Aslında geç kalmış bir yazı gibi gelebilir. Ancak kulübün üzerinde öyle bir belirsizlik vardı ki, daha önce yazılacak bütün sezon deÄŸerlendirmeleri fal bakmaktan farksız olacaktı. Bugünden sonra da takımda deÄŸiÅŸen ÅŸeyler muhakkak olacaktır fakat en azından büyük resmi görebileceÄŸimizi tahmin ediyorum…
Yönetim ve kongre konusunda olan bitene uzun uzun deÄŸinmeye gerek yok. Her ÅŸey yaÅŸandı bitti ve Karabükspor artık devamlılık saÄŸlamasını beklediÄŸimiz bir yönetime kavuÅŸtu. BaÅŸta baÅŸkanımız Mustafa Yolbulan olmak üzere tüm yönetim kuruluna bu zor görevlerinde baÅŸarılar diliyorum. Taraftar olarak gerçekten iyi iÅŸler yapmak isteyen herkesi desteklemek bizim görevimiz. Tabii, eleÅŸtiri gerektiÄŸi noktada bu eleÅŸtiriyi yapmak da… Bu yazıda takımın teknik deÄŸerlendirmesinin yanı sıra bir taraftar ve ayrıca oyuna dair çeÅŸitli çalışmalar yapmaya çalışan bir futbolsever olarak yönetimden kulübün geleceÄŸiyle ilgili beklentilerimi yazacağım.
Bugün geldiÄŸimiz noktada, golcü transferi dışında (belki o iÅŸ de ÅŸu sıralar sonuca baÄŸlanıyor olabilir) transferi hemen hemen tamamladığımızı ve takımın son halinin oluÅŸturulduÄŸunu söyleyebiliriz. Transfere çok geç baÅŸlamanın dezavantajını yaÅŸadık. Neydi bu dezavantajlar? Öncelikle bedelsiz alınabilecek, belli kalitenin üstündeki oyuncuları takıma kazandırma ÅŸansını kaçırdık. Bizim istediÄŸimiz tarz oyuncular için kulüpler yüksek bonservis bedelleri talep edeceklerinden dolayı kulübün ekonomik ÅŸartlarının izin verdiÄŸi ölçüde, mümkün olduÄŸunca düşük maliyetli oyuncular peÅŸinde koÅŸtuk. Bu, benim açımdan anlaşılabilir, hoÅŸ görülebilir bir durumdu. Çünkü bir kulüpte her ÅŸeyden önce mali disiplin ÅŸarttır. Daha önce bu mali disiplini saÄŸlayamayan ve transfer dönemlerinde fahiÅŸ paralar harcayan kulüplerin durumu bugün ortada. Kimse de bu durumdan ötürü enseyi karartmasın. Süper Lig öyle bir ligdir ki, son hafta kuracağınız takımla bile ilk 8’e oynamanız mümkün. Biz bunu Bülent Korkmaz döneminin devre arası transferinde takımı komple deÄŸiÅŸtirerek az kalsın baÅŸarıyorduk mesela… Önemli olan kulüp organizasyonunu sezon içinde doÄŸru yönetmek.
