
SON MAÇ – İLK DÜŞÜŞ
15 Mayıs 1994
Demir Çelik Karabükspor – Zeytinburnuspor
Süper ligde, eski adıyla 1.Lig’de ilk yılımız ve son maçımız.
Rakibimiz Zeytinburnuspor.
Kümede kalabilmek için bize bir puan yeterli.
Ama rakibimizin bizi yenmesi şart.
Tribünler tıklım tıklım dolu.
Başka takım taraftarları da tribünlerimizde bizi desteklemeye gelmişler.
Tüm Türkiye’nin gözü bizim maçta Tüm futbol kamuoyu ligde kalmamızı istiyor.
Ben teneke tribünlerdeyim.
Arkamda “ Şirinler” yazan bir pankart.
Herkes olabildiğince coşkulu.
Tribünden dışarıya ipler sarkıtılıyor.
İpler geri çekildiğinde uçlarında poşetler var.
Poşetlerin içi tıkabasa meyve suyu dolu.
Hararet basanlara servis yapılıyor.
Nasıl meyve suyu ise içen yalpalıyor. Dili dolanıyor.
Belli ki bu sular katkılı, organizasyon gayet iyi.
Güvenlik önlemleri olağanüstü. İçerisi asker polis kaynıyor.

Nihayet maç başlıyor.
İnanılmaz bir tezahürat var. Rakip takımın eli ayağına dolanıyor.
Takım kendine güveniyor.
Taraftar sonuçtan emin.
Bir taraf mavi dediğinde, diğer taraf kırmızıyı gırtlağı yırtılırcasına haykırıyor.
Uyum mükemmel.
Zaman zaman Meksika Dalgalanması yapıyoruz. Hep birlikte oturup, kalkıyoruz.
Katkılı meyve sularını tüketenlerin bazıları üzerimize yıkılsalar da pek umursayan yok.
Ama o ne gol yiyoruz. Ne gam?
Nasılsa atarız.
İkinci yarı başlıyor. Ama hala golümüz yok.
Zaman akıp gidiyor.Teller arkasındaki teknik adam oyuncu değişikliği yapıyor.
Bu değişiklik takımı hareketlendiriyor. Nitekim aradığımız golü geç de olsa buluyoruz.
Sevinçliyiz.
1 puan bizim için yeterli.
Kümede kalmak çantada keklik.
Zaman geçmek bilmiyor. Gözümüz skorbordda.
Maç bitti bitecek. 90 dakikanın tamamlanmasına saniyeler var.
Bizler hazırız, hepimiz ayaktayız.
Önce takımımızı kutlayacağız.
Sonra araçlarımıza binip zafer turu atacağız.
Ama o ne? Havada bir top.
Süzüle süzüle kalemize gidiyor.
Gözlerimizi kapatıyoruz. Belli ki kalecimiz de kapatmış.
***
Hakem düdüğü çalıyor.
Futbolcularımız yerlerde ağlıyorlar.
Rakip takım futbolcuları ise sahanın ortasında mucizeyi doyasıya yaşıyorlar.
Tribünlerden atlayanlar var.
Atlayanlar jandarmayla çatışıyorlar. Hele bir astsubay var ki.
Önüne geleni dipçikliyor. Birden araya alınıyor.Dövülüyor.
Onu biraz önce dipçiğini yiyenler kurtarıyor.
***
Olaylar biraz azalınca arabamı park ettiğim tek katlı lojmanın önüne gidiyorum.
O ne?
Arabamın arka stopları, aynaları, farları, silecekleri parçalanmış.
Lojmandan yaşlıca bir hanım çıkıyor: “Evladım engel olamadım. Ellerinde çekiç vardı.Daha fazla zarar vereceklerdi. Taşı elime alınca kaçtılar.”
Sağol diyorum. Benim arabamdan ne istediler diye düşünürken gözüm plakaya ilişiyor. Plaka 34 ile başlıyor.

Sıkıntıdan bir an önce kurtulmak istiyorum. Görev yerim Bolu’ya gideceğim.
Tünele giden yokuşu çıkınca birden elleri taşlı , sopalı yaratıklar beliriyor.
Sağda solda durdurulmuş, zarar verilmiş araçlar.
Benim araba da hilkat garibesi. Lambalar, aynalar, silecekler darmadağın. Plaka da dayaklık.
Beni de durduruyorlar.
Eli sopalı, çirkin bir yaratık şöyle bir bakıyor. Arabanın içinde eşim de var.
Kafasını camdan içeri uzatıyor. Uzatmasıyla çekmesi bir oluyor.
Çünkü dikiz aynasına bağlı kırmızı-mavi baş bandını görüyor.
Kasılarak, sen geç abi diyor.
Yolun sağında ki solundaki adamlarına alkışlatarak beni yolcu ediyor.
***
Anlattıklarım o maçta ve sonrasında yaşadıklarımın küçük bir kısmı.
Bunları unutmak istesem de beceremiyorum. Paylaştığım için kendimi rahatlamış hissediyorum.



21 Yorum
Ben de sana bir anımı anlatayım bakalım hatırlayabilecekmisin,Karabük’de Orduspor’la oynuyoruz ,Ordunun hocası Kadri Aytaç,Şampiyonluğa oynuyorlar(Tabi 2.Ligdeyiz o zaman),maçta Ordu bi gol atıyor öne geçiyor,biz kapalıdayız,seyircinin yarısı satılmış köpekler diye bağırıyor,benim olduğum gurup da başımızda İlhamiyle birlikte gırtlağımızı yırtıyoruz hala Karabük diye,hiç unutmam İlhami R’leri söyleyemezdi Kaabük diye bağırırdı,maçın sonlarına doğru kemik Nezih bi gol attı durum 1-1 oldu,biz bağırmaya devam ediyoruz,son dakka Ahmet Çorbacı soldan sıfıra indi ortaladı top üst direğin içine çarpıp kale çizgisine düştü,Ordu’lular dışarı bizimkiler içeri sokmaya çalışıyorlar,bizim 4 numara Çengel Mete (Ahmet Cumhur’un ağabeyi) kalabalığa daldı ayağınıı kırmak pahasına topu kaleye soktu,seke seke kenara geldi ve hani nerde satılmış köpekler diye bağırarak kendini sırt üste piste attı bayıldı,sedyeye koyup götürdüler,maç bitti Kadri Aytaç ve Ordusporlu futbolcular yerlerde çimleri yoluyorlar,biz ise tamamen coşmuşuz ,sesim kısılmış günlerce konuşamadım ,70’li yıllar,seneyi tam olarak hatırlıyamıyorum ama Lise yıllarım olduğunu bliyorum.Hatırladın mı…Selamlar…
Pingback: En (vurgulu) “oradaydım” | Emre Yağlı 28 Ağustos 2013 […] [2] Metin Aytekin Hocamız’ın KırmızıMavi’de yazmış olduğu maç anısı ve yazı altındaki bireysel anılar – Bağlantı […]
İsmail Layiç