Ara 9, 15 yıl önce
, , ,

Süper Lig 15. Hafta – Rakibimizi Tanıyalım: Kayserispor

Pazartesi günü, ligin zor deplasmanlarından birine gidiyoruz. Rakibimiz, son dönemde yapılanmasıyla dikkat çeken ve hep belli bir standardın üstünü tutturmayı başarmış Kayserispor.

Kayserispor için belli bir standardın üstünü tutturmayı başarmış dedik, ancak belli bir standardı da aşamadıklarının altını çizmek gerekir. Ancak bu sezon farklı bir gidişatta olduklarını düşünüyorum. Tahminime göre, son 2-3 sezonda olduğu gibi ligi 6. ya da 7. sıralarda bitirmeyecekler. Kayserispor, bu sezon ilk 4’e de girebilir, 10. sıranın altında da yer alabilir. Haklı olarak neden böyle düşündüğümü merak ediyorsunuz. Daha önceki senelerde, gerek Tolunay Kafkas döneminde gerekse de geçen sezon Shota Arveladze göreve geldiğinde, lige iyi başlaya, ilk yarının sonlarına doğru hafiften hızı kesilen ve ligin ikinci yarısında tepetaklak giden bir Kayserispor vardı. Ancak bu sezon durum biraz farklı. Kayserispor, 2011-2012 sezonuna iyi bir başlangıç yapamadı. Ancak son dönemde tekrar kazanmaya başladı. Son dört haftada üç galibiyetleri var. Bu, küçümsenecek bir durum değil. Yine de henüz dokuzuncu sıradalar. Ligin ikinci yarısında o alışkanlık haline getirdikleri düşüşü yaşarlarsa canları sıkılır. Ancak çıkışlarını devam ettirir ve form tutarlarsa ilk 4’e bile oynayabilirler. Sonunda girerler ya da giremezler bilemiyorum ancak iddiaları olur. Tabii bu sadece bir varsayım.

Kayserispor’un kadro incelemesine başlamadan önce, birçoğumuzun dikkatini çeken gurbetçi oyuncu meselesinin altını çizmek istiyorum. Kayserispor’daki yerli oyuncu kadrosunun çoğunluğu gurbetçilerden oluşuyor. Bu durumun artısını eksisini yazının sonunda kısaca inceleyeceğiz.

Sarı kırmızlıların kalesinde Arjantinli Nicolas Navarro var. 26 yaşındaki Navarro, Arjantin’in bilindik kalecilerinden birisi olsa da henüz kendisini tam olarak ispat edebilmiş bir isim değil. Yani gözünüz kapalı emanet edemezsiniz kaleyi. Nitekim ligin ilk haftalarında çokça hatalı gol yemiş ve takımın kırılganlaşmasında pay sahibi olmuştu. Ancak son dönemde formda olduğunu itiraf etmek lazım. Özellikle maç konsantrasyonu üst seviyeye çıktı. İBB’yle oynadıkları maçı izlemenizi öneririm. O kalede Navarro değil de bir Özden Öngün ya da bir Ahmet Şahin falan olsa İBB’nin en az 4-5 gol atması gerekirdi. Yine de her an takımı yakacak hata yapma potansiyelini taşıdığını belirtelim. Bu bağlamda iki hafta önce oynadığımız Bursaspor’un kalecisi Scott Carson’a benzediğini söylemek lazım. O dönem çok formda olan Carson, bizden üç gol yemişti. Navarro’nun yedeği Gökhan Değirmenci. İyi bir yerli kaleci. Hatırlayanlar Altay’dan da hatırlayacaklardır. Üçüncü kalecileir Erhan Kırcı hakkında pek fikrim yok. Yaptığım araştırmalar ve okuduğum yorumlara göre geleceği olan bir isimmiş. Ancak bizim maçta oynamayacağı için (önündeki iki kaleciye bir şey olmazsa tabii), bunun bir önemi yok.