Burada görevin en büyüğü tabii ki yönetimin. GeçtiÄŸimiz sezonlarda yaÅŸanan aksaklıkların ve yapılan hataların tekrarlanmayacağını umuyorum. Herkesin, yönetim içindeki görev dağılımına sadık kalması, yöneticilerin üstlerine vazife olmayan konularda yerel ve ulusal basına beyanat vermemesi, takımla kurulan diyaloglarda dikkatli ve özenli olunması ÅŸart. Ülkenin en önemli markalarından biri olan Kardemir’den gelen ve kurumsal yönetim anlayışını yeterince özümsediÄŸine inandığım yeni baÅŸkanımız sayın Mustafa Yolbulan’ın da bu konuda benzer düşüncelere sahip olduÄŸunu tahmin ediyorum. Böylelikle Kardemir Karabükspor yönetiminin en önemli misyonlarından biri de kendiliÄŸinden ortaya çıkmış oluyor: KurumsallaÅŸma… Yönetimin, görev süresinde kulübe kazandırması gereken en önemli meleke kurumsallık olacaktır. Kulübün artık Kardemir’e bağımlı olmaktan çıkması, kendine ait gelir kaynakları olması ve Kardemir’in kulüp geleneÄŸindeki yerini koruyarak, ona kurumsal kimliÄŸini kazandıran en önemli yapı taÅŸlarından biri olarak konumlanması bana göre ÅŸart oÄŸlu ÅŸart…
Mustafa Yolbulan ismi, bu zamana kadar perde önüne pek fazla çıkmamış olsa da aslında arka planda çok ÅŸey yapmış bir isimdir. Türk futbolunda bir yeri, ağırlığı ve geleceÄŸi vardır. Bunu zaten Tolunay Kafkas’ın takımın başına geçiÅŸinde de gözlemleyebiliyoruz. Kafkas’ın teknik direktörlük yetenekleri eleÅŸtirilebilir. Herkesi eleÅŸtirebiliriz. Bizim hocamızın da çeÅŸitli eksikleri ve yanlışları vardır. Ancak isim olarak baktığımızda Süper Lig’de onu göreve getirebilecek, onun frekansını tutturabilecek kulüp sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla belli bir saygınlığa eriÅŸmiÅŸ Tolunay Kafkas’ı özellikle de bu kadar geç bir zamanda göreve getirebilmek bana göre baÅŸarıdır. Böyle hocalar için zaman çok önemlidir. Zamanınız kısıtlıysa da ileriye dönük planlarınızla onları etkileyip ikna etmeniz gerekir. Mustafa Yolbulan’ın bu konuda bireysel olarak baÅŸarısı kesinlikle inkar edilemez. Tabii ki önemli olan bundan sonra hocayla yakalanan uyumu sürdürmek ve bu çalışmayı uzun vadeye yaymak. Bu da ancak tutarlı bir kulüp yönetimiyle mümkün. Åžimdilik gelen sinyaller, bu tutarlı yönetimin hayata geçirileceÄŸi yönünde…
Yapılan transferler ve görüşülen futbolculara bakınca da kulübün bir vizyon kazandığını görüyoruz. Yıllarca Ajax ve AZ Alkmaar gibi takımlarda oynamış, son olarak PSV Eindhoven kalesini koruyan Boy Waterman; Fransa liginde senelerce baÅŸarıyla forma giymiÅŸ ve saygın bir yere sahip olan Sebastian Puygrenier; yine Frsansa’da top koÅŸturup Mali milli takımında Afrika Kupası’nda boy gösteren ve İngiliz kulüplerince istenen Samba Sow gibi oyuncuları getirmek bir baÅŸarı ve vizyon meselesidir. Ayrıca Carlton Cole gibi yıllarca Premier Lig’de top koÅŸturmuÅŸ ve İngiltere milli takımında görev almış bir oyuncuyu transfer görüşmesi için de olsa Karabük’e getirmek, Mladen Petric gibi yüksek profilli bir oyuncuyla görüşmeleri belli bir seviyeye ulaÅŸtırmak (kim bilir, belki Petric formamızı giyer) da kesinlikle az iÅŸ deÄŸil. Evet, belki transferde mümkün olduÄŸunca ayağımızı yorganımıza göre uzatmaya çalışıyoruz ancak ortaya böyle bir vizyon koyabilmek de ne olursa olsun önemli.
Takımla ilgili detaya birazdan geleceÄŸim. Daha önce, hazır yönetimden beklentiler üzerine laf açılmışken stat meselesini dile getirmekte fayda var. Tamamlandığında kutu gibi, müthiÅŸ bir atmosfere sahip, aynı Premier lig takımlarının sahip olduklarına benzer bir stada sahip olacağız. Necmettin ÅžeyhoÄŸlu Stadı, tam da Karabük’ün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir futbol merkezi olacak. Bu ÅŸimdiden belli. Ancak inÅŸaatın gecikmesi de en az stadın güzelliÄŸi kadar can sıkıcı. Tabii ki iÅŸ büyük ölçüde yüklenici firma ve GSGM arasında çözülmeli ancak yine de bu noktada kulübün de gerekli yerlere gerekli giriÅŸimleri yapıp maÄŸduriyetini gidermesi gerekir. Normalde çok daha önce bitmesi gereken tribün inÅŸaatı, ertelene ertelene bu sezona kadar geldi. Åžimdi de ne zaman tamamlanacağı meçhul. Takımımızın bir an önce güzel ortamda taraftarıyla tam olarak bütünleÅŸebilmesi gerekir. İşte o zaman Kardemir Karabükspor da kendi sahasında ligin en kuvvetli takımlarından biri olacaktır. Yeni yönetimimize bu konuda güveniyorum.
