Mar 16, 14 yıl önce

Yettin Artık Mesut Bakkal

mesutbakkal

Galibiyetsiz geçen 8. haftayı bugün itibariyle geride bıraktık. Birilerinin dillerinde ise halen daha “takımı 9 puanla aldık” türküleri… Oysa büyük resme baktığımızda durumumuzun vahameti ortada. Artık boğazımıza kadar düşme mücadelesinin batağındayız. İlk yarının ilk 9 haftasında 9 puan almış olan takım, ikinci yarının ilk 9 haftasını sadece 6 puanla kapatabilmiş. Gelin önce bunu açıklayın…

Mesut Bakkal konusunda fikirlerimi geldiği ilk gün yeterince açık şekilde belirtmiştim. Kesinlikle yanlış bir tercihti. Göreve geldiği ilk haftalarda aldığı birkaç başarılı sonuç ve gösterilen iyi mücadelenin ardından “acaba yanılıyor muyum” desem de sonradan yanılmadığımı anladım. Tabii şu an mevzu bu değil. Bizi bu duruma düşüren etkenleri ve yapılabilecek olanları konuşmak lazım. Trabzonspor galibiyetinin ardından Kırmızı Mavi anasayfasında bir yazı yayımlamıştık. Bu yazıda galibiyete rağmen gördüğümüz eksiklikleri, aksayan noktaları dile getirdik site olarak. Bize bu yazının ardından “Deli misiniz? Maç kazanmışız ama siz felaket tellallığı yapıyorsunuz” diyenler oldu. Takımın Werder Bremen’de çalışmakla böbürlenen yardımcı hocası yaptığımız uyarıları “safça” buldu, küçümsedi… Bugün ise geldiğimiz nokta ortada. İşte biz tam da bu duruma düşmekten korkmuştuk oysa ki…

Yazıyı şu linkten tekrar bulabilirsiniz: http://www.kirmizimavi.org/2013/01/21/4273/

Uzun süredir bir şeyler yazmak istiyorum aslında ancak hep bir şeyler tutuyordu beni. Bugün fark ettim ki geç bile kalmışım aslında. Muhtemelen takım lige çıktı çıkalı en zor durumun içindeyiz. Ve ne yazık ki her hafta aynı masalları dinliyoruz maç sonraları. Bugün yine yanlış bir kurguyla sahaya çıkmış bir Karabükspor izledik. Artık ne yazık ki eziyet haline geldi Karabükspor maçlarını izlemek. Her geçen hafta takım daha edilgen, daha etkisiz. Üstüne üstlük, bir de yapılan ölümcül hataların tekrar tekrar sahnelendiğini görünce insanın hiç hevesi kalmıyor. Daha önce dilimiz nelerden yandıysa bugün de onlardan yandı aslında. Teker teker bahsetmeye gerek yok. Takımı izleyen herkes, (ne kadar eksik de olunsa) bu takımın stoperinin Anıl olmadığını, Birol’dan bir fayda gelmeyeceğini, Gökhan Ünal’ın takıma atılmış büyük bir kazık olduğunu görebiliyor zaten. Böyle ayrıntıları tekrar tekrar ve uzun uzun ortaya koymanın bir anlamı yok. Benim anlamadığım nokta, neden alternatif çözümlere gidilmediği…

Gençlerbirliği karşısında saçma sapan bir golle geriye düşerek başladık maça. Savunmadan seken topu Petrovic elini kolunu sallaya sallaya aldı, idmanda bile bulamayacağı bir rahatlıkla şut pozisyonuna geçti ve çok rahat bir vuruşla topu istediği yere gönderdi. Mesut Hoca’nın maça 3 merkez orta sahayla çıkıp orta sahayı tutarak puan kazanma planları daha ilk andan suya düştü anlayacağınız. Ardından rakip anlamsız bir şekilde etkisiz kaldı. Üzerimize gelemedi. Orta sahadaki oyunculardan birini çıkarıp hücum oyuncusu alarak rakip ceza sahası civarında kalabalıklaşma düşüncesi işe yaradı ve rakip savunmanın çok büyük hatasıyla bir gol bulduk. Yalnız dikkat etmek gereken bir şey var. Golü biz atmadık, Gençlerbirliği yedi… Burada aslında maçın anahtarı elimize geçmişti. Düşünün, oyuna giren hücumcunun Gökhan Ünal olmasına rağmen biz etkili olmuş ve gol bulmuşuz. Demek ki gerçekten iyi bir hücum oyuncumuz olsa işler çok değişecekmiş. Ve belki de maç boyunca bunu devam ettirebilsek daha üretken olabileceğiz. Çünkü rakibimiz savunmada hata yapmaya çok müsait.

