Kas 1, 14 yıl önce
, , ,

Süper Lig 10. Hafta Rakibimizi Tanıyalım – Kayserispor

Ligde 10. haftaya kadar geldik. Şu ana kadar verdiğimiz görüntü kimseyi tatmin edecek cinsten değil. Kadro istikrarı çoktan sağlanmış olmalıydı ancak görünen o ki, Michael Skibbe halen daha belli mevkiler için arayış içerisinde. Orta saha göbeğinde bir türlü istenen verimliliği yakalayabilmiş değiliz. Savunmamız her maç inanılmaz açıklar veriyor. Sağ kanadı hiç verimli kullanamıyoruz. Erdem, İlhan Parlak’ın geri gelmeyi sevmemesinden ötürü sık sık zor duruma düşüyor. Buna kendi eksikleri de eklenince sağ kanadımız otobana dönüyor.

Ve belki de en önemlisi: Bitirici vuruşu yapacak oyuncumuz yok. Ne Mehmet Yıldız, ne de Gökhan Ünal’dan verim alabildik. Gökhan zaten sakat ve fazlasıyla maç eksiği var. Mehmet Yıldız ise her geçen gün fizik olarak bir futbolcudan gitgide uzaklaşıyor. Ne bir ön direk koşusu, ne bir hava topu, ne de ileri uçta adam eksiltme… İleri uçta kimi oynatsak hiçbirini yapamadı. Devre arasında nokta atışı takviyeler yapılması lazım.

Ancak bu haftaki rakibimiz Kayserispor’un da bizden pek farkı yok. Onların yaşadığı sorunları düşününce de sezonun ikinci deplasman galibiyetini almamız kimse için şaşırtıcı olmamalı. Sezona her sene olduğu gibi önemli transferlerle girmelerine rağmen Shota Arveladze’yle istenen çizgiye bir türlü gelemediler. Bana göre bunda menajerleri Süleyman Hurma’nın da sürekli olarak teknik konularda karar sürecine katılmasının payı vardı. Şimdi Shota Arveladze gitti ve yerine Robert Prosinecki geldi. Prosinecki, futbolculuk döneminde benim ve bana yakın yaş grubundakilerin efsaneleri arasında yer alan bir isim olmasına rağmen teknik direktör olarak henüz ortaya pek somut bir şey koyabilmiş değil. Haa, bu arada Süleyman Hurma da maçlarda halen daha kulübede ve ayakta. Yani pek de değişen bir şey yok…

Kayserispor’un kalesini geçen sezon Samsunspor’da gösterdiği performansla kamuoyunun beğenisini kazanan Ertuğrul Taşkıran koruyor. Aslen Fenerbahçe’nin futbolcusu olan Ertuğrul, henüz 22 yaşında ve geleceğin önemli kalecilerinden biri olmaya aday. Ben, genel görüşün aksine Ertuğrul’un abartıldığını düşünüyorum. Yetenekli ve çabuk bir kaleci. Gerek fizik gerekse de mental olarak gelişim göstermeyi başarıyor ancak henüz ona düzülen övgülerin seviyesine gelebilmiş değil benim gözümde. En büyük handikapı, çok top sektirmesi. Ondan dönecek topları takip edebilecek İlhan Parlak ve Ahmet İlhan Özek gibi oyuncularımız, ikinci vuruşu yapma ve dolayısıyla gol bulma şansına sahip. Ertuğrul Taşkıran, çevik bir kaleci olduğu için kendisine güveni fazla. Yan toplarda ortalama bir performansı var. Savunma arkasına sarkıtılan toplarda çabukça çıkarak müdahale etme eğiliminde. Bu huyu ve zamanlama hatası nedeniyle Orduspor maçında kırmıız kart gördü. Sağlam bir Shelton, bu maçta ona benzer bir problem yaşatabilirdi. Yine de Ahmet İlhan ve LuaLua gibi fuleli oyuncularımız var bu işi yapabilecek. Yedek kaleci olaraksa Gökhan Değirmenci’yi görüyoruz. O da genç bir isim. Altay’dan yetişme ve geleceği var. Ben, kalecilik meziyetleri açısından onu daha çok tutuyorum. İyi başladığı maçlarda gol atmak çok zor. Ancak olmayacak yerde hata yapabiliyor. Yani bir motivasyon sorunu yaşıyor. Bu sebeple de henüz kendisine güven sağlayabilmiş değil. Devamlılığa ihtiyacı var. Geçen sezonun tartışılan ismi Nicolas Navarro da halen daha kadroda görünüyor. İdmanlara çıkıp çıkmadığını bilmiyorum. Bir de İngiltere’den gelen Deniz Mehmet var. O da alt yaş kategorilerinde milli olan bir kaleci. Geleceği parlak.