Gelelim takıma…
Tomic’in ayrılmasıyla takımın önceliklerinden birisi kaleci transferi olmuÅŸtu. Bugün kaleyi saÄŸlama aldığımızı söyleyebilirim. Boy Waterman, bu dönemde bedelsiz olarak transfer edilecek en uygun kalecilerden biriydi. FiziÄŸi kusursuz. Atletik de bir yapısı var. Benim bildiÄŸim kadarıyla zaman zaman oyun içinde konsantrasyon kaybı yaÅŸayabiliyor. Ayağı, ligimiz için ortalama seviyede. Oynadığı takımlarda yediÄŸi gol sayısı makul. GeçtiÄŸimiz senelerde Orduspor kalesinde çoÄŸumuzun beÄŸendiÄŸi Saso Fornezzi Türkiye’ye gelmeden önce yaklaşık 1,5 gol yeme ortalamasıyla oynuyordu. Bu rakamlar oynadığı lige ve takımlara göre deÄŸiÅŸir. Hollanda liginde geçen sezon en az gol yiyen kalecilerden birisiydi. Tek sorun, çok transfer yapmış olması. Böylesine gezgin olması soru iÅŸareti yaratmıyor deÄŸil. Yedek kalecimiz yine Bora Körk. Bence kesinlikle güven veren bir yedek kaleci. Tecrübeli ve belli standartta bir performansı var. Çok sürpriz yapmaz.
Takımın kale gibi bir diÄŸer zayıf noktası savunması, özellikle de savunma göbeÄŸiydi. Burada artık iyice yaÅŸlanan Deumi’nin de ayrılmasıyla birlikte güvenilebilecek stoper olarak sadece Mabiala kalmıştı. Onun dışında eldeki tek safkan stoper geçen sezon hiç ÅŸans bulamayan genç Onur Cenik’ti. İhtiyaç halinde ise yine sol bekten devÅŸirilebilecek Anıl Karaer ve orta sahadan stopere çekilebilecek YiÄŸit İncedemir’in eline bakıyordu takım. Bu noktaya Fransa’da geçen sezon küme düşen Nancy’nin kaptanı Sebastian Puygrenier transfer edildi. En azından Fransız kulübün resmi sitesinin açıklaması bu yönde. Nancy’nin küme düşmesine bakmayın, Puygrenier gerçekten hem takımımıza hem de lige kalite katacak bir isim. 31 yaşındaki oyuncunun en önemli özelliÄŸi liderlik vasıflarına sahip olması. Nancy’de takımın kaptanlığını yapıyordu. Ayrıca hava toplarında üstün, topu oyuna sokarken titiz ve hücuma çıkışlarında da skora bol bol katkı yapabilen bir oyuncu(Geçen sezon Ligue 1’de 7 golü var). Zaafı biraz ağır olması ancak bu hiç de sorun deÄŸil. Savunmadaki çabukluk ihtiyacımızı Larrys Mabiala karşılayacak. Mabiala’nın savrukluÄŸunu ise Puygrenier kapatacak. Ayrıca stoper mevkisinde aynı dili konuÅŸan iki oyuncu her zaman büyük avantajdır. Yine de keÅŸke takıma bir de yerli savunma oyuncusu katılabilseydi. EÄŸer yerli stoper alınmayacaksa Onur’un takımda tutulup her an hazır hale getirilmesi gerek. Ki bu dönemde yabancı kuralını da düşününce yerli stoperlerin ne kadar kıymetli olduÄŸu ortada…
SaÄŸ bekte Erdem ve UÄŸur devam edeceÄŸinden o bölgeye bir takviye doÄŸal olarak düşünülmedi. Ancak sol bekte Seric’in ayrılmasıyla oluÅŸan boÅŸluÄŸa BeÅŸiktaÅŸ’tan bedelsiz olarak Emre Özkan alınarak çare bulunmaya çalışıldı. Sol bek mevkisi de yerli oyuncunun kolay yetiÅŸmediÄŸi bir mevki. Hatta dünyada genel olarak bir sol bek sıkıntısı var dersek abartmış olmayız. Bu bakımdan bir önceki sezon Orduspor’da birçok Süper Lig maçına çıkmış, geçen sezonu da BeÅŸiktaÅŸ’ta geçirmiÅŸ Emre, bizim için makul bir alternatifti. Emre hücuma çıkmayı çok sevmeyen, ancak savunmadaki yerini de kolay kolay kaybetmeyen, güçlü bir fiziÄŸe sahip dengeli bir bek oyuncusudur. Performansı dalgalanmaz. Belli bir istikrarı vardır. Buradaki diÄŸer oyuncularımız da İshak ve yeni transferimiz Erkan KaÅŸ. Erkan tabii direkt bir sol bek deÄŸil. Ona da ayrıca deÄŸineceÄŸiz.
