Ara 25, 13 yıl önce
,

Haftalık performans değerlendirmesi: 16. Hafta

kbuk-fener-degerlendirme16

 

Merhabalar. Önce Kayserispor, ardından Torku Konyaspor karşısında buzda dans ederek galibiyet kutlama şerefine erişen Karabükspor, yoluna emin ve kararlı adımlarla devam ederken, gözünü hafta içinde oynanacak olan Türkiye Kupası 5.Tur maçına çevirmişti. Kimi çevrelerce ligin en zayıf halkası olarak lanse edilen Elazığspor ile evinde gruplara kalma mücadelesi verecek olmak bir avantajdı. Tolunay Kafkas’ın son açıklamalarına göre kupaya verilen önemin gitgide azaldığı göze çarpmaktaydı. Nitekim, yedek ağırlıklı çıkılan kadro ile son vuruşlardaki beceriksizlik ve şanssızlığın da getirdiği etmenler sürpriz bir mağlubiyetle kupadan elenmeye neden oldu. Artık bütün odaklar lige çevrilecek ve en kötü ihtimalle ilk 10 hedefini gerçekleştirmeye çabalanacaktı.

 
Bu haftaki rakip, şampiyonluğun en büyük adaylarından gösterilen Fenerbahçe’ydi. Sezona pek de iyi bir start veremeyen Sarı Lacivertliler, Avrupa’dan men cezası almasıyla birlikte tek odak noktası lig kaldıktan sonra müthiş bir çıkış içerisine girdiler ve üst üste aldığı galibiyetlerle ligin zirvesine tırmanmayı başardılar. Ersun Yanal’ın klasik, korkusuz hücum futbolu sistemi oturmuş ve kararlı bir takım yaratmışlardı. Ligin en iyi hücum yapan takımı ve en iyi savunma yapan takımlarından birinin maçı ilgi çekici olacağa benziyordu.
 
Maça birkaç gün kala Karabükspor’da takım içinde Lomana LuaLua krizi patlak verdi. Basına sızan haberlere göre ailevi problemlerini bahane göstererek, yıldız futbolcunun takımdan ayrılmak istediği söylentileri dolaşıyordu. Yönetimin ise bu probleme karşı gösterdiği duruş, takdire şayandı. Oyuncunun Haziran 2014’e kadar kulüple sözleşmesi olduğunu vurgulamaları olayı bitiren noktaydı. Maç saati yaklaşırken tribünler, bilet fiyatlarının yüksekliğine rağmen hınca hınç dolu görünüyordu. İki takım da hemen hemen sene başından beri aşina oldukları oyuncularla saha olacaktı. 
 
Maça Karabükspor topa bir hayli hakim şekilde başladı. Tolunay Kafkas, Fenerbahçe savunmasının önde ve ağır oluşunun hesaplarını önceden iyi yapmış olacak ki kazanılan topların savunma arkasına atılmasıyla pozisyonlar kovalanıyordu. Yine bu tip bir pozisyonda Joseph Akpala’nın zor da olsa topu ağlara göndermesiyle Karabükspor, öne geçmeyi başardı. Golden sonra biraz geriye yaslanmanın ve oyun hakimiyetinin rakibe geçmesinden ötürü Karabük’te sıkıntılı anlar yaşanmaya başlandı. Karabük ilinin adının şike operasyonunda geçmesinin sebebi Emmanuel Emenike’nin attığı gol, bir anda skoru dengeye getirdi. İkinci yarıyla beraber devre arasında ateşleyici bir konuşma yaptığı tahmin edilen Tolunay Kafkas’ın etkisiyle sahada bambaşka bir Karabükspor vardı. İlk dakikalardan itibaren sahada basmadık yer bırakmayan, hücum aksiyonlarını bir hayli artıran ve rakip kaleyi abluka altına alan bir takım ortaya çıkmıştı. Bu müthiş baskının meyvesi bir penaltı ve akabinde İlhan Parlak’ın düzgün vuruşundan gelen golle alınmış olunuyordu. Golden sonra geriye çekilmeyip aynı iştahlı oyununu sürdüren Karabükspor, şampiyonluğun en büyük adayına neredeyse pozisyon vermediği gibi, tarihi bir farkın elde edilmesine Volkan Demirel’in kurtarışları engel oluyordu. Sonuç olarak bütün ülkenin ayakta alkışladığı bir oyunla sahadan galibiyetle ayrılınıyordu. Herkes, yönetimin ve teknik heyetin devre arasında yapacağı hamlelerle bu takımın çok daha iyi yerlere gelebileceğini düşünmeye başlıyordu. 
 
