve diğer üstün meziyetleriyle her zamanki gibi takımın hücumunu yönetmiş oldu. İlk golden önce yaptığı hareketler muazzamdı. İkinci yarıda ilk yarıya göre biraz oyundan koptu. Sahanın zemininin azizliğine uğradığı, hızını kesen birden fazla pozisyon yaşadı. Kaçırdığı bir golden sonra attığı taklayla ekran başındakilerin kahkaha atmasına sebebiyet verdi.
Gökhan Ünal : Maçın başında ilk haftada olduğu gibi yine kafayla gol bularak skora katkı sağlamış oldu. Adam eksiltebilmesi, mücadeleci yapısının artışı ve ileride topu tutabilmesiyle ilerleyen haftalar adına umut vermeye devam etti. Adem Alkaşi’yle yaşadığı pozisyonda kart görmesi maçtaki tek eksik yanıydı diyebiliriz.