Takımdaki kabuk deÄŸiÅŸtirmeden en çok nasibini alan bölümlerden biri de şüphesiz ki orta saha oldu. Hakan Söyler, KaÄŸan Söylemezgiller, Birol Hikmet ve hatta aslen kanat oyuncusu olsa da zaman zaman göbekte görev alabilen Güven Varol’un ayrılmalarıyla oluÅŸan boÅŸluÄŸu mutlaka doldurmak gerekiyordu. Aslında bu noktada açık söylemek gerekirse Hakan, Birol ve KaÄŸan’dan yeterli katkı alınamıyordu. Yani gidenlerin yerine iki iyi orta saha transferi bu bölgedeki sorunu kökünden çözecekti. Buraya Fransa 2. ligindeki Lens’ten Samba Sow transfer edildi. Samba Sow’un ikinci ligden gelmesi önemli deÄŸil. Mali milli takımında düzenli olarak oynayan, transfer döneminde çeÅŸitli İngiliz kulüplerince istenmiÅŸ bir oyuncu. Orta sahada hem savunma yapabilen hem de bölgesindeki pas baÄŸlantısını saÄŸlayıp hücuma köprü olabilen bir oyuncudur. GösteriÅŸsiz oyunu sever ancak çok faydalıdır. Sakatlık sorunu olmazsa ligde kendinden bahsettirecektir. Bu bölgede savunmaya yönelik oynayabilecek bir diÄŸer oyuncumuz YiÄŸit İncedemir. Belki bir tane daha savunmaya dönük genç bir yerli futbolcu düşünülebilirdi. Ancak hoca muhtemelen buna bir çare bulacaktır. Bu bölgedeki diÄŸer oyuncularımız da Hakan Özmert ve Umut Sözen… Selim Teber’e pek deÄŸinmek istemiyorum ancak o da alternatifler arasında.
Orta sahaya Samba Sow’un dışında Furkan Özçal ve Erkan KaÅŸ takviyesi yapıldı. Furkan, Tolunay Kafkas’ın Kayserispor’da birlikte çalışıp verim aldığı bir oyuncu. Geçen sezon da Karabükspor’a transferi söz konusuyken son gün Galatasaray’ın devreye girmesiyle elimizden kaçmıştı. Hücuma dönük oynayabilen, gerekirse çift yönlü olarak da deÄŸerlendirilebilecek bir futbolcu. Ben hocanın onu saÄŸ çizgide de deneyeceÄŸini tahmin ediyorum. Erkan KaÅŸ ise sol çizgiyi boydan boya kullanabilecek bir oyuncu. Top ayağına çok yakışıyor. Gerekirse sol önde, gerekirse de sol bek olarak görev alabilir. Bu iki oyuncunun en önemli sorunları devamlılık problemleri… Bu zamana kadar hep bölük pörçük oynamışlar. İki hafta istikrar saÄŸlayıp sonra kaybolmuÅŸlar. Potansiyelleri belli. Sadece istikrara ihtiyaçları var.
Hücumda saÄŸ kanatta bir sıkıntımız var. Burada aslında daha önce çeÅŸitli maçlarda İlhan Parlak görev yapmıştı ancak bana göre İlhan ileri uçta daha verimli. Özellikle çift santrafor oynanırsa İlhan’ın katkısı çoÄŸalacaktır. SaÄŸ açıkta İlhan haricinde Juju(tabii takımda kalırsa), Ahmet İlhan Özek ve Bertul KocabaÅŸ da düşünülebilir. LuaLua’yı buraya hapsetmenin doÄŸru olmayacağını düşünüyorum. Yukarıda bahsettiÄŸim gibi Furkan da bu bölgenin potansiyel adaylarından bana göre.
