Kas 3, 15 yıl önce
, ,

Süper Lig 10. Hafta – Rakibimizi Tanıyalım: Eskişehirspor

Baştan söylemek gerekirse, sezonun en kritik maçlarından birine çıkıyoruz. Bazı şeyler için geç kalmamamız adına, bu maçı kesinlikle kazanmamız gerekiyor. Yeterince gücümüz var. Bayram haftası olması nedeniyle, şehir dışından da gelecek Karabüklülerin katılımı sayesinde (ben de dahil) tribünlerin dolu olacağını tahmin ediyorum. Bu maçta yeterli kalabalığı arkasına alacak olan “ruh sahibi” bir Karabükspor takımı, Eskişehirspor’u rahatlıkla yenebilecek güçte.

Eskişehirspor’u detaylı bir şekilde incelemeye başlamadan önce kısa bir ön bilgi verecek olursak, kırmızı siyahlıların tipik bir Michael Skibbe takımı olduğunu söyleyebiliriz. Belki oyuncu kadrosu Skibbe’nin tarzına çok uymuyor ancak oynanmaya çalışılan futbolun, Alman teknik adamın tezgahından çıkma olduğu çok açık. Zaten bugüne kadar aldıkları başarısız sayılabilecek skorlar da bu kadro uyumsuzluğunun bir eseridir diyebiliriz. Dikkat edelim. Karşımızda her an gol yeme riski taşıyan, ancak hücum aksiyonlarında da hiç ummadığımız işler çıkarabilecek bir takım var. Bir gol sıkıntısı yaşıyorlar ancak ellerindeki oyuncular gerçekten yaratıcı.

Eskişehirspor’un kalecisi artık 34 yaşına gelen Vanja Ivesa. Ivesa, 2.05’lik boyuyla sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en uzun futbolcularından birisi. Belki de en uzunu… Tabii o boya sahip olunca refleksler ve çabukluk da olumsuz etkileniyor. İyi bir pozisyon alma bilgisiyle işi götürmeye çalışıyor Hırvat kaleci. Ancak bu sene formunun oldukça düşük olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu haftaya kadar oynadığı maçlarda hiç güven vermedi. Yerden gelen toplarda oldukça sorun yaşıyordu zaten, şimdi buna bir de yan toplar eklendi. Ivesa’yı bulmuşken her türlü şansı denemek lazım. Hani kaleyi gördüğümüz yerden vurmalıyız desek, hiç abartı bir durum olmaz. Çünkü bu sezon her türlü golü yemiş Ivesa. Yedeği de Kayacan Erdoğan. Çok tecrübesiz bir kaleci. Tipik genç Türk kalecisi. Çevik ama sakar…

