Ligin en zor deplasmanlarından birindeydik bugün. Akhisarspor belki kadro olarak mütevazı ancak sezonun başından bu yana oynadıkları futbol ortada. Bugüne kadar iç sahada hiç yenilgileri yoktu. Ayrıca bozuk zemini kendileri için avantaja dönüştürmeyi de biliyorlardı. Ancak onlar için de dezavantaj olabilecek bazı durumlar vardı. Bunların başında da takımın teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu’nun verilen milli maç arasında, milli takımdaki görevinden dolayı takımın başında olamaması geliyordu.
Tolunay Kafkas, son haftalardaki takımı bozmadan sahaya çıktı. Zaten oynanan oyundan da memnun olduğu için kadro istikrarını düşünmesi makul bir düşünceydi haliyle. Ancak bazen takımı oluştururken rakibi de göz önüne almak gerekir. Belli ki Tolunay Hoca, rakibimizin Oumar Niasse ve Bruno Mezenga’dan oluşan süratli forvet hattını hesaba katmamıştı ki Yiğit İncedemir’i yine stoper pozisyonunda oyuna başlattı. Yiğit, özellikle maçın ilk yarısında Niasse karşısında çok aciz durumlara düştü. Tabii ki burada kabahat asla Yiğit’te değil. Orijinal pozisyonunda oynamıyor ve buna rağmen oldukça özverili. Burada hata (varsa şayet) bana göre Tolunay Kafkas’ta. Savunmadan ağır diye kestiği oyuncu Sebastian Puygrenier, asla ve asla Yiğit İncedemir’den daha ağır bir oyuncu değil. Kaldı ki ağır olsa bile sırf pozisyon bilgisiyle stoper bölgesinde ağır basan taraf Fransız…
İlk yarıda fazlaca kendimizi gösteremedik gibi görünse de aslında oynamamız gerektiği gibi oynadık. Hoca, Yiğit tercihi dışında gayet yerinde bir takım sahaya sürmüştü. Akhisar’ın bu sezon evinde oynadığı maçları izleyenlerin fark edeceği üzere, onlara karşı ortaya koyulabilecek en doğru taktiksel anlayış, bugün Karabükspor tarafından uygulandı. Hakemin özellikle ilk yarıdaki yönetimi kelimenin tam anlamıyla rezaletti. Deniz Çoban, maçın hemen başında Akpala’nın rakip ceza alanına girerken düşürülüşünde faulü Akhisar lehine vererek bugün neler yapacağının sinyalini verdi. Ardından İshak Doğan’ın kornerden attığı tertemiz golü, kaleciye faul nedeniyle ipta etti (ki kaleciye müdahale bile yok), son olarak da Bilal Kısa’nın Samba Sow’a faul yaparak sakatlandığı (!) pozisyonda sarı kartını Samba Sow’a göstererek kendi fantastik hayal dünyasının en ucube örneklerini ardı ardına sergilemiş oldu. Tabii bunları bizim üzerimizde denemeseydi iyiydi…
İlk yarının sonlarına doğru Hakan Özmert ve LuaLua’nın geçirdiği peş peşe sakatlıklar ve bu oyuncuların oyuna devam edememeleri beni açıkçası tedirgin etti. Tolunay Hoca’nın bu iki oyuncunun yokluğunda oyun sistemine ve dizilişe sadık kalıp hata yapacağını düşünmüştüm. Ancak hoca çok akıllıca bir hamleyle İlhan’ı Akpala’nın yanına forvete göndererek 4-4-2 dizilişine geçti ve oyunun rengi bir anda değişti. Karabükspor, ikinci yarıda orta sahanın ortasını Samba Sow-Furkan ikilisiyle kurarken, kanatlarda da adam eksiltme özelliğine sahip iki süratli kanat oyuncusu Ahmet İlhan Özek ve Erkan Kaş’la rakibin üzerine gidecekti. Ki buradaki kilit ayrıntılardan biri de Akhisar’ın iki beki Emrah Eren ve Çağdaş Atan’ın sakatlıklar nedeniyle oynaması ve yerlerine aslında yerleri bek olmayan ve bol hata yapan Ahmet Cebe-Erkan Taşkıran ikilisinin görev almasıydı. Özellikle Erkan Taşkıran Ahmet İlhan karşısında çok yalnız kaldı. Önündeki Kenan Özer’in savunmaya hiç katkısı yoktu dersek abartmış olmayız. Ahmet, sürati sayesinde Erkan’ı defalarca geçerek fırsatlar yakaladı. Bu pozisyonlarda topu son ana kadar çok iyi getiren Ahmet, sınırlı karar verme kabiliyeti nedeniyle tehlike yaratabileceği birçok pozisyonu harcadı. Fakat Akpala’ya verdiği gol pası (ortası) ile galibiyette başrolü oynayanlar arasına girdi. Kısacası Ahmet’in ikinci yarıdaki eforu tüm olumsuzluklara rağmen Karabükspor adına çok önemliydi.
Burada Akpala’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Nijeryalı oyuncu, öyle çok kıvrak ve hareketli bir forvet değil ancak takımın hücum alanına yerleşmesine büyük katkı sağlıyor. Oyun bilgisi ve görüşü lig için çok kıymetli. Topsuz oyunda başarılı. Ayağına aldığı toplarda ileriden oyun kurma yeteneğine sahip ve hepsinden öte, müthiş bir son vuruş becerisi var. Bugün attığı kafa golü, Oğuz Dağlaroğlu’nu çaresiz bıraktı. Onu bu şekilde topla buluşturmayı başarabilirsek ilerleyen haftalarda çok daha büyük işler yapmak mümkün.
Şimdi haftaya Eskişehir karşısındayız. Hakan Özmert ve LuaLua’nın durumları kritik. Ben oynayabilecek durumda olduklarını sanmıyorum. Tabii umarım yanılırım. Eğer oynayamazlarsa Tolunay Kafkas’ın yine 4-4-2 formasyonunu tercih etmesinin doğru olacağına inanıyorum. Furkan’ın da sakatlığı söz konusu. O da oynayamazsa Samba Sow’un yanında Yiğit İncedemir’den başka ciddi alternatif kalmıyor. O zaman Puygrenier’in de ilk 11’e dönüşü söz konusu olabilir. Neler olacağını haftaya hep beraber göreceğiz. Takım bu moral motivasyonla ve istekle devam ederse bizi mutlu edebilecek bir sonuç neden olmasın?