Ağu 11, 12 yıl önce
, ,

Rakip İncelemesi: Saint Etienne

271362

AS Saint Etienne (ASSE), son dönemde ciddi başarıları olmayan bir imaj verse de Fransa’nın en köklü kulüplerinden biri. Ligde kazandıkları 10 şampiyonlukla bu alanda zirvede yer alıyorlar. En son 1981 yılında mutlu sona ulaştıkları için uzun süredir PSG, Olympique Lyon veya Marsilya gibi ekiplerle birlikte anılmıyorlar. Ancak son senelerde yaşadıkları istikrarlı çıkışla eski günlerine selam çaktıklarını da eklememiz gerek.

1933 yılında kurulan ASSE, maçlarını 35.600 kişilik Geoffroy-Guichard Stadyumu’nda oynuyor. Son yıllarda Pierre Aubameyang, Batefimbi Gomis, Dimitri Payet ve Kevin Mirallas gibi önemli oyuncuların formasını giydiği yeşil beyazlılar, 1979-82 yılları arasında Michel Platini’yi de kadrosunda barındırdı.

Takımın teknik direktörü 47 yaşındaki Christope Galtier. Galtier, teknik direktörlük kariyerine 2009’un Aralık ayında ASSE’de başladı ve o gün bugündür takım ona emanet. ASSE öncesi 1999’dan bu yana Marsilya, Al-Ain, Aris, Bastia, Portsmouth, Sochaux, Lyon ve yine ASSE’de antrenörlük yaptı. Adını bir madenci şehri olan Saint Etienne’den alan takım, Galtier’in gelmesiyle birlikte gözle görülür bir çıkışa geçti. Fransız teknik adam, ortasında göreve getirildiği 2009/2010 sezonunda ASSE’yi 17. sırada ligde tuttu ve peşinden gelen tüm sezonlarda hep daha üst sıralarda ligi tamamladı. Galtier, 2013 yılında lig kupasını kazanma başarısını da gösterdi. 2012/2013 sezonunu 5. bitirmeleri üzerine geçtiğimiz yıl, aynı bu seneki gibi UEFA Avrupa Ligi’ne katılmaya hak kazandılar. Ön eleme 3. turunda Moldova’nın Milsami Orhei takımıyla eşleşen yeşil beyazlılar, iki maçı da 3-0’lık skorlarla kazanıp play-off oynamaya hak kazandı. Play-off’ta ise rakipleri İsveç ekibi Esbjerg oldu. İsveç’te oynanan ilk maçı 4-3 kaybeden ASSE, deplasmanda 3 gol atmanın avantajını evinde kullanamadı ve iç sahada da 1-0’lık bir yenilgi alarak gruplara kalamadan elendi. Böylece, Christophe Galtier’in kariyerindeki ilk Avrupa macerası da erkenden bitmiş oldu. Geçtiğimiz sezon, ASSE için UEFA’daki bu erken vedayla başlasa da sonu iyi bitti ve ligi 4. sırada tamamlayarak yine Avrupa Ligi vizesi almayı başardılar.

ASSE, sezona girerken fazla transfer yapmadı. Geçen sezon kiralık olarak kadrolarında bulunan Yohan Mollo’nun bonservisini Nancy’den almalarının haricinde Lorient’ten Kevin Monnet-Paquet ve Norwich City’den Ricky van Wolfswinkel’i kadrolarına katarak ofansif takviyeler yaptılar. Buna karşın geçen sezon 5 gol 4 asistle oynayan forvetleri Brandao takımdan ayrılırken, kiralık olarak forma giyen sağ bek Kurt Zouma Chelsea’ye, sol bek Benoit Tremoulinas Dinamo Kiev’e, ön libero Josuha Guilavogui de Atletico Madrid’e geri döndüler. Bu ayrılıkların ardından savunmada kan kaybettiklerini söylemek mümkün olsa da yine iyi bir savunma takımı oldukları gerçeği halen daha sabit.