Eskişehirspor’un savunma hattı genelde istikrarlı diyebiliriz. Zaman zaman Sezgin stoper oynamadıkça aynı dizilişle çıkıyorlar. Sağda Sezgin ya da Koray (ilk tercih Sezgin), stoperde Nadarevic ve Diego Angelo, solda da Dede düzeniyle maçlara çıkmışlar. Bize karşı da farklı bir durum beklemiyorum. Zaten stoper olarak fazla da bir alternatifleri yok. Nadarevic ve Angelo’nun eksikliğinde Sezgi stopere geçiyor. Hatta zaman zaman ön libero Veysel Sarı’yı bile kullanmak zorunda kalıyorlar bu bölgede. Şunu söyleyebiliriz ki sorunlu bir savunmaları var. Tipik Türk takımı savunması. Pozisyon almakta sorun yaşıyorlar. Yerlerini sık sık kaybediyorlar ve arkalarına çok fazla adam kaçırıyorlar. Yan toplarda da felaketler. Skibbe’nin oynatmaya çalıştığı hücuma dönük oyunu da göz önüne alırsak, sık sık tehlike yaşadıklarını söyleyebiliriz. 9 haftada 11 gol yemiş olmaları da bunun bir göstergesi haliyle. Ancak avantajlı yanları da yok değil. Sert savunmacılardan kurulu bir hat. Özellikle Sezgin ve Angelo bazen aşırıya kaçabiliyor. Ve de hücumcu bir savunma var karşımızda. Soldan Dede’nin yapacağı çıkışlara dikkat etmemiz lazım. Yıllarca Borussia Dortmund formasıyla başarılı bir kariyere sahip olan Dede, geldiği günden bu yana bir bekin nasıl oynaması, nasıl kademe yapması ve hücuma nasıl destek vermesi gerektiğinin uygulamalı derslerini veriyor adeta. İnanın, o olmasaydı Eskişehirspor en az 17-18 gol yerdi. Ve hatta onun dilinden anlayan, yaptığı ortaları değerlendiren bir golcüleri olsaydı 10 golde kalmazlardı. Gerçekten büyük bir oyuncu. Ve şu da bir gerçek ki, Dede’nin ciddi bir Brezilya Milli Takımı kariyeri yoksa, bundaki en önemli sebep, Roberto Carlos’la hemen hemen aynı jenerasyonun oyuncuları olmasındandır. Dikkat etmemiz lazım. Eskişehirspor’un hücumcu beklerin, ancak hücum ederek durdurabiliriz. Erdem ve Seriç, kendi sahamızda oynamanın da avantajıyla rakip yarı sahaya baskı uyguladığı sürece geriden gelen bu önemli desteğin önünü kesmek mümkün.

Michael Skibbe, savunma dörtlüsünün önünde genel olarak iki tane orta saha oyuncusu kullanıyor. Bu iki oyuncu da ağırlıklı olarak Alper Potuk ve Veysel Sarı oluyor. Ancak son iki maça üç orta saha oyuncusuyla çıkmış. Alper ve Veysel’in yanına Bülent Ertuğrul’u yerleştirmiş. Portekizli oyuncu Pele ve hatta gerekirse Rodrigo Tello da bu bölgenin alternatifleri arasında. Alper Potuk, orta sahalarının en önemli oyuncusu. Takımı sürükleyen, ileriye geriye katkı yapan, müthiş bir oyuncu. Samsun’a attığı gol de zaten nasıl bir futbolcu olma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Veysel, fizik yapısı kuvvetli, daha çok savunmaya yönelik ancak ağır bir oyuncu. Bizim kadromuza koysak, bana kalsa oynayamaz. Tabii bizim oyuncularımızın da formda olduklarını düşünüyorum bu önermeyi yaparken. Yoksa şu rezalet formlarını devam ettirdikleri sürece, Bülent Akın’ı getirseniz bizde gözü kapalı oynar desek, fazla da abartmış olmayız. Orta sahanın diğer oyuncusu Bülent Ertuğrul da tecrübesiyle iş yapanlardan. Ben normalde tutmuyorum. Savunma deseniz, vasat. Hücum deseniz yok. Ama bir şekilde bu zamana kadar Süper Lig seviyesinde tutunmayı başardı. Vasat da olsa bir istikrar sahibi olması, bu durumda önemli bir etken tabii. Orta sahalarında Alper’e yeterli önlemi alabilirsek rahat ederiz.