Ne yalan söyleyeyim, ikinci yarıyı bu umutlarla izlemeye başladım. Ancak hocanın stoper tercihi Anıl, ilk yarıda gördüğü saçma kartı ikinci yarının hemen başında tekrarlayınca 10 kişi kaldık ve ikili orta sahadan Yiğit, stoper geçmek zorunda kaldı. Aslında burada İshak ya da Onur’un oyuna alınmasını bekledim. Onlar ısınana kadar Yiğit oynuyor diye düşündüm ancak hoca aynı düzenle devam etmeye karar verdi. Böylelikle ileride Gökhan, Shelton, İlhan ve LuaLua dörtlüsü, arkalarında Birol, arkasında da savunma dörtlüsü ile Gençlerbirliği’ni karşılamak zorunda kaldık. İlhan göstermelik de olsa geriye yardıma geliyordu ancak tabii ki onun da yapabileceği savunma kısıtlıydı. Birol’un tek başına Gençlerbirliği orta sahasıyla boğuşması imkansızdı. Nitekim, rakip pozisyon üstüne pozisyon buldu bu dönemde. Hoş, Mesut Bakkal maçın ardından verdiği röportajda “40 dk 10 kişi oynadık ve rakibe pozisyon vermedik” gibi bir cümle kurma gafletine düştü ama maçı gözüyle izleyen herkes rakibe 7-8 net pozisyon verdiğimizin farkındaydı. Hücumda kalabalık kalma düşüncesini belli ki hoca da doğru bulmuş ancak kırmızının üstüne düşülen durum göz önüne alındığında, maç boyunca etkisiz olan Gökhan’ın yerine savunmaya takviye yapmak daha akılcıydı şüphesiz ki. Hocanın ısrarla güvendiği Gökhan Ünal, maçın sonlarına doğru çok net bir pozisyonu harcayıp, iki tane frikiği hiç etmek dışında hiçbir varlık gösteremedi. Mesut Bakkal’a tavsiyem, Gökhan Ünal’ı bu kadar seviyorsa alsın evinde beslesin, ailesini emanet etsin, kızı varsa kızını versin ama şu takımın formasını bir daha giydirmesin… Karabük Karabük olalı herhalde şu yeşil sahada Mesut Bakkal-Gökhan Ünal ikilisinden daha büyük bir eziyet görmemiştir. Skibbe bile en azından genç oyunculara şans verirdi. Bunda o da yok. Ümit milli takımın direkt oyuncusu Bertul’a kafayı takmış. Tamam, çocuk belki 11 seviyesinde değil ama al 18’e. Juju’yu oynatan adamsın, Bertul mu Juju mu? Madem yenileceğiz, madem bir beklentimiz yok, bari hatayı Juju yapacağına Bertul yapsın. Neyin kompleksi bu, anlamak mümkün değil. Ya da stoper sorunun mu var? Al A2 takımdan Jahic’i. Levent Hoca’nın oyuncularının ne kadar hazır tuttuğunu zaten Deumi örneğinde gördük. Adam A2’de gayet iyi çalışmış. Muhtemelen Jahic de çalışıyor. Adamın maaşını veriyorsun. Stoperin yokken al takıma oynat. Kompleks yapmanın alemi yok.

Önümüzde kaldı 8 hafta. Bu 8 haftada Galatasaray ve Fenerbahçe’nin yanı sıra, düşmemeye oynayan ya da UEFA’ya katılmak için mücadele edecek takımlarla oynayacağız. Fikstüre bakıyorum da, bizim kadar boşvermiş bir şekilde sahada dolanan bir tek Mersin İdmanyurdu takımı var. Bakalım hocanın şuursuzlukları devam edecek mi? Artık bu saatten sonra istifa falan demiyorum kendisine. Geçti o tren. Bu takımı ya batıracak ya çıkaracak. Bakalım artık gerçekten onurlu ve gururlu bir şekilde bu takımı ligde mi bırakacak, yoksa haftalardır yaşadığımız eziyeti yine yaşatıp maçlardan sonra saçma bahaneler üretip insanları mı kandıracak? Göreceğiz…

Paylaş "Yettin Artık Mesut Bakkal"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

1 Yorum

  1. 18 Mart 2013
    Hocam ; Her hafta benzeri görüş bildiriyorsunuz, ama iyiye giden bir şey yok, Anıl’ın takımı gereksiz yere 10 kişiye bırakmaya hakkı varmıydı, hele çıkarken gülerek çıkması sizce normalmiydi. Ligi güzel başladınız , lütfen güzel bitiriniz futbolcu kardeşlerimiz ; hiç bir şey bitmiş değil nasıl alttaki takımlar ellerinden geleni yapıyorsa siz daha fazlasını yapabilirsiniz, sizde o güç ve beceri var, teknik heyet iyi, sizler iyisiniz, o zaman bunları bizlere neden yaşatıyorsunuz. Gereksiz yere KART görmeyiniz. UMUTLA sizlerden güzel sonuçlar bekliyoruz, çünkü önünüzde çok çetin maçlar var. Hocam ;Gekas iyi topçu bunuda unutmayalım, sizde iyisiniz ama yinede takımı motife etmek size düşüyor. Allah yardımcınız olsun.