Takımın sağ bek pozisyonunda Gretar Steinsson var. Transferin son günlerinde takıma katılan İzlandalı oyuncu, hücumu seven bir yapıya sahip. Sık sık ileri çıkıyor ve gol arıyor. Gerek attığı şutlar, gerekse de arkadaşlarına yaptığı ortalar dikkat çekici. MİY karşısında kornerden gelen topa kafayı vurarak takımının galibiyet golüne de imza atmıştı. Tabii hücumu bu kadar sevmesi, savunmada problemlere yol açabiliyor. Zaman zaman yerini kaybettiği için rakip sol açıklar rahat pozisyonlar bulabiliyor. Tabii bu durumda sağ stoper de onun bölgesini kapatmaya çalıştığı için göbekte açık veriliyor. Aslında biz de benzer sorunlar yaşadık son haftalarda. Özellikle Eskişehir maçında birebir bunu yaşadık. Steinsson, savunma olarak çok sert değil. İleriye çıkmadığı anlarda bile savunmada kademeye girme konusunda yetersiz. Yani sağ kanadımızdan arka direğe atılacak toplarda Steinsson’u yerini kaybetmiş şekilde bulabiliriz. Sol açık pozisyonunda oynayacak oyuncumuz (büyük olasılıkla Ahmet İlhan) bu anlarda arka direk koşusu yaparsa pozisyon şansı yakalar. Steinsson’un yedeği, Bucaspor’dan tanıdığımız Kamil Ahmet Çörekçi. 20 yaşındaki oyuncu, benim çok beğendiğim bir sağ bek. Orta sahada da oynayabilir. Karabükspor’da görmek isterdim kendisini. Ancak tabii ki birçok eksiği var. Maç tecrübesi yetersiz. Şu anda ilk 11 seviyesinde değil. Ancak mümkün olduğunca oynatılması gereken bir oyuncu.

Sol bek olarak sezon başından bu yana iki oyuncu izledik. Birincisi Mainz’dan transfer edilen, kariyerinde Spartak Moskova takımı da bulunan ve bir ara ülke gündemine Fatih Terim tarafından Arap sanılmasıyla gelmiş bir oyuncu Malik Fathi. Alman pasaportuna sahip. Türk statüsünü geçtiğimiz hafta kazandı. Hücuma sık sık çıkan bir oyuncu. Bu konuda Steinsson’dan daha aktif. Ancak savunmada yerini aldığında kademe anlayışı iyi. Yerini kaybetmedikçe büyük hatalar yapmıyor. Stoper oynama özelliğine de sahip. Onun stoper olarak görev aldığı maçlarda sezon başında Hannover 96’dan transfer edilen Erdal Akdarı’yı sol bek olarak görüyoruz. Erdal da hücumcu bir bek. Hatta orta alanın solunda da oynar. Tabii o biraz daha tecrübesiz olduğu için hataya daha müsait. Sağ kanadı verimli kullanabilirsek bize yeterli imkanı tanıyacak oyuncular bunlar. Son alternatif ise geçen sezon Schalke 04’ten transfer edilen Nurettin Kayaoğlu. Nurettin, çok gerekirse sağ bekte de oynatılabilir. Görüldüğü üzere, Hasan Ali Kaldırım’dan alınan verim, Kayserispor’un sol bek arayışlarını hep Almanya’ya yönlendirmiş. Yapılan tercihler bana göre doğru isimler. Özellikle Erdal, ileride gelişimini sürdürebilirse ikinci bir Hasan Ali olma potansiyeline sahip.

