29 Aralık 2013. İlk yarının son maçı. Sivasspor deplasmanında maçın 73. dakikasında sahayı sedyeyle terk eden bir oyuncumuz var. Geç tanışıp, erken ayrıldığımız Joseph Akpala. Akpala, Nisan 2003’te baÅŸladığı profesyonel futbol kariyerinde Ocak 2006’da Belçika ekibi Charleroi’ya giderek büyük bir maceraya atılmış, 2007-2008 sezonunda 18 gol atarak gol kralı olmuÅŸ, hemen ardından Club Brugge ile 2013’e kadar sürecek 5 yıllık bir kontrat imzalamış. 2012’de Werder Bremen’e giderek yükseliÅŸini sürdüren Akpala, bu transfer döneminde Alberto Gilardino, Nelson Valdez gibi dünya çapında oyuncularla karşılaÅŸtırılan bir oyuncu olmuÅŸ. Werder’de 21 maçta sadece 1 gol atarak hayal kırıklığı yaratınca, Almanya’dan ayrılmak durumunda kalıp, Reading ile antrenmanlara çıktıktan sonra sezon sonuna kiralık olarak Karabükspor’umuza gelmiÅŸti. Akpala, 2013 Konfederasyon Kupası’nda Emenike’nin yokluÄŸunda Nijerya milli takımının da kadrosundaydı.Â
Kağıt üzerindeki bu özgeçmiş bir fikir verse de, ilk 11’in değişmez oyuncusu olması ile birlikte Karabükspor’un 8 maçlık müthiş bir seriye imza attığı dönemde taraftarın kalbini kazanan bir Akpala vardı sahada. Kiralık değil de bu takımın yıllardır bir parçası gibi oynayan, kendini oyuna her dakika veren, rakip defansların korkulu rüyası olan bu çalışkan adam, ne yazık ki yaşadığı şanssız sakatlık nedeniyle ameliyat oldu ve sezonu kapattı. Belki de Karabük’te bitirdiği sezonun sonunda Dünya Kupası’nda oynayan ilk oyuncu olacaktı, olmadı. Geldiğinde büyük bir coşku ile karşılanmamasına rağmen gidişi çok üzdü. Umarım en kısa sürede tamamen iyileşerek futbol hayatına geri döner ve başarılar kazanmaya devam eder.
Karabükspor’un ara transfer planları da bu sakatlık sonrası kaçınılmaz olarak değişti. Formda ve takıma uyum sağlamış bir Akpala’ı neredeyse alternatifsiz olarak takımda tutacak olan Karabükspor, şu anda santraforu olmayan bir takıma dönüştü. Zaten son derece kısıtlı olan eldeki kadro, bu sakatlıkla iyice daraldı. Orta sahaya yapılması gereken hamlelere Pedersen, Puygrenier, LuaLua ve Akpala’nın gidişi ile defans, forvet takviyeleri eklenmesi kaçınılmaz oldu. İyi yanından bakmaya çalışırsak, 4 yabancısı olan takımımız, alacağı 2 yabancıyı direkt olarak ilk 11’de oynatabilecek ve Puygenier’in yaşadığı ‘tribünde çürüme’ engellenebilecek. Elbette ki devre arasında umut vadeden, takıma hemen katkı sağlayacak, kaliteli oyuncular bulmanın zorluğu ortada duruyor. Bu bağlamda, Pazar günü Akpala acı içinde yerde kaldığı andan itibaren onun yokluğunda takımımıza nasıl bir golcü katkısı yapılabileceği üzerine kafa yormaya başladım ve bu işte tecrübeli arkadaşlarımın da fikirlerini alarak, haddim olmayarak, minik bir santrafor listesi hazırladım. Bunun için öncelikle internetteki güvenilir birkaç bilgi bankasını, transfermarkt.com.tr’yi, futbolcuların kendi özgeçmişlerini, Football Manager 2013 ve 2014 verilerini, oyuncularla ilgili yazılı basında çıkan haberleri kullanıp, genellikle ikili karşılaştırmalar yaparak listemi şekillendirdim. Genel düşüncem, Tolunay Hoca’nın Akpala’nın oynadığı rol ve tarzından memnun olduğu, dolayısıyla yerini doldurmak için yine aynı meziyetlere sahip bir oyuncuyu takıma katmak isteyeceği yönündeydi. Dolayısıyla, tüm oyuncuları Akpala ile karşılaştırıp, kulübün maddi imkanları özelinde ‘mümkün’ gözüken oyuncuları listelemeye çalıştım. Gözden kaçan detaylar olmuştur, lütfen kusuruma bakmayın. Bazı isimlere itirazlar da olacaktır, her fikre açık olduğumu belirtmek isterim.
