Görsel kaynağı: kardemirkarabukspor.org.tr

Son 5 maçta birbirinden oldukça farklı performans gösteren iki takımın maçıydı bu. Sivasspor 4 galibiyet 1 beraberlik ve biz de 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 de yenilgi ile sahadan ayrılmıştık. İki takımın bu performansları vermesindeki en önemli etkenlerden biri ligde bulundukları sıralama kaynaklı olan motivasyonlarıydı.

Bu denli farklılık gösteren son beş hafta performanslarının çarpışacağı bir maç bekleniyordu. Öyle de oldu. Maç öncesinde futbolcuların yaptıkları açıklamalara bakarsak hem Sivassporlu futbolcular, hem de Karabüksporlu futbolcular galibiyetten emindiler. Bir takımda özgüveni, diğer takımda ise geri dönüş yapma isteğini görebiliyorduk.

Halihazırda özgüveni yerinde olan Sivasspor’un maça hızlı ve istekli başladığını söyleyebiliriz. Karabükspor ise rakibini kontrol etme isteğinde bulunan bir görüntü sergiliyordu her ne kadar önceki maçlarda kendi furbolunu sahaya yansıtan bir takım olsa da. İlk 10 dakikada izlediğimiz futbolun genel sınırı bu şekilde çizilebilir. Bu dakikalardan sonra Sivasspor ve Karabükspor orta sahaları oyunu ele geçirmek için fırsat kolladılar. Orta sahada pas yapma sıkıntısı çektiğimizden dolayı da ilk yarı boyunca tam olarak oyun kontrolünü elimize geçiremedik. Bunda en büyük etkenlerden biri de önceki maçlarda sürekli 11’de sahaya çıkan Birol Hikmet’in yerine maça başlayan Bülent Kocabey’in formsuzluğuydu. Umarım tek maçlık bir formsuzluk olur bu. Onun bu takıma ilerleyen dönemlerde yaratıcılığını kullanarak güzel katkılar yapacağından şüphem yok.

Maçın ilk devresinde akıllarda kalan tek şey Emenike’nin istekli-isteksiz görüntü sergilemesiydi. Bunda Sivassporlu futbolcuların ona karşı sert oynaması da, hakkında çıkan asılsız (bunda bile henüz tam emin değiliz) transfer haberleri de etkiliydi sanırım. Tam olarak oyunda yoktu, vardı belki de. Kendisi bile emin değildi sanırım bundan. Eneramo’nun ceza sahasından yaptığı vuruşu Tomic’in kurtarmasının ardından hemen oyunu başlatması, Emenike’nin de istediği topu bir anda almasıyla Sivasspor’u savunmada az adamla yakaladık ve golü bulduk. O andan sonra oyun istediğimiz şekile gelebilirdi skor nedenli olarak fakat yukarıda da belirttiğim gibi orta alanda seri paslar yapamayacak durumdaydık.

Hoca da Bülent Kocabey’deki formsuzluğu görmüş olacak ki Birol Hikmet ile başladı ikinci yarıya. Sivasspor’un takımı ileride kurma isteği de Cernat’ın oynamadığı maçlarda savunma arkasına attığı paslarla Emenike’yi pozisyona sokan Birol Hikmet için eşsiz bir an olmuştu. İkinci yarı hem orta saha, hem de oyun bizdeydi. Oldukça pozisyona girdik bu yüzden de, farka gidebilirdik.

60. dakikada Emenike’ye yapılan bir faulden sonra yine oyunu hızlı başlattı takımımız ve Birol Hikmet’in topun gelişine vurduğu şık plase ile durumu 2-0’a getirdik. Bu dakikadan sonra Sivasspor’un ataklarının sıklaşması bekleniyordu, bizim de Sivasspor savunmasının ardını boş yakalamamız. 64. dakikada Yasin Avcı’dan seken topu Eneramo gole çevirdi ve biraz sarsıldık.

Cılız gelişen Sivasspor atakları karşısında beklendiği gibi az adamla yakaladığımız ve gole çok yaklaştığımız ataklarımız oldu. Emenike de önceki maçlardaki pozisyonların hemen hemen benzerlerine yakın fırsatlar yakaladı fakat hızını kaybetmiş olmasından dolayı rakip savunmayı sürekli önüne aldı. Atakları ezdi bir şekilde. Yine benzer pozisyonlarda futbolcularımızın ceza sahası içerisinde topu ezmeleri de ayrı bir sorundu. Maçı, kaçırdığımız bu pozisyonları aramadan bitirmek olumluydu.

Orta alanda Ragued ve Hakan Söyler’in maç boyunca diri kalmaları bizim en büyük avantajlarımızdan biri. Müthiş uyum gösteriyorlar birbirileriyle. Birol’un da bu ikiliyi oyun sıkıştığı anlarda paslarla beslemesi, ileri uç ve kanat oyuncularımızla bağlantısını kurması Yücel Hoca’nın tam istediği oyun yapısı.

Cernat’ın oyunda sönük kalması da ayrı bir sorundu bugün için. Sakatlıktan sonra epey hayal kırıklığı yarattı. Topa girerken korkması bunun en açık göstergesi. Rakip takım oyuncularının, onları oyundan çabuk düşürmesinden dolayı Cernat’a zaman zaman sert yaptıkları müdahaleler bunda bir etken. Normal karşılanacak bir durum bu da. Önümüzdeki sezona bu sezonun sakatlığa dair anılarını unutarak girmesi en çok istediğimiz şeylerden biri. Yasin Avcı yeni bölgesine oldukça alıştı. Yalnız bu maçta önceki maçlara oranla az bindirme gerçekleştirdi. Grosicki’nin hızlı ve etkili bir oyuncu olması ve onun tam karşısında oynaması onu böyle bir tercihe yönlendirdi. Kerim Zengin’in de oyuna sonradan girerek formasına kavuşması farklı bir güzellikti. Pek etkili olamasa da oynadığı dakikalarda topu ayağında tutması, o anlar için en gerekli hamlelerden biriydi.

Hem İBB, hem de bu maçın en istekli oyuncusu İlhan Parlak’tı. Onun da sözleşmesi bu sezon sonunda bitiyor. Sezon başında yedek kalması, Cernat sakatlandıktan sonra Yücel Hoca’nın onu sağ ve sol açıkta keşfetmesi onun en büyük avantajı. Umarım gelecek sezon takımda kalır. Hoca’nın ilk 11’deki favorilerinden biri olması da bu durumu oldukça güçlü kılıyor.

Maçın özü… Takımda hayat bulguları var. Oyuncuların hafta içi maç hakkında verdikleri demeçler bunun bir göstergesi oldu. Gelecek maçlarda bize yakışan oyunu sergilememiz gerekiyor. Takım olarak 75-80. dakikalardan sonra oyundan düşmezsek Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi sezonun en yüksek kondisyon seviyesine sahip olan takımlardan puanları alır, lige imzamızı atarız.

***

Maçı TV’den izlerken dikkatimi çeken şeyleri de belirtmek istiyorum. Sanki tribünde bir grup taraftar değil de 10-15 kişi takıma destek veriyormuş gibi bir ses geliyordu. Üstelik bu takımın maçını izlemek için stada gelmiş, onlara güvenmiş olan ve maçı kapalı tribünden izleyenlere topluca kötü sözler sarf edilmesi yanlış bir davranıştı, taraftarımıza yakışmadı.

Paylaş "Hayat Bulguları"