Sarı kırmızılı takım, stoper pozisyonunda sıkıntı yaşıyor. Aslında ellerinde bireysel olarak yetenekli oyuncular var ancak savunma kurgusunda bir uyum yakalaybilmiş değiller. Geçen sezonu Eren Güngör-Zurab Khizanishvili ikilisiyle tamamlamışlardı. Eren’le Zurab, ligin en berbat ikilisiydi diyebiliriz. Aslında teker teker baksak durum çok farklı. 1988 doğumlu Eren, bir ara kendi yaş grubunda (88’liler arasında) Türkiye’nin en iyisiydi. Ancak araya giren uzun sakatlıklar ve kaybettiği yaklaşık 1,5-2 yıl ona çok şeye mal oldu. Halen daha o jenerasyonun sayılı isimlerindendir. Zurab ise yıllarca İngiltere’de gerek Premier Lig gerekse de Championship’te forma giymiş tecrübeli bir savunmacı. Ağır bir yapıya sahip ancak futbol bilgisi iyi. Ancak Kayserispor için bir Amisulashvili olamadı hiçbir zaman. Eren’le Zurab bu sezon da beraber oynadılar birkaç maçta ancak bu bölgede arayış yoğundu. Geçen sezon fazla forma şansı bulamayan Berkay Tolga Dabanlı sık sık göbeğe monte edilmeye çalışıldı. 22 yaşındaki Berkay da aynı Zurab gibi iyi fizikli ve ağır bir oyuncu. Ancak ben de olsam o fahiş hataları Zurab yapacağına Berkay yapsın isterdim. Kaldı ki bu sezon Berkay’ın oynadığı 5 maçta Kayserispor 9 gol yerken, oynamadığı 4 maçta ise 10 gol yemiş. Savunma göbeğinde görev alan diğer bir isim de Malik Fathi. Malik Fathi, stoper oynayabilen bir sol bek demiştik ancak takımda hiçbir alternatif yoksa o bölgede oynamalı. Her ne kadar verimsiz olsa da Zurab o bölgede Fathi’den daha verimli oluyor. Bana göre bu bölgenin ideal ikilisi Eren-Berkay’dır ancak uyum konusu burada da karşımızda. Bir türlü istenen verim alınamıyor. Alan paylaşımı yapılamıyor. Hava toplarında gereken üstünlük kurulamıyor. Topu oyuna yeterince iyi ve sakin bir şekilde sokabilecek bir oyuncu bulunamıyor (ki bana göre Malik Fathi’nin zaman zaman stoperde kullanılmasının sebebi de budur). Arkaya çok adam kaçırıyorlar. Aradan çok adam kaçırıyorlar ve beklerle koordinasyonları zayıf. Kısacası, ligin en zayıf savunmalarından biri, hatta en çok gol yiyen(19) takımı ile karşı karşıyayız.