Shota Arveladze, ligdeki tüm teknik direktörler gibi 4’lü savunma kullanıyor. Bu savunmanın sağında da şimdiye kadar Wolfsburg’dan kiralık olarak gelen Peter Pekarik’i gördük. Ancak Pekarik, son iki maçta yerini Fenerbahçe’den kiralık olan Okan Alkan’a bırakmış durumda. Bunun sebebi ise yaşadığı sakatlık. Bize karşı oynaması bekleniyor. Bu iki oyuncudan kısaca bahsedelim. Pekarik, savunma yönü kuvvetli, hücuma çok fazla destek vermeyen, belli bir seviyede istikrar tutturmuş ancak çok çok ekstra işlere kalkışmayan bir oyuncu. Ayrıca kademeye girme konusunda ligin en iyilerinden olduğunu da eklemek gerek. Tipik bir Slovak. Yani disiplinli, istikrarlı ve sınırlarını bilen bir oyuncu. Okan Alkan ise Fenerbahçe’deki çıkışıyla hatırladığımız, hücuma iyi destek veren ve geleceği olan bir bek. Oynadığı maçlarda pek güven verdiği söylenemez. Ancak tabii ki oynayan oynaya olgunlaşacak. Mental bazı sorunları olduğu söyleniyor. Ki normaldir. Türk futbolcusunda olan şeyler bunlar. Altyapıda yeterli eğitim ve mental desteği almamasından kaynaklı bir “Ben oldum”  vakasıyla karşı karşıyayız. Bir benzerinin de bizim Rıdvan Şimşek’te olduğu söylenegelir. Umarım bu oyuncular kendilerindeki yeteneğin farkındadırlar ve halen dönüş varken harcanıp gitmezler. Sağ bek için son aday ise gurbetçi futbolcu Ömer Kulga. Ancak Ömer Kulga bu sezon hiç forma giyemediği için, bu maç için kendisini dikkate almıyoruz.

Savunmanın ortasında bu güne kadar Zurab Khizanishvili-Eren Güngör ikilisi görev aldı. Yedekleri ise İlhan Eker, Berkay Dabanlı ve yine Ömer Kulga. Dengeli bir tandem olduğunu söylemek lazım. Ki artık uyum da yakalandı. Zurab, yıllarca Premier Lig ve Championship’te oynamış, tecrübeli bir oyuncu. Gürcistan Milli Takım oyuncusu. Soğukkanlı, pozisyon bilgisi üst düzey ve topu oyuna iyi sokuyor. Ancak en önemli handikapı ağırlığı. Kayseri savunması için anahtarlarımızdan birisi Zurab’ın ağırlığıdır. Partneri Eren Güngör ise, birkaç yıl önce büyük yetenek olarak lanse edilen, atletik ve genç bir stoper. Ancak yaşadığı üst üste ağır sakatlıklar nedeniyle yaklaşık 1,5 – 2 seneye yakın oynayamadı. Tabii bu süre zarfında gerek fizik, gerekse de özgüven açısından düşüş yaşadı. Sezon başında Shota Arveladze’nin ona güvenmesi bir şansı ancak bunun götürüleri de olacaktı. Zira iyiden iyiye ağırlaşmış ve topla olan münasebeti eskiye göre körelmiş olan Eren, birkaç büyük hatayla takımına zor anlar yaşattı. Ancak haftalar geçtikçe doğal olarak daha iyiye gitti ve son dönemdeki iyi savunma yapıp zor gol yiyen Kayserispor’un önemli yapıtaşlarından birisi oldu. Yedek olarak İlhan Eker var demiştik. İlhan asla Fenerbahçe topçusu olacak kalibrede bir oyuncu değil. Ancak Kayserispor ve Bursaspor gibi baş altı takımlarda iyi bir rotasyon oyuncusu olabilir. Ki bu sene de yerini bulmuş diyebiliriz. Berkay Dabanlı’ya iş düşeceğini sanmıyorum. Ancak düşerse bizim için iyi olur tabii. Genç, yetenekli ancak ağır ve hiper-tecrübesiz bir oyuncu…

Kayserispor’un sol bekinde birçok futbolseverle birlikte benim de çok beğendiğim Hasan Ali Kaldırım var. Hasan Ali’yi fazlaca anlatmaya gerek yok. Hücuma da destek vermeyi seven, henüz kendisini geliştirmesi gereken yanları olan ve her geçen gün o gelişimi de göstermeye çalışan, çalışkan bir futbolcu. O da aynı Pekarik gibi, güvenilir ve istikrarlı. Saçma sapan hata yapmaz. Hasan Ali’nin aslen sol bek olan bir yedeği yok. Bu onlar için bir dezavantaj ancak Hasan Ali’nin geride kalan 14 maçta da 90’ar dakika oynadığını es geçmemek lazım.Bu bilgilerin ışığında, Kayserispor savunmasının Peter Pekarik, Eren Güngör, Zurab Khizanishvili ve Hasan Ali Kaldırım’dan oluşacağını söyleyebiliriz. Pekarik’in sakatlığı düzelmezse Okan Alkan oynayacaktır sağ bek olarak.

