Necmettin Şeyhoğlu’ndaki manzara Süper Ligde dördüncü sezonunu geride bırakan Karabükspor’un bu güne kadarki iç saha maçlarında görmeye alışık olduğumuz türden değildi. Her saniye şiddetini artıran ve göz gözü görmeyecek duruma gelen kar yağışı maçın gidişatını bile tehdit edecek boyutlara ulaşmıştı. Kendi taraftarımız bile ‘bu havada maç mı oynanır, el insaf!’ veryansınlarına sebep olurken unutulan bir gerçek vardı. Bu da Tolunay Kafkas’ın yardımcılarının dahi kar temizleme çalışmalarına katılmasına bakarak anlaşılıyordu. Rakibin elinde bulunan teknik oyuncuların çokluğu, paslı ve hızlı oyunu tercih eden oyun anlayışına karşın Tolunay Kafkas’ın fiziki mücadeleye dayalı savunma odaklı futbolu mevcut hava ve saha şartlarında lehte bir avantaj teşkil ediyordu.
Karabükspor kadrosundan bir değişiklik beklemek sürpriz olurdu açıkçası. Geride kalan son 5 haftada yenilen sadece 2 gol ve savunmadaki dirençli görüntü de değişikliğe mahal vermiyordu. Bunda diken üstünde izlediğimiz Yiğit tercihi de dahildi. Belli oldu ki önümüzdeki 3 haftada da cezalı ve sakatlık gibi durumlar hariç aynı kadro ile sahaya çıkılacak. Devre arasında yapılacak hamle ile de yola devam edilecek.
Maça dönecek olursak ilk 10 dakikasında gözle görülür bir konstantrasyon kaybı vardı oyuncularda . Bu bölümde Kayserispor’un ataklarını izledik. Daha sonra oyunda dengeyi kurup özellikle İshak ve Erkan’ın kullandığı sol kanattan etkili ataklar geliştiren bir Karabükspor vardı sahada. Bu bindirmeleri diğer kanattan da bekleRdik ama detay adı transfer söylentilerine iyice karışan ve devre arası takımdan ayrılması muhtemel gözüken İshak’ta gizliydi aslında. Savunmadaki görevinin yanı sıra hücumda da rakipleri için iyiden iyiye tehdit edici bir unsur haline geldi son zamanlarda. Erkan Kaş’ın da hakkını yediğimiz düşünülmesin. Haftalardır gösterdiği mücadele ve özverisinin yanı sıra özellikle hücuma kattığı etkinlik azımsanamayacak düzeyde. Burada kendi adıma da bir özeleştiri yapmam gerekiyor esasında. Tolunay Kafkas’ın gereksiz bir inadı olarak görmüştüm ilk haftalarda ama gün geçtikçe kalitesini belli etti ve bu maçta da takımın en etkili ismi oldu Erkan.
Bu ağır hava ve saha şartlarında ne derece iyi oynanırsa o derece iyi oynadı takım ilk yarı boyunca. Bu oyunda tek eksik olan gol de tam zamanında, rakibin moralini alt üst edecek, kendi motivasyon ve direncini üst seviyeye çıkartacak bir anda, son dakikada geldi. Golde Akpala hüviyetini çıkarıp gösterdi de diyebiliriz esasında. Rakip nasıl ekarte edilir ve gol vuruşu nasıl yapılır dersini verdi herkese. Böyle bir Akpala’ya ihtiyacımız var sezon boyunca.
İkinci yarıda Kayserispor baskısı beklerken yine kaleyi göstermedik ve yine pozisyon vermedik rakibe. 3 puan alırken bizi bir kat daha fazla sevindiren bu oluyor aslında. Savunmanın sadece stoperlerle değil, takım olarak nasıl yapılabileceğini çok iyi gösteriyor oyuncular. Bunda da Tolunay Kafkas’ın hakkını teslim edelim. Takıma bu anlamda seviye atlattığı kesin. Eleştiri yok mu tabii ki var. Geçtiğimiz hafta olduğu gibi yapılan değişikliklerin yine yerinde olduğu söylenemez. Ahmet İlhan’ın yerinde Juju hamlesinin akılcı bir yanı yoktu mesela. Juju demişken oyuncudan da biraz bahsedelim. İsim değişikliğine gidip Jojo yapmış ismini ama oyun anlamında bir değişiklik göremedik kendisinden. Yine şahsi çalım sevdası olduğu yerde duruyor. Buradan bakınca da kontenjan fazlası gibi duruyor. Furkan da kendisini geliştirmesi gereken isimlerden birisi olarak göze çarptı. Yine de verdikleri mücadeleden ötürü tüm futbolcuları tebrik etmek boynumuzun borcu olsa gerek. Sonuna kadar hakettikleri bir galibiyet elde ettiler.
Önümüzde 3 haftalık bir zaman dilimi kaldı. Bu 3 haftada 2 deplasman ve iç sahada karşılaşacağımız bir Fenerbahçe maçı bizi bekliyor. Tolunay Kafkas’ın da dediği gibi bu maçlardan alabildiğimiz maksimum puanları toplarsak ikinci yarıya daha ümitli bakabiliriz. Bu anlayış ve mücadele ile de uzun vadede mümkün görünüyor. Kısa vadede ise güzel bir hafta bizi bekliyor….