Maçta büyük mücadele örnekleri sunan Kardemir Karabükspor oyuncularının performanslarına göz atacak olursak ;
 
Boy Waterman : Emmanuel Emenike’nin golünde maalesef hatalıydı. Yan topları başarılı bir şekilde yumruklayarak uzaklaştırması ve topu oyuna iyi sokması maçtaki artılarındandı.
 
Uğur Uçar : Maç boyunca kendi bölgesinde gösterdiği agresif oyunla rakibe boş alan bırakmadı. Defansif görevinin altından bir hayli başarılı şekilde kalkmış oldu.
 
Yiğit İncedemir : Maçın ilk yarısında güven vermeyen ve Emmanuel Emenike karşısında zor anlar yaşan bir Yiğit İncedemir izliyorken ikinci yarının başlangıcından itibaren hava toplarına hakim, defanstan sağlam paslarla takımı çıkaran ve kritik müdahalelerde bulunan birisini izlemeye başladık. Gitgide daha çabuk bir oyuncu haline geliyor.
 
Larrys Mabiala : Yiğit İncedemir’in ilk yarıdaki aksakları nedeniyle kendisinin de performansında düşüşler yaşandı. Lakin ikinci yarıda müthiş kademe örnekleri, harika bir hava hakimiyeti göstererek, takımdaki defans orkestra şefliği görevini başarıyla icra etmiş oldu.
 
İshak Doğan : Teknik heyetin talimatından dolayı ilk yarıda defanstan fazla çıkmadı. İkinci yarıyla birlikte takıma gelen özgüvenle birlikte kendisini daha fazla hücuma destek verirken gördük ve zaman zaman da uzaktan kaleyi yoklamasıyla tribünleri heyecanlandırmayı başardı. Defansta hiçbir aksaklığa yol açmadı.
 
Samba Sow : Golden önce kazandığı top ve yaptığı asistle galibiyette hayati rol oynadı. 25’li dakikalarda gereksiz bir top kaybı yüzünden rakibi sert bir müdahaleyle durdurmak zorunda kalınca çok kötü bir kart görmesi, maçtaki tek eksisi olarak göze çarpsa da dayanıklılığı ve mücadeleciliğiyle galibiyetin önemli mimarlarındandı.
 
Furkan Özçal : Yaklaşık 3 haftadır müthiş koşan, mücadele eden Furkan Özçal’dan esintiler izliyorduk. Bu maçta da aynı işlerini icra etmesinin yanında hücuma verdiği katkıyı bir hayli arttırmasıyla performansını katlamış oldu. 2 tane güzel şutunu rakip kaleci çıkarmasaydı belki de destan yazmış olacaktı.
 
Ahmet İlhan Özek : Takımın sağ kulvarındaki hücum yükünü çekti. Defansına destek vermeyi ihmal etmedi. Zaman zaman tribünleri heyecanlandıran driplinglere imza attı. Onun da son haftalardaki fiziksel yeterliliği yüz güldürücü cinsten.
 
İlhan Parlak : Forvet arkasında sanki daha bir başarılı olduğunu ispatlamaya devam etti. Penaltı vuruşundan attığı golle galibiyeti getirdi. İleride top saklayabilmede gayet başarılıydı. Takımın mücadele gücünü artmasını sağlayanlardandı. Bir tane de net fırsattan yararlanamaması gözlerden kaçmadı.
 
Jugurtha Hamroun : Geldiği günden bu yana en etkileyici performansını gösterdi. İlk yarıda çok göze batan hareketlerde bulunamasa da ikinci yarıyla birlikte hızı, etkili driplingleri, yeri geldiğinde defansa verdiği katkıyla göz doldurdu. Yalnız üzülerek söylemek gerekirse mental anlamda bir hayli eksik bir oyuncu. Oyunu aklıyla oynamayı öğrendiği zaman çok daha faydalı olabilir. 
 
Joseph Akpala : Önde duran rakip defans sayesinde arkaya sarkıp net pozisyonlar bulmayı başardı. Attığı goldeki son vuruşu oldukça soğuk kanlıydı. Bruno Alves’in bir hayli sert oyununa maruz kalsa da bu durum rakip savunmanın yıpratılmasına engel teşkil etmedi. Bonservisinin ne yapıp edilip alınması gerekiyor. Şehre ve takımın kimyasına bir hayli uyum sağlamış görünüyor.

Paylaş "Haftalık performans değerlendirmesi: 16. Hafta"