Akpala’nın takıma verdiği en büyük katkı, gücü ile ayakta kalması, takım savunmasına katkısı, rakip defansı çıkartmamasıydı. Bunun yanında çok üst düzey bir bitirici ya da kafa toplarını affetmeyen bir ‘kule’ değildi. Ancak sahadaki kararlılığı, cesareti ve hırsı ile enerjisini ekonomik kullanan ve ayaklarına uzun boyundan beklenmeyecek derecede hakim bir oyuncuydu. Vasatın üzerinde dripling yeteneğine sahipti ve aniden hızlanarak ofsayt kuralına takılmayan, iyi bir oyun görüşüne sahip, defansın arkasına sarkabilen bir yapısı vardı. Boğuşmaktan, didişmekten kaçmazdı ve kaleye sırtı dönük oynayarak takımın nefes almasını, oyun kurmasını sağlardı. İnceleyeceğimiz oyuncular da Akpala’nın bu özelliklerinden bazılarına sahip olan oyuncular olacak. Lafı fazla uzatmadan listemize bir bakalım.
1) Michael Eneramo : Türkiye Süper Ligi’ni takip edenler için tanınması çok kolay bir oyuncu olan Eneramo, Nijerya Milli Takımı’ndan Emenike ve Akpala’nın arkadaşıdır. Sivasspor’un ligdeki 300. Golünü Karabükspor’a atmış, Konfederasyon Kupası kadrosuna girebilmek için Akpala’yla yarşmış ama yazın sadece Beşiktaş’ın hazırlık kampında futbol oynamıştır. Milli takımla 10 maçta 3 golü olan Eneramo, fiziksel özellikleri, sırtı dönük oynayabilmesi ile Akpala’ya benzer. Türkiye Ligi’ne uyum sorunu yoktur, ancak sezon başında yaşadığı kalp problemi en büyük handikapıdır. Almeida, Holosko ve Ömer Şişmanoğlu’nun dışında son dönemde iyileşen ve form tutmaya başlayan Mustafa Pektemek ile çoğalan alternatifler nedeniyle kiralık olarak takımımıza katılma olasılığı olduğuna inanıyorum. Son sağlık durumunun iyi izlenmesi şartıyla tabii ki.
2) Dominick Kumbela : Lomana LuaLua gibi Kongolu, hatta hemşehrisi yani Kinshassa doğumlu ola Kumbela, Almanya 1. Ligi’nde Braunschweig’da oynuyor ve 29 yaşında. Akpala’ya göre daha cılız ancak yetenekleri bakımından daha iyi gözüken oyuncu, bu sezon 15 maçta sadece 2 gol atabildi. Ara koşuları yapabilen ve topla koşuları seven Kumbela, Almanya’yı iyi bilen arkadaşlarımızdan tam not almış ancak Bundesliga temposunun altında görülen bir oyuncu. 3 yıldır kulübünde ve bu sene istikrarsız olduğundan, maliyeti de göz önüne alınınca satın alma opsiyonuyla kiralanabilecek bir oyuncu gibi duruyor. Kumbela’nın 2008 yılında Paderborn’da oynarken Galatasaray’a gol atmışlığı da var.
3) Sascha Mölders : Sol ayaklı ve bitiriciliği üst düzeyde olan Sascha Mölders, 28 yaşında, 1.87 boyunda ve Augsburg’un oyuncusu. Augsburg’a gelişinden sonra gol sayısı düşen Mölders, genellikle takımlarında 2 sene oynayan ve 40’ın üzerinde gol atan profesyonelliği üst düzeyde bir oyuncu. Bundesliga’yı avucunun içi gibi bilen Tansu Gürsel’e sorduğumda Mölders’in çok iyi bir oyuncu olduğunu ve takımımıza gelebileceğini belirttiğini de eklemeliyim. Almanya dışına hiç çıkmamış olması Sascha’ya bir soru işareti eklememize neden olmuyor değil.
4) Arkadiusz Piech : Polonya Ekstra Ligi’nde Zaglebie forması giyen Piech için en son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim. Piech, Polonya milli takımında Lewandowski’nin yedeği. 2013 Ocak’ta Sivasspor’a gelip 7 maçta 1 gol atarak ülkesine dönen Piech, belki de yeni bir Türkiye macerasına atılmaktan çekinebilir. 28 yaşındaki Piech, 2011’den beri milli takıma düzenli olarak davet alıyor. Dayanıklılığı, hırsı, kafa vuruşları, hızı ve hızlanması ile konraataklarda önemli işler yapabilir. Bu sezon 13 maçta 5 golü var ve takımı bırakmak istemeyebilir. Bonservisi çok yüksek olmasa da daha önceki Türkiye deneyimi nedeniyle satın almanın riskli olacağı söylenebilir.