İkili orta saha oynadığında, önünde üçlü bir hat kullanıyor Skibbe(4-2-3-1 dizilişi yani). Bu üçlü bir sağ açık, bir forvet arkası ve bir sol açıktan oluşuyor. Son iki haftada ise sadece iki kanat oyuncusu yer aldı sahada. İlerideki hatta yer alan oyuncular, sürekli kendi aralarında yer değiştiriyorlar.Kanattan topu alan oyuncu, içeriye doğru topla driplingini yaparken, diğer oyuncular da çapraz koşularla bu oyuncunun önünde boş alan yaratma gayretine giriyorlar. Hücumda kullandıkları en belirgin taktik bu. Kanatları genel olarak bu şekilde kullanıyorlar. Araya attıkları toplar da önemli. Özellikle son iki maçta Rodrigo Tello’nun büyük katkısı var takıma. Kendisi de pozisyona giriyor, arkadaşlarını da sokuyor. Bu bölgede Tello’nun dışında Serdar Özbayraktar, Erkan Zengin, Diomansy Kamara ve Burhan Eşer gibi alternatifleri var. Hatta zaman zaman sağ bekte görmeye alıştığımız Koray Arslan’ı da sağ açıkta görebiliyoruz. Hatta Koray’ın efsane bir Galatasaray maçı performansı vardır. Hatırlayanlar olacaktır o maçı. En zayıf halkaları Serdar Özbayraktar. Özellikle Kamara, hem kariyeri hem de oyun disiplini açısından takımın en önemli parçalarından birisi. Ancak ne var ki, ilk iki haftanın ardından çok üretken olamadılar. Bir gol sıkıntısı çektiler. Attıkları 10 golün 6 tanesi ilk 2 haftada, 3 tanesi de son 2 haftada geldi. Savunmamız çok fahiş hatalar yapmazsa hücumda sıkıntı yaşamalarını sağlayabiliriz.

Eskişehirspor, genelde tek forvet oynuyor. O isim de bize karşı muhtemelen Mehmet Yıldız olacaktır. Mehmet Yıldız, fiziğini çok iyi kullanan, etkili koşular yapan, ligin tecrübeli forvetlerinden birisi. Yedek olark da Kris Boyd ve Batuhan Karadeniz var. Kris Boyd, henüz ülke futboluyla uyum sağlayabilmiş değil. Tam bir hayal kırıklığı yarattı bu zamana kadar. Glasgow Rangers yıllarından tanıdığımız, müthiş tek vuruşlara sahip bir ceza sahası golcüsü bekliyorduk ancak şimdiye kadar bir numarasını göremedik. Batuhan’ı ise artık çoğumuz tanıyoruz. Müthiş bir fiziği ve yeteneği ve bomboş bir kafası var. Çok istikrarsız. Yani bize karşı oynayıp ortalığı dağıtabilir. 90 dakika kayıpları da oynayabilir. Öyle güvenilmez bir oyuncu. Burada çok mecbur kalındığında “çakma Voronin” Serdar Özbayraktar ve Kamara da oynayabiliyor.

Sonuç olarak, bize karşı kalede Ivesa, savunmada sağdan sola Sezgin, Nadarevic, Diego Angelo, Dede dörtlüsü, savunmanın önünde Alper Potuk, Veysel Sarı, Bülent Ertuğrul üçlüsü, hücuma dönük kanatlarda Diomansy Kamara ve Rodrigo Tello, tek forvet olarak da Mehmet Yıldız düzeniyle çıkmaları çok olası. Bülent Ertuğrul oynamazsa Tello ve Kamara’ya Erkan Zengin de katılır.

Takımımız, sahada yeterli hırsı ve mücadeleyi gösterip özellikle orta sahada geçen sene yapabildiklerini uygulamaya dökebilirse (ki aynı oyuncularla oynuyoruz) Eskişehirspor’u ekarte edebiliriz. Skibbe’nin deplasman sevmeyen bir antrenör olduğunu, gerek Türkiye’de gerekse de Almanya’da çalıştırdığı takımlarda deplasman maçlarında çok parlak sonuçlar almadığını da göz önünde bulundurmamız gerek. Tek ihtiyacımız olan şey, mücadele ve istek. Hırsımızı aklımızla birleştirebildiğimiz sürece evimizde Eskişehirspor’a karşı kayıp yaşamayız. Bu takımda bu potansiyel var. Yeter ki onlar da inansın. Biz tribünde, onlar da sahada galibiyeti istediği sürece alamayacağımız sonuç yok. Bu maç bizim için çok önemli. Eskişehirspor, mutlaka altımıza almamız gereken bir takım. Bu maçın sonucunda da onların üstüne geçmemiz mümkün.

Paylaş "Süper Lig 10. Hafta – Rakibimizi Tanıyalım: Eskişehirspor"