Rakibimizin geçen sezonki maçlarını izleyerek belli fikirler edinmek mümkün fakat ben, Ligue 1’in ilk hafta maçlarının oynanmasını bekleyerek Guingamp deplasmanında neler yapacaklarını ve takımın yeni halini gördükten sonra analizimi yazmak istedim. Guingamp’a karşı, yeni transferlerden hiçbiri ilk 11’de forma giymedi. Yohan Mollo ise ikinci yarıda forma buldu fakat o da geçen sezon kiralık olarak 17 maçta ASSE forması giydiği için kendisine yeni transfer muamelesi yapmasak daha doğru olur. Dolayısıyla henüz takıma direkt etki edecek bir transfer yapmadıklarını söyleyebiliriz. Her şeye rağmen, bugün sahada taş gibi bir ASSE olduğunu da kabul etmek gerek. Eksikleri var mı? Tabii ki var. Yazının ilerleyen bölümlerinde geçen seneki maçlarla da harmanlayarak bunları irdeleyeceğiz.

Öncelikle sezonun ilk haftasındaki rakipleri Guingamp’ın, Fransa’nın zayıf ekiplerinden biri olduğunu ancak kompakt kadrolarıyla ligimizde rahatlıkla ilk 10 mücadelesi yapabileceklerinin altını çizelim. ASSE, deplasmanda oynamasına rağmen 90 dakikayı pek de zorlanmadan 2-0 kazandı ve golleri tanıdığımız bir isim olan Mevlüt Erdinç’in ayağından buldu. Halen daha ismi Trabzonspor ve Galatasaray’la anılan Mevlüt, bu iki golle fiyatını muhakkak arttırmıştır. Golcü oyuncu, rakibin en önemli gol umudu şüphesiz ki.

Guingamp’a karşı maça klasik formasyonu olan 4-2-3-1’le başlayan ASSE, maç içinde zaman zaman 4-1-4-1’e döndü. İlk yarıda Mevlüt’ün arkasındaki üçlü sağ tarafta Hamouma (21), ortada Lemoine (18) ve solda Gradel’den (7) oluştu. Üçlünün arkasında da defansif orta saha olarak Clement (6) ve Cohade’yi (10) izledik. Cohade, zaman zaman öne çıkarak arkadaşlarını dörtleyen isim oldu. Bu orta sahanın en önemli özelliği mücadele güçleri. Hiçbir şapkadan tavşan çıkaran oyuncular değil. Hepsi topla belli ölçüde yetenekli ancak boylarından büyük işlere girişmiyorlar. En önemli prensip topu çabuk ve dikine oynamaları.

Özellikle Lemoine, çok mücadeleci ve sert bir oyuncu. Ön alanda oynamasına rağmen bolca top kazanıyor ve bu da rakip savunmaların hazırlıksız yakalanmalarına neden oluyor. Yani oyun karakteri itibariyle bir ön libero fakat topu iyi kullandığı için ofansif roller de aldığı oluyor. Bu agresif futbolu nedeniyle geçen sezon 9 sarı, 1 kırmızı kartla takımın en hırçın futbolcusu olarak dikkat çekmiş. Guingamp karşısında da sezona sarı kartla başladığını bir köşeye not düşelim. Bu oyuncular arasında en üretkeni Hamouma. Sağ kanatta görev yapan 26 yaşındaki oyuncu gol ve asistleriyle dikkat çekiyor. İçeri kat ederek yaptığı gol koşuları başımızı ağrıtabilir. Guingamp’a karşı özellikle hücumda çok etkiliydi ve arkasında oynayan sağ bek Clerc’le (29) uyumu dikkat çekti. İlk yarı solda, ikinci yarı ise sağ kanatta oynayan Gradel de hücuma iyi katkılar yapabilen bir kanat oyuncusu. Çok hareketli ve oyunun rakip yarı alanda tutma konusunda önemli roller üstleniyor. Fakat fizik olarak pek fazla vücut vücuda oynamaya gelemiyor. Biraz dengesiz ve dağınık. Ama çabukluğu ve çok koşması nedeniyle rakip savunmayı rahatsız eden bir oyun tarzı var.

Üçlü ofansif orta sahanın arkasındaki iki oyuncudan Cohade, teknik kapasitesi yüksek bir oyuncu. Topun 3. bölgeye hızlı bir şekilde aktarılmasında en önemli rol ona ait. Eveleyip gevelemeden oynuyor ve takımı seri şekilde atağa kaldırıyor. En önemli silahı savunmanın arasına attığı paslar. Bu noktada savunması kuvvetli Lemoine’in ön tarafta, hücumu kuvvetli (fakat savunmada da elini taşın altına sokan) Cohade’nin arkada oynaması enteresan bir ayrıntı. Cohade’nin yanında Clement görev yapıyor. 28 yaşındaki oyuncu maç içerisinde fazla gözükmemesine rağmen orta sahanın en önemli savunma yükünü çeken isim.