5) Mustafa El Kabir : Açıkçası bu arayışlarım sırasında adını ilk kez duyduğum El Kabir, Hollanda’da Feyenoord, Utrecht, Nec Nijmegen’de oynamış, Serie A’da Cagliari’de kısa bir sürede 7 maçta 1 gol atarak ayrılmış, şu an İsveç’te Hacken forması giyen ve henüz 25 yaşında olan bir oyuncu. Bu sezon 25 maçta 12 gol atıp 5 asist yapan oyuncuyu satın almak tek seçenek. Güncel bonservisi 1.5 milyon Euro olan Mustafa’nın zaman zaman hakemlerle takıştığını ancak sağ-sol açık ve forvet arkası da oynayabildiğini belirtmekte fayda var. Faslı oyuncu henüz milli takıma çağrılmamış. Sağ ayağını kullanan oyuncunun kazanma hırsı ve bitiriciliği ön planda. Çok takım değiştirmesi de ara transfer için bir avantaj olarak görülebilir, nitekim Hacken’e de geçtiğimiz yılın devre arasında gelmiş.
6) Marcos Aurelio : İki ayağını da kullanabilen Marcos, 29 yaşında ve sezonu ülkesi Brezilya’nın Sport Recife takımında tamamladı. Aslen Internacional’in oyuncusu olan Aurelio, 2009-2011 arası Alex’in takımı Coritiba’da oynamış, burada attığı toplam 26 golle kariyerini taçlandırmış bir oyuncu. Sezonda 9-10 gol ortalaması ile oynayan oyuncunun bizim açımızdan en iyi özelliği şu an serbest olması. Bendeki bilgilere göre şu an bonservissiz alınabilecek Marcos’a 2 yıl önce 3-4 milyon Euro civarında değer biçildiğini hatırlatmak isterim. Bir dönem Japonya’da da oynayan oyuncu belki de takımımızda eski günlerine dönebilir. Brezilyalı oyuncularda adettendir, yazalım. Oyuncunun tam adı Marcos Aurelio de Oliveira Lima.
7) Victor Montano : 29 yaşındaki Kolombiyalı, listenin en parlak oyuncularından biri. Sezon başında Rennes’den Montpellier’e dönen Montano’yu kulübünün bırakmak istemesi sürpriz olur, zira oyuncu bu sezon Ligue1’de 18 maçta forma giydi, 4 gol attı ve 1 asist yaptı. Montpellier’in 2. Lig macerasının santraforu iken Rennes’e transfer olan, sezon ortalaması 10 golün üzerindeki Montano, futbol hayatının en olgun dönemine giriyor. Ara transferde alınamasa bile bir yerlere not edip takip edilmesi gereken bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. İki ayağını da kullanabilen Montano, hızı ve kalitesiyle boşluklara kaçabilen ve zaman zaman sağ açıkta iyi işler yapan bir oyuncu, vasatın üzerinde bir forvet.
8) Guillaume Hoarau : Geldik listemizin son basamağına, ve en kariyerli oyuncusuna. Fransızların ‘Hakan Şükür’ü diyebileceğimiz, Paris SG’den tanıdığımız Hoarau bendeki bilgilere göre Çin’deki işini bitirmiş ve bir free-agent. Aralık 2010’da kendisine biçilen 11,500,000 Euro değerin devamında sakatlıklar yaşayan ve Paris takımının el değiştirmesi ile birlikte gözden düşen oyuncu, müthiş gol vuruşları, kafa toplarındaki başarısı, takım savunmasına olağanüstü katkısı ve 1.92’lik boyu ile dikkat çekiyor. 1,5 senelik bir kontratla takımımıza katılsa, katkı sağlayacağını düşündüğüm, ancak bizi beğenmeyebilecek bir oyuncu. Zira eminim ki hala Fransa’da ve Avrupa’da piyasası mevcut. 2011-2012 sezonunun ilk haftasında ciddi bir sakatlık yaşadığını da notlarımız arasına ekleyelim. Hoarau’nun 5 milli maçta ise henüz golü bulunmuyor.
Kısaca analiz etmeye çalıştığım bu oyuncuları 3-4 kaynaktan doğrulamaya çalışmış olmama rağmen gözden kaçabilecek sakatlık durumları, formsuzluk ve yaptıkları son dakika transferleri olabilir. Belki de yarın sabah uyandığımızda Karabükspor çoktan bir forvetle anlaşmş olacak. Ancak ne olursa olsun, futbolu seven ve takip eden insanların en az 4-5 yıl daha gelişimini takip edebilecekleri bir liste olduğunu sanıyorum. En azından ben bu oyuncuları artık daha yakından takip edeceğim.
2014’te takımımızn sakatlık ve cezalardan uzak bir futbol sezonu geçirmesi, taraftarlarımızın saç-baş yolmadan, rahat ve huzur içinde maç izlemeleri ve sağlık, mutluluk, başarı ve şansın sizinle olması dileklerimle…