Kayserispor, savunmanın önünde ikili bir orta saha hattıyla sahada olmuş genelde. Ancak bu durum rakibe göre değişkenlik gösterebiliyor. Sadece Prosinecki’nin görev aldığı iki maçı ele alalım. Kendi sahalarındaki İBB maçında savunma önünde iki orta saha oyuncusu, bu ikilinin önünde de 3 oyuncu oynamış. Yani tipik 4-2-3-1 dizilişi söz konusu. Ancak geçen hafta deplasmanda oynadıkları Galatasaray maçında ise 4-3-2-1’e dönmüşler. Yani savunmanın önünde 3 adet defansif orta sahayla oynamışlar. Ben, bize karşı 2 defansif orta sahayla oynayacaklarını düşünüyorum. Hatta bu iki oyuncu da defansif karakterli olmayabilir. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Galatasaray’a karşı oynayan üçlü Riveros-Salih Dursun-Abdullah Durak. Üçü de savunma yönleri daha gelişmiş oyuncular. İBB karşısında oynayan ikili ise Riveros-Okay Yokuşlu. Burada sadece Riveros savunmacı karakterde. Okay’ın hücum melekeleri daha gelişmiş. Orada çift yönlü bir rol üstlenmiş diyebiliriz. Bize karşı da Riveros’un yeri garanti. Zaten oyun kurma işi Riveros’a düşüyor. En çok pas alışverişi yapan isim o. Riveros’a baskı yarar sağlar. Yanında kimin oynayacağını ben de merak ediyorum. Okay veya Abdullah (Okay kadar hücumcu değilse de çift yönlü oynamaya çalışıyor) ile başlayıp önde basmayı tercih edebilirler. Ya da Salih Dursun’u koyup alan daraltma yoluna gidebilirler. Ben Abdullah’ı daha yakın görüyorum formaya. Salih oynarsa da Riveros biraz daha ileriye dönük oynayacaktır. Orta sahayla savunma arasında özellikle önde bastıkları maçlarda büyük boşluklar bırakıyorlar. Bu da rakip orta saha oyuncularına baskıyı aştıklarında daha rahat topla oynama imkanı, alanı ve zamanı yaratıyor. Bunu sahalarındaki Eskişehirspor maçında sık sık gördük. Eskişehir, özellikle hızlı bir hücumcu olan Burhan’ı oyuna aldığında çok etkili olmuştu Kayserispor karşısında. Kayserispor’un en büyük sorunu olan kadro istikrarını yakalayamama, bu bölgede de karşımızda diyebiliriz kısaca.

Rakip için genelde 4-2-3-1 oynuyorlar demiştik. Bize karşı da böyle bir düzen içinde olacaklarını ön görelim. İkilinin önündeki üçlü, hücuma dönük oyunculardan kurulu olacak doğal olarak. İstikrarsızlık burada da var. Sağ tarafta şimdiye kadar birçok isim denendi. Son olarak geçen hafta Engin Bekdemir’i gördük. Ki asıl mevkisi direkt olarak forvet arkası olmasına rağmen sağ çizgiye yakın oynadı. Sefa Yılmaz, Franco Cangele ve Diego Biseswar, sağ tarafın birincil alternatifleri. Ters ayaklı olarak Ömer Bayram ve sakatlığından dolayı bize karşı oynayamayacak olan Pablo Mouche de burada oynayabilirler (Mouche’ye özel olarak değineceğiz bu arada).  Sefa’yı formaya en yakın isim olarak görüyorum. Tehlikeli oyuncu. Süratli ve duran toplarda etkili. Ancak devamlılık sorunu var. O yüzden bir türlü formayı tam olarak kapabilmiş değil. Biseswar ise karakter sorunu sebebiyle takımla bütünleşemedi. Hollanda’nın gelecek vaadeden oyuncularındandı ancak ikinci bir Amrabat olması beklenirken Türkiye’ye tam olarak uyum sağlayabilmiş değil henüz. Buradan sık sık yan orta görebiliriz. Zira Kayserisporlu oyuncular, yan toplarla Bobo’yu beslemeyi seviyor. Sol tarafta ise bu zamana kadar en verimli oyuncu az evvel bahsi geçen Pablo Mouche’ydi. Arjantinli oyuncu, bu sezon Kayserispor’un en verimli oyuncusu desek yanılmış olmayız. Girilen pozisyonlarda hep onun adı var. Etkili oyununu istatistiklere pek yansıtamamış olsa da onun olmayacak olması bizim için çok büyük bir avantaj. Mouche’nin olmaması nedeniyle sol açıkta Ömer Bayram’ın oynamasını bekliyorum. Geçen sezon Hollanda liginde NAC Breda formasıyla çok iyi işler yapmıştı Ömer Bayram. Süratli ve topu iyi kullanan bir oyuncu ancak o da maç içinde kaybolup gidebiliyor. Son hareketlerde de sıkıntı yaşadığı bir gerçek. Oynadıkça düzeltilebilecek sorunlar bunlar. 21 yaşında bir oyuncu için iyi bir çizgide olduğunu söyleyebiliriz. Ne olursa olsun, kanat hücumcuları süratli oyuncular. Onlara atacakları derin toplar, Tomic’le burun buruna kalmalarına sebep olabilir.