Solda ise Shelton takımdan ayrılınca bir tek Ahmet İlhan kalmıştı. Buraya Erkan KaÅŸ ve Beykan ÅžimÅŸek takviyeleri geldi. Beykan, 18 yaşında yetenekli bir oyuncu. Furkan ve Erkan KaÅŸ gibi o da kiralık. Ve aslında bu durum biraz düşündürücü. Bu üç oyuncunun da bildiÄŸim kadarıyla satın alma opsiyonları yok. Bu da, önümüzdeki sezon yine yoÄŸun oyuncu arayışına girilecek demektir. Takımın iskeletinin Furkan-Erkan ve Beykan üzerine kurmak bu anlamda pek doÄŸru olmaz. Onları daha çok yardımcı unsur olarak kullanmak daha doÄŸru olacaktır. Tabii ki söz konusu oyunculardan ileriki dönemde Karabük’te kalmaya sıcak bakan olursa amenna… Yalnız en büyük korkum, kiralık oyunculara yer açmak için takımdaki genç oyuncuların gözden çıkarılması olacaktır. Ki böyle bir ÅŸey yaÅŸanmamasını umut ediyorum. Özellikle Bertul KocabaÅŸ hakkında endiÅŸelerim var. Bertul, bilindiÄŸi gibi ümit milli takımda görev alan ve son milli maçlarında gol ve asistleriyle dikkat çekmiÅŸ bir oyuncumuz. Bu devirde asla kaybedilmemesi gereken tipte oyunculardan. Hücumda kanatlarda görev alabileceÄŸi gibi kısa boyuna raÄŸmen en uçta oynadığında da etkili olabilen bir futbolcu. Mutlaka ama mutlaka deÄŸerlendirilmeli diye düşünüyorum. En azından rotasyonda takımımıza nefes aldıracaktır.
Hücum hattımızın en ucunda İlhan Parlak, Gökhan Ünal ve Atilla Aybars Garhan var. Buraya bir transfer daha yapılacak. Önce Carlton Cole istendi falan olmadı. Åžimdi Mladen Petric ve Tulio de Melo isimleri gündemde. İkisi de iyi oyuncular. Petric 32 yaşında ve senelerce Bundesliga’da forma giymiÅŸ, geçtiÄŸimiz seneyi de Premier Lig’de geçirmiÅŸ bir futbolcu. Bizim ihtiyaçlarımızı ne kadar karşılayabileceÄŸinden şüpheliyim. Tarz olarak diÄŸer alternatif Melo’dan farklı. Daha bir orta saha karakteri olan bir oyuncu. Yine de Petric Petric’tir. Makul ÅŸartlar altında gelecekse asla hayır denmez. Melo ise tam bir hedef santrafor. Uzun boylu ve boyuna raÄŸmen çok atletik, hava toplarında etkili, ayağına da hakim bir oyuncu. Onun en büyük sorunu sakatlık problemi yaÅŸaması. EÄŸer gelir de sakatlık sıkıntısı çekmezse ligi domine edebilir. İki alternatif de tatmin edici açıkçası…
Son tahlilde, takımın bu kısa zamanda umduÄŸumdan iyi bir ÅŸekilde bina edildiÄŸini söyleyebilirim. Uyum süreci atlatıldığında, oyuncular ve hoca birbirlerini yeterince tanıdığında ligin diÅŸli takımlarından biri olup ilk 10’a girmek hayal deÄŸil. Taraftar desteÄŸi de bu baÄŸlamda ÅŸart. Mavi ateÅŸin hem takımı, hem de yönetimi desteklemesi lazım. Bu iÅŸler birlik olarak baÅŸarılır. Birlik olduÄŸumuzda neler yapabileceÄŸimizi her ihtiyaç duyduÄŸumuzda gösterdik. Åžimdi koca bir sezon var önümüzde. Ve bu koca sezonu iyi deÄŸerlendirip, takımın daha yüksek hedeflere varabilmesi için canla baÅŸla uÄŸraÅŸmamız gerekiyor. Elbette ki süreç içinde çeÅŸitli hatalar olacaktır. EÅŸyanın tabiatında var bu. Ancak bu hataları da makul oranda tolere edip ilerleyen zamanda tekrarlanmamasını saÄŸlayarak kendimize dersler çıkarmamız lazım. Ben Karabük ÅŸehrinin bir bütün olarak bunu baÅŸarabileceÄŸine inanıyorum. İlerleyen zamanda yapılan çalışmaların ışığında daha detaylı bir analiz yapabiliriz…