Savunmanın önünde ikili bir hat var. Bu hattı takımın Paraguaylı oyuncuları Cristian Riveros ve Jonathan Santana oluşturuyor. İkisi de milli takım oyuncusu. Lig için üst düzey futbolcular. Santana, geçen sezon Wolfsburg’dan gelmişti. Riveros ise Sunderland’den kiralandı. Top yapabilme becerisi olan, fizik olarak da kuvvetli iki isim var karşımızda. Ayrıca aynı ülkenin vatandaşı olmaları da aralarındaki uyum açısından kendilerine katkı yapıyor. Ayrıca Santana’nın hücuma da destek verdiğini ve zaman zaman sürpriz goller attığını eklemek gerekir. Dikkat etmemiz lazım kendisine. Bu ikilinin zayıf noktasına gelince, en önemli özellikleri ağır oluşları diyebiliriz. Bir Hocine Ragued dinamizmine sahip değiller. Genelde pozisyon bilgisiyle idare ediyorlar. Bir de Santana çabuk sakatlanabilen, ikili mücadelelerden yılabilen bir oyuncu. Santana-Riveros ikilisinin yedeği olarak Abdullah Durak ve Furkan Özçal’ı görüyoruz. Shota Arveladze, zaman zaman Troisi’yi de buraya koyuyor mecburiyetten.

Orta sahadaki ikilinin önünde, ligdeki çoğu takım gibi bir üçlü hat kullanıyorlar. Sağ açık, forvet arkası ve sol açıktan oluşan bu hattın en önemli dişlisi Nordin Amrabat. Geçen sezonun devre arasında PSV’den transfer edilen Amrabat, topla oynamayı egoizm derecesinde seven, yetenekli bir oyuncu. Tabii maça nasıl başlarsa öyle gidiyor. Eğer en başta istediklerini yapamazsa ilerleyen dakikalarda bu durum onun üzerinde bir baskı oluşturuyor ve hata yapmasına sebep oluyor. Tabii burada hatadan kasıt, bol bol top kullanmaya çalışıp son hareketi bir türlü getirememek oluyor. Yine de rakibin en önemli silahının Amrabat olduğunu es geçmemek lazım. İyi günündeyse maç kazandıran bir oyuncu. Bu sezon Kayserispor’un attığı gollerin 6 tanesi Amrabat’ın asistiyle geldi. Altı asistin yanında iki de golü var. Son maçta Samsun’a karşı sarı kart cezalısıydı. Bize karşı dinlenmiş bir şekilde çıkacak. Dikkat etmemiz lazım. Amrabat’ın alternatifi olaraksa James Troisi ve Ömer Şişmanoğlu isimleri en belirgin olanları. Tabii ki ihtiyaç halinde Engin Bekdemir ve Sefa Yılmaz gibi oyuncular o bölgeye devişirilebilir.

Sağ açık olaraksa en önemli alterantifleri Sefa Yılmaz. Sefa da Amrabat gibi hücum için büyük güç. Geçen sezon Duisburg’da oynamaya başladığından bu yana çok yakından takip ediyorum. Müthiş bir hücum potansiyeline sahip. Hücum hattının her tarafında oynayabiliyor. Müthiş bir duran top kullanıcısı. Süratli. Tek dezavantajı, biraz fazla özgüvenli olması. Takımına bu sezon dört asistlik bir katkı yapmış. Amrabat’tan sonra en çok asist yapan oyuncu. Bu bölgedeki diğer alternatifler de Cem Sultan, Amrabat ve Troisi…

Sağ ve sol açıkların dışında bir de forvet arkası oyuncu kullanıyorlar. Son dönemde ağırlıklı olarak Okay Yokuşlu oynuyor. Okay ligin en genç oyuncusu belki de. Henüz 17 yaşında ancak yaşından beklenmeyecek hızda gelişim gösteriyor. Yaşından ötürü çok itiş kakışlı fizik mücadelelerine gelemiyor. Ancak oyun görüşü iyi. Ceza sahası dışına seken topları başarıyla topluyor. Tabii ona verilen fırsat da önemli. Umarım ki akıllı davranır ve bu fırsatı iyi değerlendirir. O olmazsa Engin Bekdemir ve Furkan Özçal var. Furkan, forma giydiği maçlarda forvet arkası oynamasının yanı sıra arkadaki Riveros-Santana ikilisine de destek vermeye çalışıyor. Onlara da yakın oynama gayretinde. Ancak Furkan bu görevi yaparken gol yollarına sızma işini de ihmal etmiyor. O da oynadığı maçlarda rakip kalelerde sıkça tehlike yaratan isimlerden. Aynı Gaziantepli Olcan gibi kendisini unutturup savunma arasına sızma konusunda çok başarılı. Ancak fizik olarak henüz istenen seviyeye gelememiş olması, fazla forma şansı bulamamasına neden oluyor.

