Ligin üçüncü hafta maçını Çarşamba günü oynyacağımız için rakibimizi bugün tanıyalım dedim. Hoş, rakibin tanıyacak bir yanı yok. Galatasaray’la oynuyoruz ancak adettendir diyerekten Galatasaray’ın avantajlarını ve dezavantajlarını bir gözden geçirelim.
Galatasaray, sezona İBB mağlubiyetiyle başladı. Elimizde, onlara karşı nasıl oynayacağımıza dair iki adet örnek olabilecek maç var. Birincisi İBB- Galatasaray maçı, ikincisi de geçen sezonki Karabükspor-Galatasaray maçı… Bu karşılaşmaların ışığında kendi sahamızda bir üç puan daha almamız mümkün.
Öncelike rakibin sahaya nasıl bir sistemle çıkabileceğini öngörmeye çalışmakta fayda var. Kalelerinde Muslera olacaktır. Muslera’nın nasıl bir kaleci olduğunu anlatmaya gerek yok. Sadece ligin değil, Avrupa’nın da sayılı kalecilerinden biriyle karşı karşıyayız. Tabii bu demek değil ki bu adam gol yemiyor. En çok hangi golleri yediğini de İBB maçında gördük. Yan toplarda bir zaafı var. Sıfıra kadar inip içeriye çevireceğimiz sert toplar bize büyük avantaj sağlar. Onları elinden kaçırabiliyor. Ancak cepheden, uzaktan falan gelişigüzel şutlarla sonuca gitmeyi hayal etmemek lazım. Karşı karşıya pozisyonlarda da vasatın üzerine çıkamıyor.
Savunma hattı Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan (iyileşirse Servet Çetin), Tomas Ujfalusi ve Hakan Balta’dan kurulu olacaktır. Savunma göbeği Karabükspor için büyük avantaj olacaktır. Nitekim geçen sene savunmalarının arkasına attığımız toplarla Emenike’nin de yeteneklerini doğru kullanarak çok başarılı olmuştuk. Bu sene de geniş alanda Shelton’u doğru besleyerek ve zaman zaman da Cernat’ı savunma arkasına kaçırarak başarılı hücum varyasyonları gerçekleştirebiliriz. Ayrıca sol bek Hakan Balta da Karabükspor için bir maden olma ihtimalinin başrol oyuncusu olabilir.
Savunmanın önünde Felipe Melo, onun önünde de Eboue-Selçuk İnan ikilisi çıkacaktır. Gerçekten çok etkili bir orta saha hattı. Savunmaları da iyi, top da kullanabiliyorlar. Bu üçlüye uzaktan vurdurmamak şart. Ayrıca Selçuk’un savunma arkasına atacağı paslar da başımızı ağrıtabilir. Ki bizim de çok dengeli bir savunmamız olduğu söylenemez. Pas yapabilen bu üçlüye karşı Karabükspor’un da pas yapabilen bir orta saha hattıyla çıkması gerek. Yani Gençlerbirliği maçındaki ilk 11, kesinlikle canımızı sıkar. Ragued, Birol (ya da iyileşirse Hakan Söyler) ve Cernat ideal olacaktır. Kısa ve ayağa paslarla topa hakim olmamız gerek. Ne kadar çok pas yaparsak, Eboue ve Melo gibi oyuncular da o kadar sinirlenir ve kart görme limitlerini zorlarlar.
Kanatlarında Kazım ve Riera ikilisini görebiliriz. İkisi de geniş alanda süratli, dar alanda da adam eksiltebilen teknik oyuncular Seric ve Erdem’e büyük iş düşüyor. Özellikle Erdem Gençlerbirliği maçındaki gibi oynayacaksa o bölgede çok sorun yaşarız. Kanatlarda geniş alan bulmamaları için kademe ve yardımlaşmayla alan daraltmak en doğrusu olacaktır. Ki o zaman verimlilikleri büyük ölçüde düşüyor. Alan daraltma karşısında ne kadar zorlandıklarını da İBB maçında gördük.
Galatasaray’ın forvet hattında ise Milan Baros ya da Elmander’i bekliyorum. Baros ne kadar istekli olsa da pek fazla üretken olamadığı için her maç daha gergin hale geliyor. Elmander’in Samsun maçında yaptıkları ise ortada. Ben Baros’un oynamasını tercih ederim. Şu haliyle daha kolay sindirilebilecek bir oyuncu. Ancak Baros Baros’tur. O da tecrübesi ve futbol bilgisiyle etkili olabilir. Türkiye’de yaptığı koşularla rakip savunmanın dengesini onun kadar bozabilen bir oyuncu daha yok. Bu bakımdan savnmanın dikkatli olması şart. Kademe çok önemli.
Galatasaray karşısında bir diğer avantajımız da duran toplar olabilir. Nitekim uzun boylu bir takım olmalarına rağmen duran topları karşılama konusunda sıkıntı yaşayabiliyorlar. Buradan gol bulabiliriz. Taraftarın mutlaka desteğini vermesi gerekiyor. Başka yerlere takılmadan, sadece takımı destekleyerek büyük katkı yapabilirler. Bu önemli ayrıntının üzeirnde durulması ve her maçta uygulanması lazım. İlk hafta Sivas maçındaki tribün gibi olacaksa bu sene de işimiz var.