Kısaca bahsetmeye çalıştığım orta saha rotasyonuna en çok giren oyuncu Corgnet (8). 26 yaşındaki oyuncunun ofansif özellikleri oldukça gelişmiş. Geçen sezon skora en çok katkı yapan oyuncular arasında. Ön libero mevkisinde genç Diomande (28), kanatlarda da Mollo (11) ve yeni transfer Monnet-Paquet (22) diğe alternatifler. Mollo’nun bu takımda yedek olması da önemli bir ayrıntı. Normal şartlarda 11’de oynaması hiçbirimizi şaşırtmayacak bir oyuncu çünkü.

ASSE’nin geçen seneki başarılı savunma dörtlüsü kiralık oyuncuların takımdan ayrılmasıyla bozuldu. Sağ ve sol beklerde yeni arayışlara girdiler. Geçen sene Zouma’nın oynadığı sağ bek mevkiisinde Guingamp’a karşı Clerc’i (29) izledik. Clerc, özellikle ilk yarı boyunca hücuma çok destek verdi. Skorun tutulması gerektiği son dakikalarda da yerini hücuma pek çıkmamayı tercih eden Brison’a (20) bıraktı. Brison, aslen sol bek orijinli bir oyuncu fakat iki kanadı da kullanabilmesi onlar adına bir avantaj. Sol tarafta ise mecburen sol bek oynayan Tabanou’yu (27) izledik. Muhtemelen planlarda bir sapma olmazsa bize karşı da forma giyecektir. Tabanou, ofansif melekeleri daha gelişmiş bir futbolcu olduğu için sol kanatta bocaladı. Hatta şu an takımın yumuşak karnının da sol bek olduğunu rahatlıkla söylemek mümkün. Guingamp karşısında Mollo’nun oyuna girdiği dakikaya kadar rakibe en çok fırsatı bu kanattan verdiler. Tabanou, sık sık yerini kaybetti ve hatta bir pozisyonda kendisini çalımlayan rakibini formasından çekerek yere indirdiği için görmesi gereken sarı kart, hakem tarafından es geçildi. Bu noktada sağ önde oynayan oyuncumuza ve geriden destek verecek olan Erdem’e büyük iş düşüyor. Hatta şu an bizim için en önemli silah sağ kanadımız diyebiliriz.

Yeşil beyazlıların stoper tandeminde Senegalli Bayal Sall (26) ve kaptan Perrin (24) yer alıyor. Sall, 1.94 boyunda ve muhtemelen hiçbir forvet oyuncusunun karşı karşıya gelmek istemeyeceği bir stoper. Tank gibi diye tabir edilenlerden… Boyu nedeniyle havadan pek geçit vermiyor. Sahip olduğu fiziğe göre de ayağına hakim bir oyuncu. Geniş alanda oldukça süratli fakat yine de fiziksel bir dezavantajı var. Bu da kaçınılmaz olarak bazı anlarda ağır kalışı. Özellikle araya atılan toplarda mavi ekran verebiliyor. Ayrıca zaman zaman konsantrasyon kaybı yaşadığını da söylemek mümkün. Bu nedenle beklenmedik hatalar yapma potansiyelini her daim barındırıyor. Perrin ise biraz daha aklıyla oynayan bir oyuncu. Fizik olarak Sall gibi kuvvetli değil. Ayağına çok hakim. Ayrıca top kazanma konusunda çok başarılı. Sezgileri de kuvvetli bir oyuncu. Perrin’in hücuma katkısını da es geçmeyelim. 27 yaşındaki oyuncunun geçen sezon 6 golü var. Aslına bakılırsa stoperlere fazla iş düşmediğini söyleyebiliriz. Orta sahanın müthiş savunma katkısı sayesinde Guingamp maçında ilk ciddi pozisyonu 44. dakikada verdiler. İkinci yarıda rakip sahada oynamanın da etkisiyle biraz kapandılar ve Guingamp rahat bir şekilde gelmeye başladı.