Üçlünün ortasında ise çeşitli alternatiflere sahipler. Cleyton, Engin Bekdemir, Okay Yokuşlu ve Cangele burada değerlendirilebilecek isimler. Hiçbiri tam olarak verimli olabilmiş değil. Daha önce Panathinaikos forması giyen Cleyton’dan çok şey beklendi ancak henüz geri dönüş alınamadı. Okay ve Engin gençlikleri nedeniyle süreklilik sağlayamıyorlar ve bazı maçlarda fizik olarak çok eziliyorlar. Cangele ise hücum hattının her bölgesinde oynayabilecek yeteneğe sahip olmasına rağmen yaşadığı ağır sakatlıklar sebebiyle çok geriye gitti. Halen daha eski çizgisine yaklaşabilmiş değil. Bu maçta bir sürpriz yapıp ona forma verilebilir. En azından ilerleyen dakikalarda sahada görebiliriz Cangele’yi.

Kayserispor’un gol umudu ise, çoğumuzun yakından tanıdığı Bobo. Beşiktaş’taki performansından dolayı ne yapabileceğini az çok biliyoruz. Gerçekten kaliteli bir oyuncu. Ligin ilk haftalarında bir uyum sorunu çekti ve durgundu ancak oynadıkça açılıyor. Son dönemde fena değil. Ligde 3 golü yakalamış. Havadan ve yerden her türlü gol vuruşunu yapabiliyor. İki ayağı da etkili. Pek gezen bir golcü değil. Bu bağlamda iyi marke edilirse etkisiz hale getirilebilir. Ancak bir anlık boşluğu bile çok iyi değerlendirip cezayı kesebiliyor. Çok zeki bir golcü. Sırtı dönük top aldığında döndürmemek lazım. Döndüğünde ne yapabileceğini Eskişehir maçında göstermişti mesela. Bobo şu ana kadar her maçta 90 dakika oynamış. O yüzden alternatiflerinin neler yapabileceğine dair çok taze bilgilerimiz yok. Kadroda Emir Kujovic var. Son haftalarda kadroya bile giremiyor. Geçen sezonun başından bu yana gönderilmek isteniyor. Neden gönderilmek istendiğini de anlamış değilim. Zira zorunlu olarak oynadığı maçlarda da başarılıydı. Geçen sezonu 18 maçta 8 golle tamamlamıştı. Bu sezonun başlarında üç maçta sonradan oyuna girdi. Kadrodaki diğer bir oyuncu da 19 yaşındaki Babacar Diop. O da bir kez sonradan oyuna girerek forma şansı bulabildi. Maç eksiği çok fazla. Bana göre Bobo’nun en önemli alternatifi her şeye rağmen Cangele konumunda.

