Eyl 14, 13 yıl önce
, ,

Hani ikinci yarı vardı?

trabzonspor_karabukspor14092013Kardemir Karabüksporumuz, Spor Toto Süper Lig’in 4. hafta karşılaşmasında deplasmanda Trabzonspor’a 1-0 yenildi ve ligin ilk yenilgisini aldı. Maç hakkında söyleyeceğimiz çok şey var elbette ama buna dair kuracağımız her bir tümce “maçın ikinci yarısı” ile başlayacak sanırım.

Şunu söylemek bizim için üzüntü verici fakat bu akşamki futbol, lige verilen aranın Karabükspor adına herhangi bir ilerleme kaydetmediğini gösteriyor. Bu meşhur aradan beklentim takımın önceki karşılaşmalarında “tek sorun” olarak gördüğümüz pas yüzdesinin biraz geliştirilmesiydi. Maç yazısını biraz tersten geliştirmek istiyorum:

Maçın adamı: Erdem Özgenç | Erdem hakkında sürekli var olan düşüncem (ki bunu kendisini stadyumda ya da antrenmanda çıplak gözle izleyenler iyi bilir) oyunu iyi okuyabiliyor olması fakat yeterli özgüvene ulaşamaması nedeniyle bunları uygulayamaması idi. Elazığspor karşılaşmasında attığı gol ile özgüveni yerinde olan, pas isteyip, o pası alan fakat topu kullanamayan Erdem görüntüsünden oldukça uzak, topu alınca hemen geri dönmek yerine bulunduğu kanatta dikine gitmek isteyen bir görüntü sergiledi. Bunun yanına takımın ilk yarı sergilediği başa baş futbol da eklenince sağ kanat bindirmelerinin bir takım için ne denli önemli olduğunu gördük.

Konu Erdem’den, yani sahadaki temel işlevlerinden kanat bindirmelerinden açılmışken, İshak’ın neden yedek beklediğini anlayamamak pek de güç olmasa gerek. Tüm atak yükünü sağ kanadın çektiğini düşündüğümüzde, sol kanatta bindirmeye çıkan tek futbolcumuzun da Ahmet İlhan olduğunu gördüğümüzde kendisinin bu kadar yorgun bir şekilde doksan dakikayı tamamlamasını da anlayamamak güç değil. Burada kendimce sözün özü şu: Elimizde takımımız için iyi bir sol bek varken, asıl oynadığı pozisyon itibariyle bindirmeye elverişli olmayan Uğur yerine İshak’ın tercih edilmesi takımın atak yükü açısından biraz sorun doğuruyor.

Aynı şeyi savunma için tabi ki söylemeyeceğim. İlk dört haftaya baktığımızda takımın aksamayan tek noktasının savunma olduğunu görüyoruz. Düşünün, geçtiğimiz yıllarda aksayan savunma bu yıl güven veriyor. O zaman tek yapılması gereken şey “pas yapan bir takıma sahip olmak.”

Anadolu takımı hastalığı diye bir şey var mı?

Pek sevmiyorum Anadolu takımı kavramını. Fakat bu kavram üzerine atfedilen bir özellik var ki o da bu takımların maçı en az hasarla kurtarmak adına bir şeyler yapmak istemeleri. Maalesef bugün Karabüksporumuz maçı en az hasarla kurtarma yolunu seçti. Evet, burada gündemimiz oyuncu değişiklikleri. Takım ilk yarı önceki haftalardaki görüntüsünü, yani bizim için “zararı yok” görüntüsünü sürdürürken, bu görüntü ikinci yarıda kaybolduğu anda gelen değişiklikler… Tolunay Hoca yaptığı oyuncu değişiklikleri ile maçı kurtarmayı seçti. LuaLua’nın yerine giren Yiğit İncedemir, Hakan Özmert’in yerine giren Furkan Özçal, hocanın maçı beraberlikle kurtarma planını sergilediği anlar olarak not edilebilir. İlk yarı ve oyunda kaldığı süre içerisinde en çok top kaybeden LuaLua’nın oyundan alınması anlaşılabilir fakat onun yerine Yiğit’in oyuna girmesi eşdeğer bir futbol yapısının nasıl bozulduğunu gösteriyor. Yani demek istediğim pas yapan bir futbolcu yerine savunma yapan bir futbolcuyu oyuna sokmak bizi zaten geriye düşürür. Bu yüzden sonrasında gelen pas hataları ve gerçekleşemeyen paslar Hakan Özmert’in yerine Furkan’ın oyuna girmesi için bir neden oldu. Hani Furkan LuaLua’nın yerine girseydi? Bunlardan bahsetmeye gerek kalmazdı. Tabi unutmadan eklemek gerekli, Samba Sow – Pedersen değişikliğini anlayabilen var mı?

Son söz LuaLua için. Maç içinde istediğini yapamadı. Top ayağına geldiğinde en az iki Trabzonsporlu futbolcunun uyguladığı (ki artık bu sezon bunu kendisine hep yapacaklar) alan daraltan pres yüzünden top kullanamadı. Bu akşam kendisi adına gerçekleşen bu olumsuzluklar formayı yere fırlatmasını gerektirmiyor. Ne var ki kendisi bu yaptıklarının farkına varacak biri. Bu davranışı adına tek beklentim bir özür ve yaptığının ne kadar yanlış olduğuna dair iyi bir açıklama.

Karşılaşmanın sözlü özeti, henüz toparlanamamış, vasat bir Trabzonspor karşısında ikinci yarıda ilk yarıdaki futbolu ortaya koyamadık. Böyle bir rakip karşısında, özellikle de ikinci yarıda savunma futbolunu benimseyerek de maçın gidişini oyuncu değişiklikleri sırasında her gözümüzü açtığımızda gördük. Umarım bu hatayı bir kez yaparız.

 

Paylaş "Hani ikinci yarı vardı?"