Kayserispor, tek santrfor olarak genelde Gökhan Ünal’ı kullanıyordu. Gökhan da sezona fena başlamamıştı ancak son iki maçta yerini Nadir Çiftçi’ye bıraktı. Nadir Çiftçi de daha önceden dikkatle takip etmeye çalıştığım bir oyuncu. Aslında yetenekli ve iyi bir fiziğe sahip ve bu özellikler onu Portsmouth’a kadar taşımıştı. Ancak geçen sezon Portsmouth’ta fazla forma şansı bulamadı. İstatistiklerine bakarsanız hemen hemen her maçta oynadığını görürsünüz. Ancak bunlar hep birer dakikalık şanslardı. Neden olduğunu anlamadığım bir şekilde, her maçın 89. dakikasında Utaka’nın yerine oyuna alındı Nadir. Dolayısıyla fizik olarak düştü. Maç temposu ve kondüsyonu zarar gördü. Zaten kilo almaya müsait de bir fiziğe sahip olduğu için sıkıntı yaşadı. Kayserispor’da oynadığı son iki maçta da bu sebeple fazla etkili olduğunu söyleyemeyiz. ancak şu bir gerçek ki, Nadir Çiftçi oynadıkça açılan bir oyuncu. Bize karşı oynarsa da fazla etkili olacağını zannetmiyorum. Gökhan Ünal ve Nadir’in haricinde Ömer Şişmanoğlu ve Cem Sultan var alternatif olarak. Ömer tam bir nokta santrfor değil ancak yıpratıcı bir forvet. Hava toplarında etkili. Bu sezon istediği şansları bulamadığı için fazla üretken değil. Cem Sultan da tecrübesiz bir futbolcu. Yeteneği hep söylenegelir ancak çok somut şeyler göremedik kendisinden. Bir de Emir Kujovic gözüküyor kadrolarında. Geçen sezon bazı maçlarda etkili olmuştu. Bu sezon yalnızca bir maçta oynadı ve kayıplara karıştı. Bize karşı da değerlendireceklerini sanmıyorum.

Özetle, Kayserispor iyi bir takım. Muhtemelen sahaya Navarro-Pekarik(Okan), Eren Güngör, Zurab, Hasan Ali-Riveros, Santana-Sefa, Okay, Amrabat-Nadir(Gökhan) düzeniyle çıkacaklardır. Troisi’nin son maçta galibiyet golünü atması onu ilk on bire atar mı bilemiyorum. Nadir’le Gökhan’ın etkisiz bir dönemde oluşları belki Troisi’ye şans doğurabilir ancak bu zayıf bir ihtimal.

Kayserispor’un kadro oluşumu, bu sezona kadar hep vasat üstü yabancılar ve gurbetçilerin harmanlanmasıyla gerçekleşiyordu. Bu sene, yurt içinden de transfer yaptılar. Genç oyuncuları alıp oynatıyorlar. Bu bakımdan takdir ediyorum. Bu gurbetçi ve genç oyuncuların totalde dinamizm, başarya açlık ve mental gelişim gibi bazı avantajları var. Ancak Türkiye’deki tatlı sert futbol anlayışı da sıkıntı yaşamalarına sebep oluyor. Bazıları ne kadar gelecek vaat etseler de bu duruma uyum sağlayamayıp başka yerlerde şanslarını deniyorlar. Bir de tabii kendini buraya ait hissedememe ve kültür bunalımları olabiliyor. Birçok yetenekli gurbetçi, bu sebeple takımdan ayrılmak zorunda kalıyor. Tabii aralarında adaptasyonunu tam olarak sağlayıp Türkiye’de kalıcı olmuş Serdar Kesimal gibi oyuncular da getirdiler. Ben her şeye rağmen, kadro yönetimi konusunda başarılı buluyorum Kayserispor’u. Belki de bizim model olarak almamız gereken sistem budur. Alt yapıdan oyuncular çıkarabildiğimiz kadar, yurt dışından da yetenekli gençleri takıma kazandırarak, daha üst düzey bir takım oluşturmak mümkün.

Bu haftaki maça gelince, işimizin çok zor olduğunu baştan kabul edelim. Zor ama imkansız değil. Böyle bir deplasmanda bir puan da iyidir. Rakibimiz, zor gol yediği kadar zor da gol atıyor son dönemde. Biz de artık daha iyi savunma yapıyoruz. Kayseri’den bir puan çıkarma olasılığımız azımsanmayacak derecede bana göre. Bir de atabilirsek ne ala. Kanatlarını iyi savunuyorlar. O bölgeden sonuca gidebileceğimizi sanmıyorum. Ancak göbekten delebiliriz bu savunmayı. Ağır Riveros-Santana ikilisi, arkada tam ritmini bulamamış Eren ve yine ağır Zurab karşısında kısa, çabuk ve dikine paslarla, verkaçlarla rakip savunmayı aşmamız mümkün. Teknik yönetimimiz bunun analizini en iyi şekilde yapıyordur zaten. Biz yeter ki o golü yemeyelim.

Paylaş "Süper Lig 15. Hafta – Rakibimizi Tanıyalım: Kayserispor"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

2 Yorum

  1. 09 Aralık 2011
    son paragraf ile maçı çok iyi analiz etmişin. dün 1-0 kayseri aldı samsun maçını. az göllü bir maç olmasını bende bekliyorum.