Kayserispor hakkında verilebilecek detaylar genel olarak bu şekilde. Şimdi rakibin genel özelliklerini özet bir şekilde geçmeye çalışalım.  Kuvvetli yönleri:
1-Koşan bir takıma sahipler. Kondüsyon olarak iyi seviyedeler.
2-Yan toplarda etkililer. Gerek oyun içinde, gerek duran toplarda ve gerekse de kornerlerde kafa golleri bulabiliyorlar.
3-Basan bir orta sahaları var. İleride baskı kurup top kazanma şansı yaratıyorlar.
4-Bobo gibi her türlü gol vuruşunu yapabilen bir oyuncuya sahipler.
5-Uzaktan bol bol şut deniyorlar.
6-Kanat savunmacıları hücuma katıldığında süpriz pozisyonlara girebiliyor ve kalabalıklaşabliyorlar.
7-Kanat oyuncuları süratli. İlhan Parlak, eğer sağ çizgide oynayacaksa savunmaya mutlaka yardım etmeli. Yoksa sıkıntı yaşarız.

Zayıf yönleri:
1-Kaleci Ertuğrul çok top sektiriyor. Bol bol şut atıp ondan dönecek topları takip etmeliyiz.
2-Savunma arkasına adam kaçırma huyları var. Böyle olunca Ertuğrul da dengesiz çıkışlar yapıp takımını eksik bırakabiliyor.
3-Yan toplarda etkisiz bir savunmaları var. Kafa vuran oyuncumuz olursa şans bulabiliriz.
4-Bekleri ileri çıkmayı sevdiği için yerlerini kaybediyor. Ayrıca kademe anlayışları zayıf. Arka direk toplarında fırsat bulma şansımız var.
5-Savunma göbeğinde oynayan oyuncuları uyumsuz. Alan paylaşamıyorlar. Özellikle yan topları kolay savuşturamıyorlar. Aynı Eskişehirspor gibi top uzaklaştırma sorunları var. Özellikle yan topları uzaklaştırırken yay civarında bize sürpriz paslar çıkarabilirler. Ahmet İlhan, LuaLua ve Cernat (ve hatta Birol) gibi yay çevresinden etkili vuruşlar yapabilecek oyucularımızla skor bulabiliriz.
6-Orta saha ile savunmaları arası kopuk. Arada top kullanmaya müsait boş bir bölge bırakıyorlar.
7-En etkili oyuncuları Pablo Mouche sakatlığı sebebiyle yok.
8-Bobo gezici bir forvet olmadığı için kolay marke edilebilir. Dikkatli olunduğu sürece sorun çıkarmayacaktır.
9-Kadro istikrarı konusunda bize göre daha kötü durumda oldukları bir gerçek. Bunu kullanmamız gerekir.
10-Takımın yerleşimi geniş bir alanı kapsıyor. Genelde ortalama 56-57 metreye yayılıyorlar. Sahalarında en iyi oynadıkları Eskişehir maçında bunu 52 metreye kadar düşürmüşler. Biz Akhisar maçında olduğu gibi takım boyunu 50 metrelere indirebilirsek çok avantajlı oluruz.

Sözün özü, Kayserispor için hedef maç konumunda bir maça çıkacağız. Motive olacaklardır. Biz de motive dikkatli olmalıyız. Cesur oynamaktan çekinmemeliyiz. Rakibi üzerimize çekmek yerine hücumu düşünürsek savunmada onları hataya zorlarız. Kayseri her zaman zor deplasmandır ancak onları evlerinde yenmeye hiçbir zaman bu sezonki kadar yakın olmamıştık. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.

Paylaş "Süper Lig 10. Hafta Rakibimizi Tanıyalım – Kayserispor"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

