
Spor Toto Süper Lig’in 2. haftasında deplasmanda Kasımpaşa’ya 2-1 kaybettik. Artık yazmaya çizmeye başlayabiliriz, stadyum önünde maçı beklerken yapılan sohbetlerin tıkandığı anda yardımımıza koşacak tümceyi kurabilir ve hatta en büyük manşetleri atabiliriz. Hayır, atamayız. Sezon öncesinde Karabükspor’un oynadığı son ciddi hazırlık karşılaşmalarına bakarsak atmamalıyız. Bu maçın istisnai bir yönünün olduğunu düşünüyorum.
Bu karşılaşmayı kim kazanırsa şaşırmamak gerekli. Ne Kasımpaşa, ne de Karabükspor kazanmak adına birbirine üstünlük kuramadı. Zaten takımların attıkları ilk goller de üstünlük kuramamanın neticesi, şut ve karambol.
Maçın istisnai yönünün olduğu düşüncesinin arkasında ise teknik direktör Skibbe’in karşılaşmaya başlarken sahaya sürdüğü kadronun oyun içi dağılımından kaynaklandığını düşünüyorum. Trabzonspor karşılaşmasına bakalım. Maça başlayan takımın savunma ağırlıklı oynayacağını kadroyu gören herkes rahatlıkla söyleyebilirdi. Ta ki 30. dakikaya kadar. Skibbe de hatasını anladı ve maça yedek soyunan Shelton’ı sahaya sürmüş ve bir dakika sonra maçtaki ilk atağımız gerçekleşmişti. Bugünkü kadroya baktığımızda ise bence değişen pek bir şey yoktu. Tamam, Shelton sahadaydı fakat savunma yönüne biraz daha fazla ağırlık vererek. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında takıma katılan Kağan’ı orta sahadan ileriye top çıkaran futbolcu olarak bilirdik. Bu karşılaşmada ekstra savunmacı Kağan vardı karşımızda. Haliyle top da çıkaramadık. Kasımpaşa sağ beki Abdurrahman’ı rahatsız edebilecek bir Shelton’ımız yoktu, çünkü kendisi ekstra savunma yapmaktaydı. Nitekim Shelton’ın ekstra savunması küçük bir sakatlığa neden oldu ve yerini LuaLua’ya bırakmak zorunda kaldı.
Peki şimdi şu soruyu sorsam. Yarın Elazığ ile deplasmanda oynasak aynı savunma yönüne ağırlık veren takım ile sahaya çıkacak mıyız yoksa TSYD Ankara Kupası’nda oynadığımız Elazığspor karşılaşması gibi topu hızlıca hücuma çıkaran, kanatları bindirmeye çıkan takım gibi mi oynayacağız?
Bu akşamki Karabükspor’u görenler takımda neyi beğenebilir diye sorabiliriz. Kendim de şaşırdım buna fakat Trabzonspor karşılaşmasının kaybedeni Selim Teber’i beğendim. Maalesef diyebiliriz çünkü Selim Teber’in oyununu beğenmeye başladığımda dakikalar 70’i gösteriyordu. Peki nedeni? Savunma içerisine gömülmüş olan fakat tek müdahaleler hariç bir varlık göstermeyen Kağan ve onun geriye kalan tüm yükünü üstlenmek zorunda kalan Hakan Söyler’in etkisiz oluşları bunun nedeni olarak verilebilir. Selim Teber de bu durumda aradan sıyrılmış oldu 70’li dakikalar geçmeye başladığında.
Yediğimiz gollerde Tomic’de hata arayabiliriz. Geçtiğimiz hafta oynadığımız Trabzonspor karşılaşmasında da iyi yer tutmasına rağmen denge ayağının üzerine yüklenmesi topa yönelik refleksini düşürmüştü. Benzer pozisyonlar bu karşılaşmada da oldu. Kasımpaşa’nın attığı gollerde top neredeyse Tomic’in avuçlarının arasından geçti.
Orta sahamızın maçın 30. dakikası geldiğine perişan durumda olması savunmaya da yansıdı fakat Anıl’ın birkaç küçük hatası hariç geri dörtlünün müdahaleleri yerindeydi. Maç içerisinde rakibe ciddi pozisyon vermediler. Benzer durum Kasımpaşa savunması için de geçerli fakat yaptıkları tek hatayı Cernat gol olarak değerlendirdi.
Cernat’ı da o bölgeye dahil edebileceğimiz ileri üçlüye gelirsek Karabükspor hücum gücünün ağır olduğunu söyleyebiliriz. Bu da Kasımpaşa savunmasının geriye yerleşme gibi bir problem yaşama olasılığını baştan kaldırdı.
Futboldan geriye kalan ne var diye baktığımızda ise karşılaşmanın hakemini görüyorum. Hüseyin Sabancı çıkardığı kartlarda bayağı bir erken davrandı. Hakan Söyler’in uyarılmadan sarı kart ile cezalandırılması onun oyun içi performansını oldukça etkiledi, bu da takıma yansıdı.
Sanırım teknik direktör Skibbe kafasında savunma adına kurgu yoğunluğu yaşıyor maçlardan önce. Bu da taktik hatayı beraberinde getiriyor. Umarım önümüzdeki hafta oynayacağımız Beşiktaş karşılaşmasında benzer kurgu ve peşinden gelen hata bizimle olmaz.
Görsel kaynağı: Ajansspor