İş ilişkilere geldiğinde, birkaç önemli özellik vardır. Arkadaşınız, sevgiliniz, aileniz yada kişisel ilişkide olduğunuz insanlarda saygı, güven ve tutarlılık ararsınız. Değişen durumlarda nasıl tepkiler vereceğini bilmek, zamanı geldiğinde aldığınız kararlarda her zaman yanınızda olacak ve sizi tüm bu süreç boyunca destekleyecek insalarla birlikte yaşamak yada çalışmak istersiniz.
Golü attığınızda elele tutuşup koştuğunuz bir yedek kulübesi, dakika 70’te sizi oyundan alsa bile kararlarına saygı duyduğunuz bir teknik direktör, sizin yerinize giren ve belkide perfomansı ile haftaya sizi kadro dışına koyacak ama başarı dilerken sıkıca sarıldığınız bir takım arkadaşı. Ve otobüste verilen zafer pozu. Bu içinde olmayı düşlediğiniz bir tablodur.
Geçen hafta sol kanatta başlayan Juju nun yerine o maçtaki performansı ile formayı kapan Erkan takımdaki adalet ve hakkaniyet duygusunun ete kemiğe bürünmüş haliydi adeta. Her kim bu forma için yüreğini koyarsa o forma askıda onu bekliyor olacak.
Karabüksporu ligin başından beri takip eden çoğumuz bir sonraki maça çıkacak kadroyu 1 belki 2 isim haricinde sayabiliyoruz. Bunun süreklilik ve oyunculardan bağımsız sistem takımı olma yolunda atılan önemli adımlar olduğunu görmemek imkansız. Karabükspor için uzun vadede başarı adına yapılan bu yatırımların rakipler için yarattığı kaos ise paha biçilemez.
Her nasıl bizler o kadroyu sayabiliyorsak rakip takım teknik heyeti de aynı kadroyu tahtaya yazıyor ve hatta oyun dinamiklerimizi, en kritik adamlarımızı tek tek oyuncularına ezberletiyor. İşin güzel yanı rakibin tüm hamlelerini bildiğini düşünen herkes, tek bir hamle ile tüm ezberini kaybedebiliyor. Bazen en büyük düşmanınız rakibinizi çok iyi tanımak olabilir.
Açıkçası Erkanın sağ kanatta oyuna başlayacağını Mehmet Özdilek dahil kimse öngörmemiştir. Basit ama etkili bir seçim olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Solda İshak ve Ahmet İlhan ile daha hücumcu bir sol taraf ve sağda Erkan, Uğur ile daha dengeli bir sağ taraf.
Defansif kurguda yerini geri alan Mabiala ve Furkanın yokluğunda takımın koşu istatistiği en yüksek oyuncusu Musa Çağıran.
Klasik oyun diziliminden farklı hiçbirşey yapmadan sahaya kendi oyununu oynamaya çıkan Karabükspor rakibine başlama düdüğünden şu mesajı gönderiyor. “Biz geldik, kendi oyunumuzu oynayıp gideceğiz. Sizin ne yaptığınız da açıkçası pek umrumuzda değil.”
İlk yarı iki takım için peşrev havasında geçti. Gol atmaktan ziyade yememek üzerine kurgulanmış evsahibi takımı üzerine gidip pozisyon arayan Karabükspor; topa sahip olan ancak ciddi bir atak üretemeyen taraftı.
İkinci yarıda oyun seyrini değiştiren geçen hafta da söylediğimiz üzere taraftarı heyecanlandıracağına şüphemiz olmayan Eneramo oldu. Kazandırdığı serbest vuruş sonrası yine kendisi uzun zamandır hasret kaldığımız bir serbest vuruşla takımı öne geçirdi. İkinci golün de yaratıcısı oldu.
Karabük takımının en önemli özelliği defansif anlamda konsantrasyonunu kaybetmeden tam takım olarak topun arkasına geçmesi olarak gösterilebilir. Ancak bireysel olarak maçı izlemeye başladığınız anda golü nasıl yiyeceğimizi bugün İshak ın dalgınlığı göstermiştir sanıyorum.
Futbol fizik kuralları ve mücadelenin yanında mental olarak da oyunu 90 dakika boyunca yaşamanız gereken bir spor. Attığınız ikinci gol sonrası keyifle 3-4 olacak maçı 2-1’e getiren rakip karşısında zihinsel olarak geri düşmeniz kaçınılmaz oluyor.
Maç 2-1 olduğunda bile çoğumuzun Gençlerbirliğinin gol atacağını düşündüğünü sanmıyorum. Son 15 dakika içinde doldur boşalt ile buldukları iki pozisyondan öteye gidemeyişleri de hiçbirimizi yanıltmamıştır. Karabükspor defansını geçmeleri için daha farklı birşeye ihtiyaçları olduğu “mesela Ermin Zec” açıktı ama kendileri için çok üzücü ki kendisi ilk 18 de değildi.
Karabükspor kendi oyununu sahaya yansıtarak Ankara gibi zorlu bir deplasmandan 3 puanla evine dönüyor ve muhtemelen tam bu satırlar yazıldığı anda oyuncularımız Karabüke varmak üzereler.
Hepsine buradan teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Sahada yine yıldız bir takım vardı. Ancak biz bugünün yıldızı olduğunu düşünüdüğümüz üç isim için bir parantez açmak istiyoruz.
Orta sahadaki mücadelesi, topla ekstra işler yapmasa bile takımı ileri taşıma gayreti ile Samba Sow’un bu ligin kalburüstü ön liberolarından biri olduğu sanırım su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Doğa Kaya nın insalık dışı faulünden sonra bile oyuna devam etmesi alkışlanması gereken bir özveriydi.
Ve tabiki Michael Eneramo, bugün yaptıklarını anlatmaya zaten ihtiyaç yok. Muazzam bir serbest vuruş ve ikinci goldeki katkısı ile bugünün yıldızı olduğu aşikar.
Ancak biz aslan payını başka birine vermek istiyoruz. Ankaradan, Karabükten, İstanbuldan otobüsler dolusu coşkuyu 19 Mayıs tribünlerine götüren Mavi Ateşe en derin saygılarımızı sunuyoruz.
Bir takım golden sonra, kazandığı maçtan sonra koşacak ve mutluluğunu paylaşacak, kaybettiği maçtan sonra moral bulacak bir taraftara sahipse zaten başarı yakındır.
Bu takımın baktığı yerde, seni aradığı yerde olmaya devam et Mavi Ateş. Çünkü bu takım, bu şehir ve sen. Bunu hakediyorsun.
Saygılarımla