Kaledeki Ruffier’i (16) anmadan olmaz. Zaman zaman Fransa Milli Takımı’nda da görev yapan 27 yaşındaki kaleciyi Monaco’da yaptığı çıkışla tanıyoruz. Çok genç yaşından beri Ligue 1’de ciddi süre aldığı için yaşına göre çok çok tecrübeli ve iyi bir kaleci.

Peki biz neler yapabiliriz? Öncelikle işin orta sahada bittiğini söylememiz gerek. Eğer yukarıda da tanıtmaya çalıştığım orta sahayla üstünlük savaşına girersek, Sow ve Yiğit gibi top kullanma bakımından sınırlı yeteneklere sahip oyuncularımızla büyük problem yaşarız. O bölgeyi mümkün olduğunca hızlı geçip bir an önce topu 3. bölgeye aktarmalıyız. Yani aslında bu bir nevi rakibimizin oyun anlayışı. Belki de Sow’un yanında Yiğit yerine aynı rakipte olduğu gibi top kullanma becerisi yüksek Hakan Özmert’i yerleştirmek gibi bir tercih yaparsak bu çabukluğun uygulanabilir olma ihtimali artar. Ön alandaki oyuncularımız, top almak için geriye gelmemeli. Yoksa onlar da bu girdabın içinde boğulup giderler. En doğrusu Traore, Ahmet İlhan, Erkan, Viola (artık kim oynarsa) kanatlara yakın kalmalı ve top bir an önce bu oyunculara aktarılmalı. Kanattan ve yerden oynadığımızda tehlike yaratma şansımız büyük. Birçok savunma gibi ASSE savunması da bu toplara karşı bocalıyor.

Her ne olursa olsun bizi çok zor iki maçın beklediğini söylemek mümkün. İlk maç yine sahamızda ve Tolunay Hoca haklı olarak yine gol yememeyi öncelik olarak seçecektir. Fakat bu kez ne olursa olsun sahamızda en az bir gol atmalıyız. Yememeli ve atmalıyız. Bu çok önemli. Topa sahip olmaktan çok, sonuca bir an önce gitmek önceliğimiz olmalı.

Şu ana kadar formamızı giyememiş olsa da Viola’ya güveniyorum. Bu seride forma giymesi halinde mücadelesi oyun yapısıyla farkının ortaya koyacağını tahmin ediyorum. Futbol stili olarak bu maçlar için tam da biçilmiş kaftan.

Takımımızda, turu geçmek için doğruları yapabilecek kapasite var. Rakip gerçekten zorlu fakat biz de kolay işler becermedik şimdiye kadar. Neden olmasın? Yine sonuna kadar destekle yapılmayacak iş yok. Oyuncularımız, mücadelelerini son dakikaya kadar sürdürdükleri sürece sahada alınan sonucun da bir önemi yok. Hepsine sonsuz başarılar…

Paylaş "Rakip İncelemesi: Saint Etienne"

Sitemiz yorumlara kapatılmıştır.

1 Yorum

  1. 14 Ağustos 2014
    Elinize sağlık.
    İnşallah turu alırız ve yazacağınız değerlendirmelerinizi okuruz.
Haberler Yazılarımız
Şub 21, 9 yıl önce

Kamuoyuna duyurumuzdur (21 Şubat 2018)

Değerli Karabükspor taraftarları… Bugün bir kongre sürecinden daha çıktık. Son dokuz ayda yaşadığımız üçüncü seçim ve ikinci kayyum tehlikesini geride bıraktık. Çok değil, bir sene önce çoğumuzun aklının ucundan geçm…

Ağu 21, 9 yıl önce

Röportaj: Emanuel Roşu

KırmızıMavi’nin bir geleneği haline dönüşen röportaj serisi devam ediyor. Avrupa Liglerini ve ülkemiz futbolunu yakından takip eden Romanyalı gazeteci Emanuel Roşu ile Türkiye Ligi, Karabükspor ve Karabüksporumuzda futbol oynayan Rom…

Ağu 8, 9 yıl önce

Kırmızı Mavi Spor Kültürü Derneği kuruldu

Değerli Karabüklüler, sporseverler, 2011 yılında başladığımız KırmızıMavi yolculuğunda 7 Ağustos 2017 tarihi itibarıyla bir dönüm noktasını geride bırakıyoruz. Yaklaşık bir yıldır planladığımız dernekleşme çalışmalar…