Kardemir Karabüksporumuz bu akşam STSL 3. hafta karşılaşmasında kendi sahasında Gençlerbirliği’ni İlhan Parlak’ın 90. dakikada attığı gol ile 1-0 yendi ve gidişatı izleyenlerin malumu olan bu maçta bu sezon alınabilecek en beklenmedik üç puanı aldı.
Bilmiyorum, aynı düşünceyi maçı izleyenler de paylaşıyor mu fakat ligin ilk iki haftasında kendileri karşısında oldukça zorlandığımız hakemlerin bu maçta hadlerini lehimize biraz aşmış olması ve ligin ilk iki haftasına oranla Karabüksporlu futbolcuların performanslarında gözle görülür bir kayıp olması aldığımız galibiyeti benim için “beklenmedik” kılıyor. Fakat Karabüksporlu futbolcuların sahadaki verimleri adına bu denli olumsuz geçen karşılaşmada sahada bir şeyler yapabilme çabaları, “üç puanı aldık işte” dememiz için bence yeterli.
Karşılaşmanın ilk on beş dakikasında gördüğümüz görüntü Gençlerbirliği’nin Karabükspor’u çok iyi çalıştığı yönündeydi. Hal böyle olunca da orta sahadan hızlı toplarla çıkamadık, LuaLua’ya topu gönderemedik, atak üretemedik. Tam tersini, yani Karabükspor’un Gençlerbirliği’ni çalışmış olduğunu söyleyebilir miyiz? Takımımızın orta sahada kilitlendiği ve oyun genişliğini 50 metrenin üzerine taşıyamamasına rağmen futbolcuların sahada mücadele etme isteklerini gördükten sonra diyebiliriz ki, çalıştık ama tam anlamıyla uygulayamadık. Büyük bölümü savunmadaki zamanlama hatalarından kaynaklı kaleciyle karşı karşıya kalabilecek pozisyonlar verdik. Tabi burada dikkat çekmek istediğim bir nokta var, savunmamız bu sezon hiçbir maçta “hazırlıksız yakalanmak” dediğimiz defans hastalığına düşmedi. Uyumun getirdiği yerleşmekte olan bir savunma anlayışı haberini alabiliriz bundan.
Vurgulamak istediğim bir nokta da, “elinde İhsak gibi sol savunma oyuncusu varken neden sağ savunma oyuncusunu oynatırsın” düşüncemizde haklı olduğumuzu gördük. İhsak’ın yaptığı bindirmeler hem topun ileride daha fazla kalmasını sağladı, hem de atak verimliliği ve Ahmet İlhan’ın fizik gücünü maç içinde koruması açısından iyi oldu.
Maç içinde Karabükspor adına gördüğümüz verimsizlik tamamen orta sahamızın daraltılmış olmasından kaynaklandı. Bu durumda da ne Gökhan Ünal, ne de ileride bulunan diğer oyuncularımız top alamadı. LuaLua? Hemen hemen hiç top göremedi bu akşam. Mecburen oyundan alınmasının ardından daha fazla pozisyona girmemiz de bunun göstergesi.
Kısaca özetlersem;
Hakan Özmert ilk yarıda görünen, ikinci yarıda da görünmeyen en iyilerdendi. Mücadelesini topu saklaması ve hızlıca topu oyuna sokması ile birleştirdiğine bugün rakibin tek çaresi onu faullerle durdurmak oldu.
Samba Sow’u beğendim. İlk iki karşılaşmadaki performansından kayıp yok. Bu karşılaşmada gücünü atak için de kullanmak zorunda kaldı.
Taraftarlarımızın performansının düştüğü yönünde eleştiri getirdiği Ahmet İlhan da bu akşam zaman zaman etkiliydi. Gençlerbirliği orta sahamızı kapatmamış olsaydı ya da buna izin vermemiş olsaydık bu akşam güzel bir performans görebilirdik Ahmet İlhan’dan. Göreceğiz de.
Son söz Pedersen için. Evet, maça girdiği an göz önündeydi. Hani bir heves vardır ya taraftarda, her top ayağına geldiğinde ekran başındakiler onu ayrıca izler, stattakiler de boş alanda bile izler. Sanırım bu akşam böyle bir şey oldu. İlk izlenimlerim beni umutlandırdı. Uyum sorunu geçildi mi güzel şeyler yapacak.
Neyse, bu akşam hakemin son dakika hediye kutusuyla üç puanı aldık. Karşılaşmanın hakkı beraberlikti fakat futbolcuların sahada bir şeyler yapma isteğini görmek “üç puan bizim” dememiz için yeterli.

1 Yorum