Görsel kaynağı: ajansspor.com

Dışarıda otomobiller, motosikletler,hatta damperli kamyonlar havalı kornalarıyla kıyameti koparıyorlar. İçerileri tıka basa dolu. Her yaştan taraftar gırtlakları yırtılırcasına şampiyon diye bağırıyor. Havai fişekler geceyi gündüz yapıyor. Meydanlarda kızlı, erkekli guruplar halay çekiyor. Bundan rant sağlamayı uman gece mekanlarının hemen hepsi şampiyon takımın bayraklarıyla donatılmış, marşlarını çalıyorlar. Belli ki şampiyonu daha önceden bilmişler. Bilmişler ki ona göre hazırlanmışlar.

Süper Lig’de şampiyonluk  son maça kalınca ve kısmetimize de adaylardan biri düşünce, birden  yazılı ve görsel medyanın gündemine oturmuştuk. Stadımız 3.000 küsur kişilikti. Bunun 1700’ü kombineydi. Geriye kalandan da 200 kişi misafire ayrılmıştı. Ama o ne Fenerbahçe maçında kızdığımız görüntülerin katlarca misli bu sefer Trabzon maçındaydı. Kapalıyı göremedik ama yeni tribünlerde Trabzon taraftarları gayet rahat yayılıyorlardı. Hatta sahamızda ki maçlarımızda TV’de sık sık görmeye alıştığımız bayanlardan bazıları Trabzonspor forması ve atkısıyla adeta show yapıyorlardı. Üst kat rakip takımın pankartlarıyla süslenmişti. Pankartlardan birisi bizeydi. “Uzak yolların çocukları Kardemir Karabükspora başarılar diler” diyordu. Maç başlamadan tribünler iki takımı çağırıyor, birlikte alkışlıyorlardı. Bence iki takım da sonuç ne olursa olsun bu alkışları sonuna kadar hak etmişlerdi.  Gönlümden de kora kor bir mücadele olmasını diliyordum.

Maça gelince; iki takım da oyuna kontrollü başladı. Hata yapmamaya dikkat ediliyor, uzun pas atılmıyor, ayağa paslarla idare ediliyordu. 11. dakikada ilk şutumuzu Hakan Özmert ile deniyor, o şut kalecide kalıyordu. 18 dakika da Colman, defansımızın ofsayt diye oyunu bırakmasını iyi süzüp, topu Egemen’e gönderiyor, o da takımının ilk golünü atıyordu.

30.dakika civarında ise takımımız skora razı bir oyun sistemine dönüyor. Coelho hiç ilgisinin olmadığı bir yer olan santrafora çekiliyor, forvetimiz İlhan ise sol kenara alınıyordu. Sonuç olarak oyunu kendi yarı alanımızda oynamak zorunda kalıyor, topu ileri atamıyorduk.

44. dakikada devşirme santraforumuz ceza alanı içinde topla buluşuyor, ama Giray onun kendisini geçmesine tüm vücuduyla engel oluyordu. Bu kritik pozisyon ilk yarının da sonuydu.

İkinci yarı Coelho’dan santrafor olmayacağı anlaşılıyor ve yerine Angelov alınıyordu. Aynı Angelov 52 dakikada Cernat’ın mükemmel pasını  kaleye göndermek yerine arkadaşına vermeye kalkınca mutlak golden oluyorduk. 55.dakikada sağdan Kerim topu mükemmel taşıyor, Angelov yerde yatarken İlhan’a alda at dercesine topu uzatıyor, ama İlhan ağlar yerine kaleciyi nişanlıyordu. Tam iyi oynuyoruz, oyuna ortak olacağız derken, 57 dakikada Serkan mükemmel ortalıyor, Jaja adeta havada asılı kalıyor. Kerim’e rağmen topu 2.defa ağlarımıza gönderiyordu. Bu gol takımımızın  çöküşünün sinyallerini de veriyor gibiydi. Orta sahada direncimiz kırılıyor, Cernat, Hakan Özmert gibi oyuncular da geriye gelmeyince defansımız yalnızları oynuyordu. 60 dakikada Umut, Selçuk’un mükemmel pasına koşuyor, kalesini terk eden Tomiç’e rağmen 3-0 buluyor, 69. dakikada Angelov’un mükemmel asistini Ragued  zor olanı yapıp, dışarı yolluyordu. Ama Rakip gole doymuyor, 73.dakika da sakarlığıyla ünlü Umut Bulut bu defa günün kötüsü Tomiç’in üzerinden 4. golü ağlarımıza gönderiyordu. Bu dakikadan sonra Trabzon uzun toplarla kalemize gelirken Tarihi bir fark korkusu da içimizi sarıyordu. Tribünlerde muhabbet ne kadar iyi olsa da bu sahadakilerin pek de umurunda değildi. Maçın uzatmasız son düdüğü çaldığında, 4-0’lık  Trabzonspor’a yetmiyordu.

Sonuç olarak; takımımız bu maçta iyi oynamadı. Son haftaların en formda oyuncusu Tomiç En kötü maçlarından birisini çıkardı. Bu performans ona yakışmadı.

Paylaş "Yakışmadı"