Geçen sezon da bu senaryoları çok görmüştük ama sonuçlar ne yazık ki istediğimiz gibi olmamıştı. Demek istediğim Konyaspor maçı da geçen sezon oynadığımız Mersin İdman Yurdu ve Elazığspor karşılaşmalarında olduğu gibi ‘6 puanlık maç’ tabirini tam olarak karşılayan bir maçtı. Rakip Konyaspor iç sahada oynadığı maçlarda aldığı 5 galibiyetle puan tablosunda kendisine yer edinen ve evinde taraftarının da desteğiyle atak futbolu benimseyen bir takım. Karabükspor karşısına da bunun bilincinde olarak çıktılar. Henüz 3. dakikada İlhan Parlak’la gelen erken gol bu zorlu deplasmanda ve olumsuz saha koşullarında olabilecek en iyi durumlardan biriydi. Golün ardından insiyatif de bize geçti. İstediğimiz alan paylaşımı ve paslaşmaları yaparken yenen gol can sıktı açıkçası. Orduspor döneminde de her maçta bizi boş geçmeyen Ali Çamdalı yine golde imzası olan isimdi. Yenen golün ardından oyun anlamında da geriye düştük. Derken şans yine yanımızdaydı ve İlhan Parlak’la gelen penaltı golü imdadımıza yetişti. İlk yarı geride kalırken sahadaki futbol istenen seviyede değildi ama deplasmandaki 2-1 lik skor en azından puanı amorti ediyordu. Geride kalan 45 dakikada akıllarda yine bizi şaşırtmayan Juju’nun etkisiz futbolu kalıyordu.
İkinci yarıya beklendiği gibi Konyaspor etkili başladı. Üstüste kazandığı kornerlerle kalemizde etkili oldular. Bu baskıların sonucunda da Hasan Kabze ile beraberlik golüne ulaşmaları geç olmadı. Bu golde savunmadaki alan paylaşımı belki de son haftalarda rakibe verdiğimiz tek pozisyon olmuştu. Golün verdiği özgüvenle Konyaspor kalemizde etkili olamaya çalışırken ilk iki golün zamanlaması gibi üçüncü gol de en iyi anda geldi. Rakip galibiyet için bastırırken duran topta golü bulduk. Altını çizmek gerekir ki bu sezon bu tip duran toplarda etkili bir Karabükspor izliyoruz. Bu da bizim için artı bir güvence oluyor. 3. golün ardından biraz daha derli toplu bir Karabükspor vardı sahada. Maçın kırılması çok daha önceleri olabilirdi ama yakalanan fırsatları bir türlü değerlendiremedik. Bunda da yapılan oyuncu tercihleri ve hamlelerde geç kalındığını söylememiz yanlış olmasa gerek. Alınan galibiyetler ve puanlar sevindirici ama maç içerisinde oyunun okunması anlamında Tolunay Kafkas’ın içten içe eksik kaldığını düşünmeden edemiyorum. Örneğin sahada yokları oynayan Juju’nun 75 dakika sahada kalması, galibiyet için geride boşluk bırakan rakibi bulmuşken Ahmet İlhan gibi bir silahı son dakikada oyuna alması gibi tercihler bu düşüncelerimizi doğrular nitelikte. Her hafta aynı şeyleri söylüyoruz belki ama görünen ne yazık ki bu.
Kritik haftalarda kritik galibiyetler almaya başladık. Bu da oyuncuların özgüvenlerini sahaya daha iyi yansıtmalarına sebebiyet veriyor. Deplasmanlardaki şanssızlığı da bir kenara bıraktık. Son 7 haftada alınan 4 galibiyet ve 3 beraberlikle ligin en formda takımlarından biriyiz. Oyun anlamında düşüşler olduğu muhakkak ama belli bir kimliğe kavuştuğumuz açıkça görülüyor. Bireysel anlamda biraz daha etkili olabilsek çok daha renkli bir Karabükspor mümkün. Bu da biraz oyuncu kalitesinden geçiyor ve devre arası dönemi bunun için iyi bir fırsat olacak. Bu maç özelinde bireysel anlamda öne çıkan oyuncumuz olduğu söylenemez ama Akpala’nın her geçen hafta daha iyiye gittiğini söylememiz gerekiyor. Her ne kadar golle buluşamasa da bugün de son haftalarda olduğu gibi müthiş mücadele etti.
Sırada belki de yolun sonuna kadar gidebileceğimiz bir kupa mesaisi ve iç sahada keyifle izleyeceğimiz bir Fenerbahçe maçı bizi bekliyor. Stresten uzak, taraftarın desteğini arkasına alan ve göze hoş gelen bir futbol oynayan Karabükspor beklentimiz. Son olarak kilometrelerce yol kat eden ve sesleri bizlere kadar ulaşan Karabükspor taraftarını da alkışlayalım…