8 Yorum

  1. 01 Kasım 2012
    Abi bu nasıl bir analizdir bir Kayserispor taraftarı olarak sizi ayakta alkışlıyorum.Takımınız ya da hocanız dersine ne kadar çalıştı bilmem ama siz dersinize çok iyi çalışmışsınız.Kazanmamız gereken bir maç ama yürekten başarılar diliyorum.O gün inşallah tribünde olacağım.İyi olan kazansın…:)
  2. 01 Kasım 2012
    Sevgili Efe, Umarım güzel, dostça bir maç olur. Bu hafta biz kazanalım, siz de sonraki haftalarda kazanın 🙂
  3. 01 Kasım 2012
    Gerçekten bu teklifinizi düşünürdük ama bizim bu maçı kaybedip galibiyeti diğer haftalara ertelemek gibi bir lüksümüz yok.Sizin durumunuz bize nazaran daha iyi.mesele sadece puan cetveli meselesi de değil.Takımımızın morale ve galibiyete çok ihtiyacı var.Fikstürümüz de pek olumlu değil özellikle son dönemeçte ts,fb,kasımpaşa,bjk maçları var.yani işimiz çok zor.Mutlak kazanmamız gerekiyor.herşeye rağmen yine de iyi olan kazansın…başarılar tekrar.(bu arada kesinlikle kazanacağız)…:)))
  4. 01 Kasım 2012
    Takim genclerbirligi macinda bu sezon ilk defa derli topluydu ama deplasmanda cok kirilganiz, deplasmanda gol attigimizda bile sevinemiyorum ( örn: bursa,eskisehir deplasmani) ilhan parlakta malatya macinda oyundan sikintili cikti, en buyuk dilegim insallah birolla degil gecen haftaki gibi kaanla baslar, gecen haftanin tesaduf olmadiginida skibbe insallah bu mac kanitlar.
  5. 01 Kasım 2012
    En iyi olduğumuz dönemde bile deplasmanda sorun yaşadık maalesef. Bursa ve Eskişehir maçlarında yaşadıklarımız, ne yazık ki skoru koruma güdüsünden kaynaklı sorunlardı. Bu aslında Türk futbolunun da sorunu. Milli takım da aynı sorunu yaşıyor mesela. Deplasmanda golü attıktan sonra geri çekildiğinizde rakibe oyunun hakimiyetini veriyorsunuz. Sizi boğma fırsatı tanıyorsunuz. Oysa biraz cesaret ve akılla ikinciyi de bulabilirsiniz. İlhan’ın bu hafta oynayamayacağı açıklanmış. Aslında bu bize fayda getirebilir. İlhan ne yazık ki oyun içinde çok fazla kayboluyor. Ancak attığı kritik goller de onu vazgeçilmez yapıyor. İyi mücadele edersek ve Gençlerbirliği maçındaki pozisyon zenginliğini tekrar edebilirsek iyi sonuç alırız diye tahmin ediyorum.
  6. 02 Kasım 2012
    Sevgili Tansu.Analiz gayet iyi.Karabükspor ‘un en önemli sorunlarından biri 3 .bölgede fazla kalamaması. Bunun nedenini de yazmışsın zaten. İki santrafordan biri sakat,diğeri ise inanılmaz bir düşüş içerisinde.Bu bölgede top tutulamayınca , orta sahada ki oyuncular da dirençsiz ve top kullanma becerileri yetersiz olunca, defans sürekli rakiple boğuşmak zorunda kalıyor. Takımın fazla gol yemesinin başlıca nedenlerinden biri bence bu.
  7. 02 Kasım 2012
    Teşekkür ederim Metin Abi. İleride top tutamama sorunu ne yazık ki başımıza büyük dert. Oysa ki elimizde bulunan Mehmet Yıldız gibi oyuncuların en büyük özellikleri en uç bölgede topu saklayıp takımın rakip yarı alana yerleşme sürecinde zaman kazandırmalarıydı. Maalesef Mehmet bu en önemli özelliğini bu sene kullanamadığı için attığımız toplar tenis topu gibi geri geliyor. Mehmet’in yetersizliği nedeniyle onun olmadığı maçlarda da oyuncularımızın ekstra dinamik olması ve topu çabuk kullanıp sonuca gitmeleri gerekiyor. Ki bu da kolay bir şey değil. Devre arasında bu sorunu kökten çözecek bir oyuncu alınması şart.